turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DAHA NASIL OLABİLİRİZ Kİ?

TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)

26 OCAK 2016

Türkiye AKP iktidarı tarafından boğazına kadar bataklığın içine itildi. Ülkemizde üretim durdu. İşsizlerin sayısı değil azalmak, giderek daha da artıyor. Zam zam üstüne bindiren iktidar sözüm ona asgari ücreti 1300 TL'ye çıkarmış, emeklilere de doğrudan 100 TL zam yapmış oldu. Oysa maaşlara yapılan zammın neredeyse on katı bindirilen zam ve vergilerle halkımızın cebinden deve yapılıp hamuduyla götürüldü. Eğitim neredeyse bitirildi. Doğu ve Güneydoğu'da çocuklarımız okullarına bile gidemediler. Başka bölgelerde ise eğitim iyice dinselleştirilerek abuk subuk insanların eline bırakıldı. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı sahte öğretmenlerden bahsederek peşlerine düşüldüğünü açıkladı. Baskı arttı, özgürlükler yok edildi. Ülkemizde can güvenliği yok. Nerede bir IŞİD bombası patlayacağını bile kestirmek zor.

Oysa bu katil sürüleri bir zamanlar Türkiye'yi yolgeçen hanına çevirmişler ve de iktidar tarafından sonuna kadar desteklenmişlerdi. Türkiye'nin bölge politikaları iflas etti. Batı emperyalizmine güvenip komşularımıza kumpas kuranların düşlerine kar yağmakla kalmadı, ülkemiz bu politika yüzünden yüksek boyutlarda tehlikenin içine sokuldu.

Dün, Kürt sorunu ile ilgili olarak masaya oturup pazarlık yapanların nasıl zavallı duruma düştüklerini o zaman görmüştük, şimdi bizzat Abdullah Öcalan'ın dile getirdikleriyle daha da iyi görmüş oluyoruz. Oysa bu görüşmeleri yapanlar sanki bunlar değilmiş gibi şimdilerde Güneydoğu'da kentleri bilinçli bir şekilde savaş ortamı yaratarak bu politikalarıyla viraneye çevirdiler. İşin daha da kötüsü bütün bu politikaların mimarı konumundaki Recep Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı halkın gözünde prim bile kazandı. 1 Kasım seçimleri AKP tarafından böyle kazanıldı. İktidarın bu politikalarının prim yapması görüldüğü için iktidar adım adım hedefine yaklaştığını düşünüyor. Recep Tayyip Erdoğan'ın muhtarlarla yaptığı ısınma toplantıları daha doğrusu sövme sayma toplantılarıyla yetinilmemiş olunacak ki, öğrendiğimize göre saray yurt çapında halka seslenen mitinglere hazırlanıyormuş.
Hem de niçin?

Başkanlık sisteminin getirilmesi için.

Gerçi TBMM'de Anayasa değişikliği yapıp Başkanlık sisteminin halkoylamasına sunulması için AKP'nin yeterli desteği yok, yok olmasına da sanırız; AKP bu yönde tünelin ışığını görmüş olmalı ki, Recep Tayyip Erdoğan sahaya inecekmiş bunun için hazırlanıyormuş.

AKP'nin 330 milletvekili olmadığına göre AKP'ye bu desteğin nereden geleceği düşünülmektedir acaba?

CHP bu desteğin arkasında kesinlikle yok olduğuna göre geriye iki parti kalmaktadır. Birisi MHP, diğeri de HDP'dir. AKP özellikle 1 Kasım seçimlerinde MHP'den yeterince taşı yerinden oynatmıştır. Olmaz değil ama AKP'nin MHP içinden devşireceği milletvekili pek yok gibi gözükmektedir. Bu durumda AKP en çok HDP'ye güveniyor demektir ki, zaten Selahattin Demirtaş yaptığı açıklamada partisi içinde Recep Tayyip Erdoğan sevicilerinin olduğunu açıklayarak birçok kimsede şafağın atmasını sağladı bile. Bu durumda demek ki neymiş? AKP başkanlıkla ilgili konularda HDP'ye yanaşarak amacına ulaşmayı deneyecek. Sonuç alır mı almaz mı diye düşünmeye gerek yok. Bence HDP, her zaman böyle bir potansiyele sahip. Barış görüşmeleri altında yürütülecek görüşmelerde karşılıklı ödünlerle AKP Başkanlık merdivenini büyük ölçüde çıkılabileceğini düşünüyor.

Eğer yol haritası bu şekilde ilerler ve de HDP bir kez daha AKP'nin ve Recep Tayyip Erdoğan'ın politikalarına çanak tutarsa ki tutabileceği yönünde sinyaller var. İşte o zaman bu partiye ve bu partinin bileşenlerine karşı daha ciddi bir politika yürütmek de sosyalist solun gündemini daha çok işgal edecektir. Öyle ki bugün HDP bileşenleri içinde yer alan kimi sol yapıların bulunduğu yerden uzaklaşmaları için de daha kapsamlı bir çalışmanın da gündeme geleceği asla unutulmamalıdır.

Şimdi esas noktaya gelelim. Ülkemizde olup bitenler gerçekten de tehlikeli boyutlardadır. Bütün bu gerçeklere karşın Sarayın gündeminin sadece Başkanlık Sistemine kilitlenmiş olmasını iyi okumak gerekir. Artık biz şöyle demiyoruz. Ülke tehlike içinde, saray ya da AKP bakın görün ne işle meşgul?

Sözünü ettiğimiz güçleri tüm gerçeklikleriyle biliyoruz ve Recep Tayyip Erdoğan ve AKP'ye karşı halkımızı geniş bir cephede muhalefet etmeye çağırıyoruz. Recep Tayyip Erdoğan artık bisiklet üstündedir ve pedalı sürekli olarak çevirmekten başka bir çaresi de yoktur.

Çünkü Recep Tayyip Erdoğan pedal çevirmeyi bıraktığı an düşeceğini iyi bildiği için o toplantısı, bu toplantısı, muhtar toplantısı derken şimdi de Başkanlık mitingleri için sahaya inmek zorundadır.

Başkaca elinde tutacağı hiçbir dayanağı kalmamıştır.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA