turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ÇAM DEVİRMEK Mİ, YOKSA BİLİNÇLİ BİR SEÇİM Mİ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

29 ŞUBAT 2016

AKP iktidara geldiği günden bu yana neler işitmedik neler. Çokça uçuk sözler mi, çam devirmeler mi dersiniz, birilerini Allah'ın sıfatları ile anmak mı dersiniz hepsini hepsini gördük yaşadık. Yetmedi, siyasette taşıdıkları sıfatın yanına bir de emperyalist dünyanın uçbeyi görevini üstlenen Eşbaşkanlık sıfatı bile övünülerek 77 milyonun önünde açıklanıp anlatıldı. Akan zaman şeridi tanık olduklarımızı sanki olamaz bir şeymiş gibi bir bir gözümüzün önüne serdi.

Hem bu 14 yıllık zaman dilimi içerisinde oraları, buraları tutmuşların içerikten yoksun, yavuz hırsız davranışlarına ise o kadar çok tanık olduk ki, şaşırmıyoruz bile. Osmanlı özlemi içinde olanlar bir kazanım olan Cumhuriyet için neler söylemediler neler. Osmanlıyı güç ve adalet sembolü olarak niteleyenler hiç tarihte yaşananları bilmiyor olmalılar ki, bir AKP milletvekili hanım kalktı 90 yıllık cumhuriyet için "reklam arası" deyiverdi. Elbette devamı gelecekti. Sayın Emine Erdoğan Ensar Vakfı kongresinde düzeltilemez öyle sözler söyledi ki, bu sözleri söyleyenlerin ne Çankaya köşkünde ne de yaptırdıkları Beştepe sarayında işi olamaz. Hanımefendi de "Artık yeni bir kavşaktayız. Türkiye'nin 90 yıllık enkazını kaldırdık. Fakat enkazın altından büyük meseleler çıktı. Nitekim bugün bu sorunlarla yüzleşiyoruz" diyerek öyle bir yaklaşım gösterdi ki, buyurulsun çıkılsın içinde nasıl çıkılırsa. Ne ki, bu sözlerin sahibine yine de anımsatmak istediğimiz bir şey var. Eğer 90 yıllık enkaz olarak nitelendirdiğiniz şeyler bu ülkede yaşanmamış olsaydı. Bugün bırakalım enkazı falan Türkiye Cumhuriyeti de kesinlikle olmayacaktı. Öyle sanıyoruz ki Emine Erdoğan Hanımefendi ve benzerlerinin bu durumda arayışlarının ne olabileceğini varın siz düşünün artık.

Ama artık anlaşıldı ki, bundan sonra artık ne söyleniyor ya da yapılıyorsa bilinçli söylenip bilinçli yapılıyor. Recep Tayyip Erdoğan'ın AYM kararı ile ilgili söyledikleri artık bir başka yola girildiğinin resmidir dersek kimse abarttığımızı düşünmesin.

Gelelim Recep Tayyip Erdoğan'ın Afrika gezisine. Bugüne kadar Sayın Erdoğan'ın dünyanın pek çok yerine gidip gelmesi nasıl nafile gidiş gelişlerse Gana vb ülkelere gidişi de sadece ve sadece nafile gidiş gelişler olarak kalacak ve Türkiye'ye küçücük bir kazancı da olmayacaktır.

Ancak biz burada bu gezilerden falan söz edecek değiliz. Kendisi basının önüne çıkmış, kendisinin de söylediği gibi fırtınalar çıkaracak sözler etmiştir. Konuşmasının başında AYM'nin kararını suskunlukla karşılayacağını söyler söylemez sözlerin gerisi gerçekten de fırtına gibi gelmiştir. Erdoğan Anayasa Mahkemesi'nin kararını tanımıyormuş, saygıda duymuyormuş.

Bu sözleri olağan karşılamak ve Recep Tayyip Erdoğan'ın birer klasiği gibi değerlendirmek acaba bu durumda olası mıdır? Söylenen sözlerin hiçbir koşulda olağan görülmesi olası değildir. Değildir, çünkü bu sözler hukukun varlığının ve de üstünlüğünün bir daha tartışılmayacak denli açık ayaklar altına alınmasıdır. Eğer bir ülkede hukuk bir anlam ifade etmiyorsa, birilerinin isteği hukuk olarak algılanıp uygulanacaksa ki, tanık olduklarımız bu örnekleri doğruluyor. İşte o zaman o ülkede demokrasinin kırıntısından söz edilemez ve de o ülkede halkın iradesinin temsil edildiği de söylenemez. Bu durumda da böyle bir ülkenin rejiminin adı faşizmdir. Faşizmse halk düşmanı insanlık düşmanı bir baskı rejimidir ki, kimse bizi böyle bir rejimle yönetmeye kalkamaz.

Sonuç olarak Recep Tayyip Erdoğan'ın ağzından çıkan sözler sıradan bir yurttaşın ağzından çıkan sözler de değildir. Devletin en tepesinde bulunan birinin sözleri ve eylemi bu şekildeyse yaratacağı sonuçların da neler olabileceğini kestirmek sanıldığı kadar zor değildir.

Ne denebilir?

Gerçekten de Türkiye'yi kapkara günler bekliyor biline…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA