turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NEDİR BU SAVAŞ MERAKI?

TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)

16 ŞUBAT 2016

Birileri hepten gemi azıya aldı. Savaştan medet umup, işledikleri suçları unutturmak isteyen iktidarı geçiyorum ancak iktidar dışında olup da biz AKP'den daha efeyiz görüntüsü verenler yüzünden halk düşmanı gerici ve faşist AKP 14 yıldır ensemizde boza pişiriyor. Ülkede yaşam düzeyi yerlerde sürünüyor. İşsizlik, açlık kol gezdiği gibi insanlar yarınlarından da umutsuz hale geldiler. İç barış bozuldu. Kentler harabeye çevrilip AKP iktidarının işbirlikçiliği ve ülke düşmanı hezeyanlarından dolayı ülke diken üstünde.

Bölgemizde bulunan ülkelere yönelik izlenen politika yüzünden herkesle düşman hale geldik. Sünni inancını egemen kılmaya yönelik AKP'nin attığı adımların faturası bugün öyle ya da böyle ülkemize çıkarılmış durumda. ABD emperyalistlerinin ve onların ortaklarının Ortadoğu'da ılımlı İslam'a oynamaları yüzünden AKP iktidarının dişi kanlandı. Özellikle Suriye'de AKP iktidarının kurduğu kumpas ve oyunlar yüzünden terör örgütleri beslenip güçlendirildi. Suriye'nin egemenlik hakkı hiçe sayıldı ve bölgede konuşlanan terör örgütlerine silah ve mühimmat sağlandı. Terör örgütlerinin elebaşlarıyla İstanbul'da ve Türkiye'nin çeşitli yerlerinde toplantılar organize edip onları organize eden iktidar bugün kalkmış Türkiye'yi savaşın eşiğine getirmiş. Dış politikadaki yanlışlığı sanki bunlar yapmamışlar, şimdi ise yurttaşların milli duygularına uygun çığırtkanlıklar yapıp güç kazanmak ve saltanat sürmek istiyorlar. AKP iktidarı sayısız suçların sorumlusu. Gide gide öyle bir noktaya gelinmiş ki, işler iyice çığırından çıkmış. Savaş ha çıktı ha çıkacak gibi bir hava var.

Tam da böyle bir sırada Deniz Baykal televizyonda boy gösterip aklınca devlet adamlığı taslıyor. Oysa Deniz Baykal'ın devlet adamlığını ölçseniz
7 Haziran seçimleri sonrasında Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısına koşa koşa gidecek kadar sığ ve güdük. Nitekim Baykal niye koşa koşa gitmiştir şimdilerde daha iyi anlamaya başlıyoruz. Çıktığı televizyon programında Halep'in bir Sünni kenti olduğunu, tarihsel dokusunun da bu inanca göre oluştuğunu söyleyecek kadar gaflete düşmüş hırsına yenik bir politikacıyı görüyoruz. Bu adam nasıl CHP'lidir anlamak gerçekten de zordur. Kendisi CHP'nin yönetim birimlerinde dile getireceği sözleri uluorta konuşan ve sorumlu davranmayan bir kişilik sergiliyor. Bu yüzden de Deniz Baykal gibilerin CHP'ye kazandıracağı gerçekten de bir şey yok. Yine Deniz Baykal çıkmış diyor ki, Amerika bir köşede oturup bekleyemez. Ne yapacakmış onun cevabını da müdahale etmeli diye veriyor.

Sanki ABD sanırsınız yunmuş yıkanmış bir matah da Deniz Baykal'da bize bu matahı yutturmaya çalışıyor. Bir de Türkiye'nin milli politikaya dönmesi gerekliymiş. Ey Deniz Baykal sizin milli politika dediğiniz şey Türkiye'nin AKP iktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan'ın politikalarına alet edilmesi değildir. Daha da önemlisi Türkiye burada Sünni falan hesabı yapamaz, Sünni hesabı yaparak Suriye'nin toprak bütünlüğünü ortadan kaldıracak girişimlerde bulunamaz. Bulunursa da karşılığını er ya da geç görür. Yani politikayı getirip getirip inanç ve etnik köken üzerinden yürütmeye dayamak gerçekten de akıl kârı değildir. Deniz Baykal'ın son çıkışı gerçek odur ki, CHP'yi içinden vurmaya yöneliktir. Bir de Deniz Baykal'ın çevresinde kümelenmişler var. Onların da Deniz Baykal'ın açıklamalarına benzer açıklamalara yapacağını beklemek gerekiyor.

AKP iktidarının yarattığı cehennemi ortam isteniyor ki şu ya da bu şekilde sürsün. Bu yüzden de bir kez daha Deniz Baykal'ın CHP'yi içinden çatlatacak girişimine tanık olduk. Hem bunu da kurnaz bir şekilde yapıyor. Neymiş; Kılıçdaroğlu pek çok önemli iş başarmışmış da artık bu böyle gitmezmişmiş de falan filan.

Eh peki, Nasıl gider Sayın Baykal?

Sen gelince mi düzelir her şey?

Ya da sizde mi Recep Tayyip Erdoğan'ı başkan görmeye talimlisiniz?

Olabilir, çıkın o zaman kurun bir parti görün boyunuzu posunuzu?

Türkiye'nin öyle bir yerine çöreklenmişsiniz ki sizin yüzünüzden Türkiye'nin demokratikleşmesinin önü kapanmış. Dolayısıyla da Türkiye AKP gibi gerici ve halk düşmanı bir iktidara mahkum edilmiş.

İşte bizler bu yüzdendir ki her şeye maydanoz Diyanet Başkanlığının dandik fetvalarına maruz kalıyoruz. Daha dün, "babaların öz kızlarına şehvet duymaları haram değildir" fetvası veren Diyanet şimdi de çıkmış müzikle ilgili fetva vermeye yelteniyor. Neymiş efendim müzik dinlenebilirmiş ama cinselliği çağrıştırmamalıymış.

Sizin cinselliği çağrıştırma sözünüzün sınırı mı var?

Utanmaz sıkılmazlığınızın zirve yaptığını bilmiyor muyuz?

Sizler ananızın başparmağını görseniz cinsellik aklınıza geliyor ki sapığın ileri gidenisiniz, ileri gideni…

İşte Deniz Baykal yeni bir kumar oynadı ve ahir ömründe politikadan silinip gitme zamanı geldi de geçti bile. Yıllardır bırakalım sermayeye hizmeti, Türkiye'nin demokratikleşmesine bile tahammülü olmayanların silinip süpürülme zamanı geldi de geçti bile. Yoksa bunlar temizlenmeden AKP'nin iktidarı kolay kolay önlenemeyecek.

Değerli dostum Ömer Gürcan yazmış; Erdoğan'la yatan Baykal olarak kalkar demiş.

Anladınız değil mi?


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA