turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İVEDİK FİLMİ

TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)

22 OCAK 2016

Emekli Korgeneral Atilla Kıyat; "İçeriden TV'nin sesi geliyordu. Ahlaksız, çirkef gibi kelimeler duydum. Recep İvedik filmi zannettim. Ekranı görünce çok utandım. Şimdi Erdoğan'ın ağzını açıp gözünü yumarak söyledikleri sözcükleri bir kez daha anımsayalım. "Cahil, çirkef, ahlaksız, çirkin namus ve şeref fukarası, pişkin, serseri mayın".

İşte o zatı muhterem, çağırmış yandaş gazetecileri ve bazı akademisyenleri sözüm ona terör sorunundan Barış Bildirisi'ne imza koyan akademisyenlere kadar birçok konuda düşün alışverişinde bulunulmuş. Yemekte bulunan isimlerden bazıları şunlar: Halil Berktay (Türkiye'ye tercüme yazılarla Maoculuğu sokan adam), Adem Sözüer (kim bilip tanıyorsa) Mehmet Barlas (gedikli sol ve sosyalizm düşmanı), Halil Kaplan, eskiden Perinçek'in önemli adamlarından ve Maocu) Oral Çalışlar ve Orhan Miroğlu. Bu isimler bile her şeyi anlatmaya yetiyor ve artıyor bile.

Bir yandan saray; yandaşları ağırlarken bir yandan da imzacı akademisyenler görevden alınıyor. Öyle ki bu ülkede ne yasalar var ne de anayasa. Herkesin yazgısı birilerinin iki dudağının arasında. Alın denilecekler alınacaklar, atın denilecek atılacaklar. Bu arada bir başka örnekten daha söz etmeyi yaşamsal buluyoruz. İktidar "paralel" adını verdiği bazı kimselere operasyon çekiyor ya işte o operasyonlar sonucu tutuklama vermeyen bazı yargıçlarda HSYK tarafından görevden uzaklaştırılıyorlar. Oysa biz bilirdik ki, yargıçların yargıç güvenceleri vardır ve de verdikleri karardan dolayı kendilerini asla baskı altında duyumsamamaları gerekir. Bunlar yaşandığına göre sizler sade bir yurttaş olarak ne düşünürsünüz acaba? Sizi bilmiyorum ama ben kendi adıma bundan böyle hiçbir yargıç görevinden atılmayı göze almadan iktidarın hoşuna gitmeyen bir karar vermekte zorlanacaktır. Bu yüzden de eğer kimi davalar iktidarın zorlaması ile açılmış ve birileri sanık sandalyesine oturtulmuşsa peşin peşin kararları da iktidarın istediği yönde olacaktır.

Eğer bir ülkede yargı bu hale getirilmiş ise ve de yargıçlar hiç seslerini çıkarmadan görev yaptıklarını düşünüyorlarsa gerçekten de ortada çok yaşamsal tehlikeler var demektir.

İşte artık bu yüzden ülkemizde kişilik haklarına saldırıların boyutu daha da artacak, siyasetin bazı özneleri Recep İvedik filmlerine taş çıkartmakla kalmayacaklar daha da ötesine geçerek havayı öyle bir kirletecekler ki, herkes küçük dilini bile yutmaya zaman bulamayacaktır. Ne demişti akademisyenlere Erdoğan? 'çeyrek porsiyon'. Erdoğan'ın sayesinde politik dilimize çeyrek porsiyonun yanı sıra bir de 'tam porsiyon' sözcüğünü de açtığı çığırla kazandırmış oldu.

Bildiğiniz gibi Cevdet Erdöl AKP milletvekili olduğu için kendi dediğine göre zaman bulup profesör olamamış. Ama ne gam Recep Tayyip Erdoğan bu çeyrek porsiyonu tam porsiyon yapıp yani profesör bile olmadan Sağlık Bilimleri Üniversitesi'ne rektör olarak atayıvermiş.

Devam edelim. Recep Tayyip Erdoğan akademisyenlere aylıklarını nereden aldıklarını anımsatarak yan bakıyor ya, konuya bir de şu açıdan bakalım. O sözü edilen akademisyenler onca dirsek çürütmüşler. Üstelikte ülkenin eğitim ve bilimine onca katkıda bulunuyorlar. Bu yüzden de aldıkları aylığı hak ettiklerini düşünmemek büyük haksızlık olur. Yalnız bu ülkede öyleleri var ki, niçin bu kadar para alırlar insanın aklı bile almıyor. Örneğin bizzat Erdoğan'ın kendisi, Başbakan ve bakanlar ve de milletvekilleri, İpek Holdingin Kayyumlarına verilen 52 bin TL'yi de unutmamak gerekir değil mi? Peki bütün bu sözünü ettiğimiz görevliler aylıklarını babalarının cebinden mi alıyorlar da Recep Tayyip Erdoğan iki de bir çıkıp akademisyenlere verilen paralardan dem vuruyor?

Görüldüğü gibi söylenecek söz çok. Ancak yazımızın başında da belirttiğimiz gibi bazı kimselerin ağızlarından çıkan sözler ve tasarruflarının nelere mal olduğunun hiç değil bir parçasını dile getirmek istedik.

Hani bir zamanlar Öztürk Serengili'in sözde güldürü filmleri vardı ya, yerli yersiz bir "yeşe" çektiğinde niyeyse gülerdik ya, işte bu "yeşe"li konuşma şekli o dönemlerde neredeyse ülkemizin her yerinde yinelenir, herkes Öztürk Serengil gibi konuşmaya çalışırdı. İşte; şimdi de, siyaseten diyelim ki Recep Tayyip Erdoğan'ın örnek alındığını düşünün. İşte o zaman vay ki bu ülkenin haline vay! Çünkü sokaklarda herkesin birbirine:

"Cahil, çirkef, ahlaksız, çirkin namus ve şeref fukarası, pişkin, serseri mayın".

Dediğini düşünün bir.

Vallahi de kan çıkar, billahi de kan çıkar…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA