turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DÖKÜLMEK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

24 ŞUBAT 2016

Derler ya neresinden tutsanız elinizde kalır diye, işte AKP iktidarının en tepe noktasından en dipteki noktasına kadar neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Dibe vurmayan bir şey kalmadı. İktidar tarafından hışırı çıkarılan eğitim neredeyse hiç olmasa daha iyi olacak dedirtecek bir çıkışsızlığa sürüklendi. Sadece AKP yanlısı kadroların Milli Eğitim'de cirit attığına tanık oluyoruz. Okul müdürlerinde aranan özellik sadece ve sadece Tayyipçi ve AKP yanlısı olmalarıdır. Bu yüzden ki son olarak Kayseri'de Cansel B.K. Canına kıyarak yaşamına son verdi.

Yeşile ve doğaya karşı saygısızlık arşı alaya çıktı. İstanbul'da 3. Köprü için doğranan ağaçların sayısı dudak uçuklatacak rakamlara ulaşmış. 3. Havaalanı yapımı nedeniyle su havzaları kurutulmuş, ağaçlar ve yeşillik alanlar cehenneme çevrilmiş. Yandaş işadamları vurgun vursunlar diye Türkiye'nin yeşili talana açılıp maden şirketlerine peşkeş çekilmiş. Bu yüzden Artvin Cerattepe'de Artvinlilerin bütün dünya direnişine tanık oluyor. Doğa öldürülüyor. İnsanımızın hayatı bu iktidar tarafından hiçe sayıldığı için her gün ülke genelinde gözyaşları arasında cenazeler kaldırıyoruz.

Çığırından çıkmayan bir şey kalmamış. Futbolcu sahada oyununu oynayacağı yerde hakeme kırmızı kart gösteriyor. AKP'li Trabzon milletvekilleri ise ellerinde kırmızı kartla mecliste basın toplantısı düzenliyorlar. Yani AKP iktidarı ile birlikte Türkiye'de sporun da içine edildi. Spor siyasallaştırılmakla kalmadı, bu alanın AKP'liler tarafından ele geçirilmesi için neler yapılmadı neler. Sporcuya nasıl giyineceğine kadar karışılarak başarısına set çekildi. Doğal olarak bu tür müdahaleler yüzünden birtakım kişilik bozukluğu olan kimseler ortaya çıkarak basiretsizliklerini herkese bulaştırmaya kalktılar.

Tepeden tırnağa görev üstlenenler görevleri gereği Ali kıran baş kesen kesilirken sorumluluk nedir akıllarına bile getirmediler. Bir zamanlar Hırsızlık babadan oğlu geçer diyen Recep Tayyip Erdoğan'ın söyledikleri ayniyle her kademede yaşam buldu. Yani balık baştan öyle koktu ki neye el atsanız kokudan burnunuzun direği kırılıyor.

Her gün ülkemizde yaşanan terör nedeniyle yaşamını yitirenlerden iktidar toz zerresi kadar sorumluluk duymuyor. Yetki kullananlar her ne hikmetse bir türlü sorumluluklarını akıllarının ucuna bile getirmiyorlar. Bugüne kadar bir kişi bile olsun bu durumdan ben sorumluydum, görevimi gerektiği gibi yerine getiremedim diyerek istifa etmiş değil. Uzatmayalım yetki dağlar kadar, sorumluluğa gelince kimsenin iplediği yok.

Bir Başbakan düşünün ki çıkmış "Suriye'ye biz savaş ilan ettik" diyebiliyor. El Cezire'ye yaptığı Arapça konuşmasında sözü bir kez daha Suriye sorununa getirerek biz Suriye'ye savaş ilan etsek Arap ülkelerine yanımızda yer alacak mısınız diye sormak gafletinde bulunuyor. Hani ne demişler bunlar hem kel hem fodul. Bunlarda utanma arlanma da yok. Şecaat arz ederken merd-i kıpti sirkatini söyler örneğinde olduğu gibi durmadan sirkatlerini söylüyorlar.

Bir kez kafalarına Recep Tayyip Erdoğan'ı başkan yapmayı takmışlar ya, bu çıkmaz yolda ülke freni patlayan kamyon gibi yokuş aşağı uçuruma yuvarlanacakmış dertleri bile değil. Başbakanlık koltuğunda oturan zatı muhterem görevlerinin ayırdında bile olmamalı ki, yetkilerini Recep Tayyip Erdoğan'a kullandırıyor. "Anayasa CHP'siz de olur" diyerek ülke kan ağlarken çam üstüne çam deviren bir yöntemle dumura uğramış halleriyle ülkenin üzerine karabasanlar çökmesine zemin hazırlıyor.

Ha evet, bir de Ankara'daki terör eyleminde ölen teröristin taziyesine giden HDP ve BDP'liler var. Kimse ölen birine taziye ziyaretinde bulunanlar için bir şey diyemez demez de. Ancak bu kişinin konumu başka. Üstelikte taziyede bulunanlar terör eylemini açıktan açığa destekleyip siyasi bir tutum haline getiriyorlarsa işte burada durulmalıdır. Bu tutumu orasından burasından yorumlayacak değiliz. Ama tıpkı AKP iktidarı şimdiye kadar nasıl sayısız yardım ve yataklık suçu işlemişse sözünü ettiğimiz siyasi hareketler de yardım ve yataklık suçu işlemektedirler.

Bu durumda her kim öldürürken öldürüyorlar diye bağırırsa inandırıcı olamadığı gibi vicdanlara seslenirken bir de bakar görür ki, vicdan sahipleri de yanlarından çekip gitmiş olur da böyleleri seslerini kimse duyuramaz kimseye...


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA