turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YALAN MAKİNESİ VE HERKES

TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)

2 ŞUBAT 2016

Bildiğiniz gibi AKP tıpkı bir yalan üretme makinesi gibi çalışıyor. AKP iktidarı için söylenenlerin neredeyse tamamı doğru olmasına karşın AKP iktidarı eniği ile cücüğüyle yalana sarılıp göz boyamaya çalışıyor beceriyor da.

İsterseniz Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın sahte öğretmen diplomasıyla göreve başlayan öğretmenlerden söz etmesi konusuyla girelim yazımıza. Siz bir iktidar düşünün ki, içi de dışı da cıfıt çarşısına dönmüş, AKP ve dinci kadroların devlet katında kadrolaşmaları için kapı sonuna kadar aralanmış ama bu iktidar yine de suçlayacağı birilerini bulmayı her nasılsa başarıyor.

AKP'nin sınır tanımaz yolsuzluklarının yanına bir de devlet katına alınan memurlarla ilgili skandal üstüne skandal eklendi. Sorular çalınıp yandaşlara servis edildi. AKP camiasından olup da soruları kolaylıkla bileceği düşünülerek küflü kafalar tarafından sorular üretildi ve bu soruların çoğu yandaşları almak, yandaş olmayanları elemek için icat edilen sözlü sınav sorularında soruldu. Gerçekler bu denli ortada olmasına karşın salt iktidar gücü kullanıldığı için bu haksızlıkların üstesinden yargı ve başka kurum ve kuruluşlar da gelemedi ve AKP'nin giriştiği Alicengiz oyunları yanına kâr kaldı.

Neymiş efendim, sahte diplomalı öğretmenler görev yapıyorlarmış. Nabi Avcı bunu söyledi ya, tepki her ne hikmetse "582 bin öğretmen zan altında kalıyor" denilerek Eğitim-Sen'den geldi. Şimdi buraya bir açıklık getirelim.

Bildiğimiz kadarıyla bütün bu sahtekarlık işleri tam 13 yıldır AKP iktidarı tarafından çevrilmektedir. Bu yüzden de böyle bir söz söylenmesi bazılarını ürkütmüş olsa bile Eğitim-Sen gibi ilerici, devrimci bir kitle örgütünü niçin ürkütmüş olabilir ki? Tam aksine; Eğitim-Sen, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın bu sözü üzerine konunun açıklığa kavuşturulması için bu söylenen sözlerin üzerine gitmez mi? Elbette gitmesi gerekir ama her ne hikmetse Eğitim-Sen 582 bin öğretmenin zan altında bırakıldığı açıklamasını yaparak gereksiz bir açıklamaya imza atmış oluyor. İşte bu yüzden Eğitim-Sen'in bu konudaki açıklamasının bir önemi de yok değeri de. Çünkü namusuyla ve alnının teriyle öğretmen olmuş ve atanmış kimseler Nabi Avcı'nın açıklamasıyla niçin zan altında kalsınlar ki?

Neyse; umarız Eğitim-Sen bu konuyu durup dururken gündeme getirdiğine göre bir bildiği vardır herhalde diye düşünmek en iyisi.

Şimdi gelelim yalan makinesi olma keyfiyetine. AKP iktidarına göre 17-25 Aralık operasyonunda ortaya çıkanlar yalan. TÜRGEV Vakfı'nın palazlandırılması ve bu vakfa her türlü olanakların sağlanması için aralanan kapılar yalan. İstanbul'un rant alanına çevrilip talan edilmesi yalan.

Kıyılarımızın bir oldubitti ile birilerine villalar kurmaları için olanak sağlanması hiç olmamış, kara paracıların devlet katında gördükleri itibar zaten hiç yaşanmış değil. Ülkenin kan gölüne çevrilmesi uydurma. Mecliste bir bakanın saatini göstererek belge diye bir kağıt parçasını sallayarak kendisini savunmaya kalkmasını kimse görmedi. Ülkenin içişleri bakanının birilerini korumak için önüne yatmaya kalkması ise bir iftira, külliyen yalan. Para sayma makineleri, kasalar, ayakkabı kutuları hepsi hepsi hem yalan hem iftiracıların uydurması. Paraları bile polisler koydular ama para her nedense paralar polislere değil de sahiplerine iade edildi. Ülkede onca operasyon yapıldı, insanlara ağırlaştırılmış müebbet hapisler verildi ama bunların hiçbirisi şimdilerde anımsanmıyor, dosyalar Yargıtay tarafından yeniden ele alındı ve bugün ceza alan sanıkların hepsi aklandılar. Düzmece operasyonlarla hâlâ insanlar özgürlüklerinden ediliyor. Ülke ekonomisi çökertildi. İhracat yapılamaz hale geldi, enflasyon sürekli artıyor ama sanki bunlar hiç yaşanılmıyormuş gibi davranılmaya devam ediliyor.

Türkiye'nin dış politikası su alıp dibe vurdu. Suriye şehirleri yerle bir edildi.

Suriye'ye kumpas kuran emperyalistler ve bölgedeki bazı işbirlikçi politikacıların ipliği pazara çıkarıldı ama sanki bunlar hiç olmamış gibi insanlar kandırılmaya devam ediliyor. Doğu ve Güneydoğu'da yaşadıklarımız görülmemiş boyutlara çıktı. Kan akıyor, kentler harabeye çevriliyor ama gerçekler her ne hikmetse yurttaşlardan saklanmakla kalınmıyor, birileri sanki kahramanmış gibi ısıtılıp ısıtılıp yığınların gözünün içine sokuluyor.

En önemlisi de bugün Türkiye'nin bölgede yürütülen politika yüzünden Rusya ile savaş halinin öngününe getirilmesi olmasına karşın bu konuda da yeterince kamuoyuna bilgi verilmeyerek gerçekler saklanıp tehlikenin boyutları gözlerden ırak tutulmaya çalışılıyor.

Son söz; yalan makinesi çalışıyor.

Akıllar durgunluk yaşıyor.

Herkes ayrımsız tehlikenin pençesine itiliyor ama fırtınadan önceki sessizlikte sürüyor…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA