turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


'BUNLAR'

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

27 ŞUBAT 2016

Ülkemizde Anayasaya göre kuvvetler ayrımı var mı? Var olduğu iddia ediliyor. Peki, bütün bu gerçeklere karşın nasıl olmaktadır da TBMM'nin görevlerini üstüne vazife olmayan bir kişi üstlenerek aklına geldiği gibi açıklamalar yapıp ülkede gündemi istedikleri doğrultuda değiştirebiliyor? Böyle olunca da hiç ülkemizde hukukun üstünlüğünden söz edilebilmek olası mıdır?

Elbette ki değildir. Durum bu olunca da üstüne vazife olmayanların tutumlarını nasıl yorumlamak gerekir acaba? Örneğin; Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, bir erken seçim olmayacağını “kesin bir dille” ifade edebileceğini belirtir ve yeni anayasa ve başkanlık sistemi konusunda iki ayrı referandum yapılabileceğini söyleyebilir? Bu durumda TBMM bostan korkuluğu konumuna düşürülerek işlerliği tam olarak kaldırılmak istenmiş olmaz mı?

Dünkü bütçe konuşmaları sırasında bir konuşma yapan Ana muhalefet Partisi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu haklı olarak iktidarın ve sarayın tiftiğini attırırken eleştirilere yanıt veren Ahmet Davutoğlu'nun içerikten yoksun konuşması bilmem dikkatinizi çekti mi, bilmiyorum ama Davutoğlu'nun yaklaşımı bir hayli ilginçti. Davutoğlu'na göre partilerini bu kadar büyüten ve bu noktalara taşıyan kişi Recep Tayyip Erdoğan'dı. Erdoğan kendisinden sonra kendisini AKP'nin başına aday göstermiş ve de AKP'nin liderliğine gelmiş oturmuştu. Oysa Kılıçdaroğlu öyle miydi ya, bir kaset olayı ile gelmiş ve genel başkan koltuğuna oturmuş biriydi. Hem konuşurken Kılıçdaroğlu'nun seviyesine de inmeyeceğini söyleyerek, Kılıçdaroğlu; bakanların oturduğu yeri göstererek "bunlar, bunlar, bunlar" diye hitap etmemiş miydi? Bu minval üzerine yanıt veren Davutoğlu'nun konuşması ile Kılıçdaroğlu'nun konuşması arasında kesinlikle dağlar kadar fark vardı. Ve yine sözüm ona Davutoğlu Recep Tayyip Erdoğan'a ahde vefa gösterdiği izlenimi veren sözlerinin içeriğini de anlamak olası değildi. Olası değildi çünkü ülke yönetimi ve bu ülkenin insanlarının yaşadığı onca zorlukların üstesinden gelmek birilerine gösterilecek ahde vefa ile ne çözülürdü ne de içine düşülen karmaşadan çıkılabilirdi.

Davutoğlu'nun birde ülkenin yönetilemediği ile ilgili Kılıçdaroğlu'nun sözlerine yanıtı vardı ki, traji komik desek yeridir. Davutoğlu'na göre ülke yönetmek üç aşağı beş yukarı alınan oyla ölçülebilirdi. Maşallahları var yönettiklerini gösteren oy oranına da zaten erişmişlerdi. Oysa bütün bu yanıtları verirken her ne hikmetse Ahmet Davutoğlu'nun aklına ne vurgunlar, talanlar ve hırsızlıklar geliyordu ne onca insanımızın terör dolayısı ile yaşamını yitirmesi, ne de dış politikada içine düşülen zavallılık söz konusuydu.

Sözü Kılaçdaroğlu'nun sözü ile sürdürürsek BUNLAR iyi kötü cumhuriyet yönetimi ile yönetilen bütün Arap ülkelerinde Alicengiz oyunu oynamışlar ve Arap ülkelerinin çoğunun Suudi yönetimine benzer bir yönetimle yönetilmesi yolunda ellerinden geleni yapmışlardı. Bölgenin en ileri ve laik ülkesi olan Suriye'de bile BUNLARIN girişimleriyle İslami terör örgütleri yol almış, Suriye'yi kan gölüne çevirmekle kalmamışlar, mevcut Suriye rejimini ciddi bir şekilde tehlikeye itmişlerdi. Bugün içte ve dışta tehlikelerden söz eden iktidar bütün bu tehlikelerin baş sorumlusu konumunda olmasına karşın, her ne hikmetse bu iktidarın içinden bir tane babayiğit çıkıpta istifa ediyorum diyerek sorumluluğunun bilinciyle davranmış değildi. İşin daha da kötüsü bu iktidara göre suçlu başkasıydı kendileri ise sütten çıkmış ak kaşıktı.

Söyledik, söylüyoruz. AKP iktidarının hiçbir konuda söylediğinin aslı astarı yoktur. Azerbaycan'ı mı destekliyoruz diyorlar, siz bu yalana kanmayın. Öyle olsa Azerbaycan bugünkü yaşadıklarını yaşamazdı.

Hem konu açılmışken bu arada Hocalı katliamına da değinmeden geçmek doğru olmaz. Hocalı katliamı ki, bugüne kadar hep dile getirilmiş ama her nedense gerçeklerin dile getirilmesine bir türlü yanaşılmamıştır. Evet, Hocalı'da Ermeniler katliam yapmışlardır, yapmışlardır da bu katliamın işbirlikçileri kesinlikle Azebaycan subaylarıdır. Ki, ileri sürüldüğüne göre benzinsizlikten yürüyemeyen Ermenistan tanklarına tanker tanker benzin verip de karşılığında çanta çanta dolar alanlar da yine Azerbaycan subaylarıdır. Yani düşmanı uzaklarda aramamak gerekir. Katliama kapı aralayan hainler içerdendir.

Sonuç olarak AKP iktidarının Azeriler, Türkler ve Türkmenler hakkında destekleme palavralarının koskocaman bir yalandan ibaret olduğunu bugün gelinen nokta bütün çıplaklığı ile ortaya koymakta, her ne hikmetse iktidar bütün bunlara yanıt vermesi gerekirken bir tek onuruna "BUNLAR" sözü dokunmaktadır.

Madem dokunuyor bir de bunlara ben BUNLAR; BUNLAR; BUNLAR diye hitap edeyim ki haritaları, pusulaları iyice şaşırsın.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA