turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


TEHLİKELİ SULARDA KULAÇ ATMAK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

15 ŞUBAT 2016

Bugünkü yazımda DİSK'in Genel Kurulu'na değinmek istiyordum ama bana göre daha önemli gelişmeler var. Başbakan Davutoğlu savaştan söz ediyor. Fırtına obüsleriyle topçumuz PYD mevzilerini vuruyormuş. Dahası Davutoğlu öyle konuşuyor ki, sanki savaş ilan edilmesinin ağzı kulağında. Davutoğlu PYD'nin yanı sıra hem Suriye güçlerine hem de Rusya'ya gözdağı veren açıklamalar yapıyor. Gazetelere bakarsanız, Suudi Krallığı ile birlikte Suriye topraklarına girecekmişiz.

Sorumlu bir adamın ağzından insanın böyle sözler işitince ufak atta civcivler yesin diyesi geliyor ama iş gerçekten de durum ciddi ve bu beceriksiz AKP iktidarının içine düştüğü durumda nasıl bir adım atacağını da kestirmek güç. Sözü uzatmadan söylemek isteriz ki, dünden bugüne bu iktidarın attığı adımlar nasıl ülkemizin başına çorap örmüşse aynı şekilde bu örülen çoraplara yenisi eklenebilir. Üstelik de Türkiye'nin bölgede bula bula müttefik olarak Suudi Krallığı'nı bulması ise ayrı bir çıkışsızlık. Bir başka deyişle AKP iktidarı bölgede en gerici ve çağ dışı bir ülke ile birlikte davranıyor oluşunu da ayrıca ciddi ciddi ele alıp okumak gerekiyor. Yani Gerici ve halk düşmanı AKP iktidarı bölgede sadece Suudi Krallığı ve Katar'la iş tutuyor.

Davutoğlu'nun söylediklerine bakılırsa PYD, hedefte, Beşşar Esad güçlerine zaten savaş ilan edilmiş havası var. Rusya ise Davutoğlu'na göre işgalci, bunların hepsine de Davutoğlu esip yağıyor. Davutoğlu'nun sözlerinden anlaşıldığına göre bir tek terör örgütleri hedef olarak seçilmemiş. Ne El Kaide'den ne El Nusra'dan ne IŞİD'tan ne ÖSO'dan ne de gıvır zıvır terör örgütlerinden hiç mi hiç söz edilmiyor. Yani sizin anlayacağınız onlar Türkiye'nin hedefinde bile değiller.

Hani her şeyi anlamaya çalışıyoruz ama Davutoğlu'nun dile getirdiği sözlerin hiçbirisi içinde doğruluk payı taşımıyor. Davutoğlu ki, Rusya'ya işgalci derken her ne hikmetse ABD ve ABD'nin destekçileri için tek söz söylemiyor. Oysa bu yaşanılanların tamamı ABD emperyalistlerinin Irak'ı işgali döneminde başladı ve ta Kuzey Afrika'dan başlayarak bütün Ortadoğu coğrafyasını içine alarak kan ve gözyaşı tohumlarının ekilmesine ve milyonlarca insanın yaşamını yitirmesine sebep oldu. İşte bu nedenledir ki, eğer işgalden söz edilecek ve bugün, bölgede yaşananlarla ilgili anlamlı bir söz edilecekse bu gerçekler asla gözardı edilmemelidir. Yani ABD ve öteki emperyalist ülkelerin kurduğu dümen bir an bile akıldan çıkarılmamalı, dahası bu emperyalist ülkelerle iş tutan piyonların da ipliği pazara çıkarılıp deşifre edilmelidir.

Çok değil daha kısa süre önce AKP iktidarı PYD'nin yöneticilerini Türkiye'de ağırlar, karşılıklı oturup konuşurlardı. Bu görüşmeler yapılırken AKP, PYD'yi terör örgütü olarak görmüyor olmalı ki, görüşmelerini de Türkiye halkının gözünün içine baka baka yürüttü. Şimdi ise yavuz hırsız ev sahibini bastırır örneğinde olduğu gibi AKP bu kez de PYD üzerinden milli duyguları şahlandırıp aklınca politika yapmaya çalışıyor. Her ne hikmetse AKP iktidarı bugün PYD için terör örgütü ve PKK'nın aynısı diyorsa da dün bu tür sözlerden özenle kaçının bir politika izliyordu. Hoş; dün PKK'ya karşı izlediği politikayı da bilmiyor değiliz. Görüşmeler gırla, al gülüm ver gülüm tezgâhları birbirini izlerken İmralı'dan getirilen mesajlar meydanlarda okunuyordu.

Rus uçağının düşürülmesinin bedeli Türkiye'ye ağır olmuştur. Bu olaya bir de Davutoğlu'nun Rusya'yı tehditvari sözleri eklendiğinde gerçekten de neler olabileceğini düşünmek bile zordur. Yani sözün özü AKP iktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan yönetiminde ülkemizin geleceği hiç de iç açıcı görünmemektedir.

Bir de ne görelim 7 Haziran seçimlerinde AKP umduğunu bulamadı ve Recep Tayyip Erdoğan'ın seçim sonuçlarını tanımayan davranışı sonrasında ise bir yandan savaş tamtamları çalındı, şiddet tırmandırıldı bir yandan da Türkiye bir kez daha seçime götürüldü. Sonuç şahlanan milli duygular sonucu MHP'den kopan oylar ve küçük bir yüzde de olsa HDP'ye verilmiş oylar geri AKP'ye döndü ve AKP %49,5 oy alarak 317 milletvekili çıkardı.

Bugün AKP'nin meclis çoğunluğuna karşı önemli problemlerinin olduğu bilinmektedir. En önemlisi de AKP zor kullanarak da olsa bugün yönetemez duruma düşmüş bir iktidardır. Recep Tayyip Erdoğan'ın başkan olma merakı ise işin tuzu biberidir.

Bu olup bitenlere bir de Abdullah Gül'ün ve diğerlerinin hımhımlı muhalefeti eklenmiştir ama sonuç söylediğimiz gibi hımhımlıdır ve ortaya çıkan bu hareket; kendisini AKP içinde muhalefet yaparak ifade etmeye karar vermiş ve de bu sonuç bizleri hiç mi hiç şaşırtmamıştır.

Çünkü sonuç olarak bunları bir sakallının sopası hizaya sokmaya yeter de artar bile.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA