turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


GÜNEY AMERİKA FATİHİ

TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)

3 ŞUBAT 2016

Öyle önemli biri öyle önemli biri ki, zırhlı aracını bile kargo uçağı ile Türkiye'den götürüyor. Bir insan her gece sevgi ve mutlulukla uyuyacağı yerde korku hezeyanları geçirerek ya da herkesin kendisinin can düşmanı olduğunu düşünerek yastığa başını koyarsa işte böyle olur. Ta dünyanın öbür ucunda canına kast edileceğini düşünüp ve kargo uçağı ile zırhlı aracını bile Türkiye'den taşımak zorunluluğu duyumsuyorsa vay ki o kişinin haline vay.

Bugüne kadar Türkiye'nin hiçbir cumhurbaşkanı dış gezilerinde alışılmış güvenlik tedbirlerinin dışında böylesi yollara hiçbir zaman heves etmedi. İş böyle olunca insan duyulan korkunun derecesini anlamaya çalışıyor bir, ikincisi de bilmem ki belki de gidilen ülkelerin yöneticilerine ne büyük bir lider olduğunu göstererek onları efsunlamaya ya da gerçekten böyle olduğuna inanarak birilerinin güleceği biline biline böyle yollara heves ediliyor.

Türkiye'nin elbette dünyanın bütün ülkeleriyle dostane ilişkilerinin olmasından güzel bir şey olamaz. Gönül ister ki, hangi ülkeye gidilirse gidilsin kurulan ilişkiler ve bir değer olarak ortaya konulan davranışlar sonrasında insanlar Türkiye'nin adı geçtiği zaman iyilikle anıp yaklaşımları da bu çerçevede olsun. Gönül ister ister de gerçekler acaba böyle midir? Gerçekler dünya ülkelerinin dünyaya yansıttıkları tutumlarından kolayca anlaşılmaktadır. Gerçek o dur ki, Dünyanın hiçbir ülkesi Türkiye'yi sağlam pabuç olarak görmemektedir. Ülkesini gerçek anlamda seven insanlar, bu durumun niye böyle olduğunu oturup düşünmez hesabını kitabını yapmaz mı hiç?

AKP iktidarı işbaşına geldikten sonra yeryüzünde Türkiye'ye karşı dostane davranacak Katar ve Suudi Krallığı'ndan başka ülke kalmamışsa bu başarısızlık kimin hanesine yazılmalıdır acaba? Recep Tayyip Erdoğan kırık karnesiyle dolaştığı Güney Amerika ülkelerinde elbette diplomatik olarak nezaketle karşılanacak ama hemen bu ülkelerin tümünden de arzu ettiği şey her neyse eli boş dönecektir. Çünkü attığı her adımda güvensizlikten başka bir iz bırakmayanların hasadı da yine güvensizlik olacaktır. Ha bir de Erdoğan'ın gezilerine harcanan Türkiye'nin tüyü bitmemiş yetimlerinin haklarının olduğu har vurulup harman savrulan paraların da unutulmaması gerekir.

Bence Recep Tayyip Erdoğan'ın Güney Amerika gezisinin bir getirisi olmayacaktır olmasına da ne yazık adı geçen kişi ta oralardan bile herkese laf yetiştirme konusunda maşallah üstüne yok nedense. Dün, Bülent abisi olan kişi, bugün bu muhterem için sadece zat sıfatıyla anılıp ve ateş altına alınabiliyorsa bu çevrelerin içtenliğini de iyice bir sorgulamak gerekir aslında. Gerçi Bülent Arınç ülkemizde siyaseten işlenmiş ne kadar suç varsa 7 Haziran 2015 seçim sonuçlarına kadar bir anlamda ortağıdır. Peki, Bülent Arınç'ı bu denli rahat konuşturan şey nedir acaba? Çok belli. Hemen herkes Bülent Arınç'ın akçeli işlerde işinin olmadığını söyler. Kendisinin rahat davranışının altında bir tek bu özellik vardır. Ancak Akçeli işlere boğazlarına kadar bulaşan arkadaşları da AKP hükümetinde görev alan Bakanlar Kurulu'nda yer alan kişilerdi. Bülent Arınç tüm bu olup bitenler karşısında çıkıp da Allah için tek söz söylemiş değildir.

Bir kez İ. Melih Gökçek'e had bildirmeye kalkmış; söylediği sözleri de bir daha yinelemeyerek söylediklerini unutulmaya bırakmıştır. Şimdi kalkmış, anlamlı olsun diye saatler 17: 25'i gösterirken twitter atarak aklınca mesaj vermeye kalkıyor.

Bize göre bu işler böyle olmaz. Kim yanlış yapmışsa, yaptığı yanlışın derecesi ney ve neye mal olacaksa çıkıp açıkça konuşur ve birileri de güç kullanarak üzerine gidilmesini engellemiş olsa bile engelleme barajı yıkılır ve kim neden sorumluysa çıkarlar halkın önünde hesabını da verirler. Ne yazık ki, Bülent Arınç'ın çıkışı bizim söylediklerimizi içermiyor. Yapılan şeyler şimdilik biraz rahatsız edici olsa bile aynı zamanda da Recep Tayyip Erdoğan'ı uyararak size bilgi verenlere kanma gibisinden sözler söyleyerek yine de koruma gayreti içinde olunduğunu gösteren tutum ve davranışlarına tanık olmaktayız.

Sözün özü şudur:

Türkiye ve bölgemiz çok ağır koşullarla karşı karşıya. Oysa Recep Tayyip Erdoğan sanki bunların hiçbiri olmuyormuş gibi davranıp şaşaya ve saltanat gösterisine devam etmektedir. Kafasına taktığı Başkanlık sistemini demokrasinin kırıntısını bile bırakmayacak denli dayatarak her gün yurt içinde yurt dışında yığınla söz söylemektedir.

Bir başka deyişle; Recep Tayyip Erdoğan'ın bugün geldiği nokta hükümetin de, TBMM'yi de görevini yapamaz hale getirilmesinde her yolu denenerek suç işlenmesidir.

Bu anayasal suçun hesabını soramayan bir parlamento ise ne yazık ki her gün Recep Tayyip Erdoğan tarafından hak ettiği şamarı yiyip oturacak ve halka karşı da söyleyeceği sözü olmayacaktır.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA