turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


GERÇEK YÜZLERİNİ GÖRELİM

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

5 MART 2016

Dün iki fotoğraf karesinin bu ülkenin insanlarına çok şey anlatması gerekir çok.

Karenin birinde İran'a gitmesi gereken Ahmet Davutoğlu İran'a gitmiyor; uçağı Şırnak Havaalanı'na iniyor ve planda programda olmamasına karşın Silopi'ye geçip orada Cuma namazı kıldıktan sonra camiden kaymakamlığa kadar yürüyerek insanlarla buluşuyor ve öyle efe sözler ediyor ki, gerçekten de anlamak olası değil. Kalabalık kendisine tezahürat yapmış; "En büyük Davutoğlu başka büyük yok" diye. Eh bu tezahüratı duyar da Davutoğlu büyük büyük sözler etmez mi? O da etti işte. Tehditkâr sözlerini bir yana bırakıyorum, yıkılan kenti devlet yeniden kuracakmış. Bizler de devletin yeniden nasıl yaptığını görecekmişiz.

Bir yönetim düşünün ki, kendi ülkesinin kentlerini yerle bir ediyor sonra da nasıl yapılırmış bize göstermek istiyor, bunu da övünç konusu yapabiliyor. Haydi diyelim ki, bu ülkenin olanakları çok, yıkılan yerleri yeniden imar ettiniz. Peki, bu paralar söyler misiniz kimin cebinden çıkacak acaba? Asgari ücret olan 1300 TL'yi net vermemek için binbir fırıldak çeviriyorsunuz, emekliye yok, çalışana yok, köylünün tepesinden hiç inmiyorsunuz sonra da kalkıp kendi beceriksizliğiniz ve halk düşmanı politikalarınızın ortaya çıkardığı yıkımı da yine bu halkın yoksul insanlarının sırtından imara kalkışıyorsunuz. Bütün bunlar olurken ise devlet katında en sorumlu yerlerde bulunmanıza karşın yaptığınız ettiğiniz hiçbir şey de olmamış.

Dini politikaya alet etmekte de üstünüze yok. Madem Diyarbakır'da Cuma çıkışı Sur İlçesi'ne yürüyüş çağrısı yapılmış siz duracak değilsiniz ya, bir yerlerde Cuma namazı kılıp karşılığını vermeniz gerekiyor. Öyle de yapıyorsunuz. Üstelik de Cuma namazını kıldığınız ilçe yakılıp yıkılıp viran eylenen Silopi. Demek istiyorsunuz ki, siz Diyarbakır'da Cuma namazı kılar Sur İlçesi'ne yürürseniz; biz de Silopi'de Cuma namazını kılar kaymakamlığa kadar tezahüratlar altında yürürüz diyorsunuz. Yani bir efelenme ki ne efelenme.

Sonra ne oluyor İran'a gideceğiniz yerde gerisin geri Ankara'ya dönüp oradan İran yolculuğuna çıkıyorsunuz. Hani ne diyelim bu ülkenin olanakları öylesine sebil ki, vurun patlasın çalın oynasın bir havadasınız.

Burada sizin stratejik derinliğinize eklemiş olduğunuz bir de stratejik dipsizliğiniz var. O da bir zamanlar Şam'da kılmak istediğiniz Cuma namazını Silopi'de kılmış olmanızdır ki, aklı başında hiçbir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı bu gerçeği hiçbir zaman unutmamalıdır. Unutmamalıdır ki, dini politikalarınıza alet etmeniz bir yana ülkeyi ne hale getirdiğinizi de iyice bir görebilsin ve kimlerin peşinden gittiklerini de görsünler ki, yeterince ülkenin başına bela oluşunuz önümüzdeki günlerde de yinelenip durmasın…

Gelelim ikinci kareye. İkinci karede de çağrısı yapılan Cuma namazına Diyarbakır'dan Selahattin Demirtaş, Osman Baydemir ve birçok HDP'li katılmışlar. Sonra Sur'a yürümüşler mi, yürüyüşleri başarılı mı olmuş yoksa fiyasko ile mi sonuçlanmış gerçekten önemsemiyorum bile. Ancak buradaki zihniyete özellikle işaret etmek isterim. Burada da Kürt halkının dini duygularını istismara yönelik derinlikli mi desem yoksa hafifliğin dibi mi desem bir anlayış vardır ki, işte bu tür ucuz politikalar kabul edilemez.

Biliyorum; bazıları Kürt halkına bunca zulüm yapılırken sizler de kalkmış cuma namazından söz ediyorsunuz diyecekler ve bizi eleştireceklerdir. Ne var ki, bu tür köylü kurnazlıklarını takmıyorum bile. Bu tür politikaları varsınlar HDP'ye yamanmış olan sözde kendilerine solcu ve sosyalist sıfatlandırmasında bulunanlar düşünsünler derim. Ne ki, hani demiş ya Stalin; "Hainlik kapısı bir açılırsa bir daha kapanmaz" diye: Bu durumda bana göre bazı sol yapılar, sol ve sosyalist öğretiye karşı yapılan bu oportünistçe tavırları ve kendi dönekliklerini de anımsasalar hiç fena olmaz hiç.

Ayrıca politika asla yanlış hesabı kaldırmaz. Bir kez yanlış hesap yapar ve de düzeltmezseniz devamı gelir. İşte o zaman da yanlış hesabınızı bütün dünya halklarına kan kusturmuş olan Amerikan emperyalistlerinin ŞİRİNİ olmaya soyunarak kazanma yolunu seçerseniz ortada ne haklılığınız kalır ne de ezilmişliğinizle bir sonuç alabilirsiniz. Diyarbakır meydanlarında toplanan mollalar ve melleler kâr etmedi. Saidi Nursi'yi göklere çıkarmanızın arkası gelmedi, bu dinci takımını arkanıza almak için neler yaptınız neler. Öyle ki insanlığın kurtuluşunu Medine Sözleşmesine bile bağlamak size düşütü ama işte gelinen nokta burasıdır.

Ne diyelim öyle benzeşiyorsunuz ki bugün rakip gibi gördüğünüz Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu'na, biriniz Cuma namazında Silopi'de el açıp dini siyasetinize alet ediyorsunuz biriniz Diyarbakır'da Cuma kılıp el açarak dini politikanıza alet ediyorsunuz.

Ne diyelim?

Allah Türk halkını da, Kürt halkını da sizin ikiyüzlü politikalarınızdan korusun.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA