turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İŞTE SARAY VE İKTİDARIN HÂL VE GİDİŞİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

6 MART 2016

Ülke savaş alanına döndü. Yasalar hiçe sayılıp iktidarın ve sarayın iradesi her alanda egemen kılınmak isteniyor. Dün gazetelere ve televizyonlara el konup kayyum atanarak birçok medya şirketi iflas ettirildi ya da iktidarın yalakalarının eline geçti. Artık ne Bugün gazetesi ne televizyonu kısacası İpek Grubu ortada yok yani silinip atıldı. Dün ise aynı saldırı Zaman Gazetesi'ne gerçekleştirildi. Nasıl bir yargıdır bilemiyoruz ama Zaman gazetesine iktidarın hık deyicisi bir kayyum atadı. Bugün çıkan Zaman gazetesine bir de baktık gördük ki, ne görelim iktidarın borazanı haline getirilivermiş. Hani insanda hiç değil biraz utanma sıkılma olmalı değil mi? Ama yok işte. Gazeteyi hiç değil ne etliye ne de sütlüye karışmayan bir gazete olarak yayınlasalar bir dereceye kadar olmaz ama neyse diyebiliriz de Zaman aynı gün iktidarın medyası haline getirilip çıkıldı işin içinden.

Zaman Gazetesi'ne el konulma işlemi salt yasal kılıf giydirilerek yapılmadı. Aynı zamanda da polis eşliğinde gazeteye gidilerek gazeteye sahip çıkmak isteyenlere karşı ortalık tam anlamıyla bir savaş alanına çevrildi. Recep Tayyip Erdoğan'ın "türbanlı bacıları" yerlerde sürüklenip kafaları gözleri yarıldı, elleri yüzleri kan içinde kaldı. Polisin kullandığı şiddet ise en yüksek noktalardaydı. Yani bir zamanlar yazgı birliği etmiş olanlar bugün kanlı bıçaklı hale gelerek birbirlerine düştüler. Ancak biz sosyalistler bu duruma sevinemeyiz. Hele hele "bırakalım birbirlerini yesinler" hiç diyemeyiz. Çünkü bizim özgürlük ve demokrasi kültürümüzde böylesine insanlık dışı uygulamalara yer yoktur, tarafta olamayız. Hem bugün bunları yapan bir iktidarın faşizan uygulamalarının yarın hiç kimseyi dışarda bırakmayacağını da adımız gibi biliriz. Bu yüzden de hukukun herkese gerektiğinin altını çizeriz.

Hoş; her şey yasaların hiçe sayıldığı bir şekilde uygulanırsa ki uygulanıyor bu gidişin adını doğru koymak ve ona göre AKP iktidarı ile mücadele etmek gerekiyor. Bizim bildiğimiz kadarıyla yargılama doğal yargıçlarla yapılır. Can Dündar ve Erdem Gül'ün yargılandığı mahkemeyi de doğal mahkeme saymanın olanağı yokken bir de öğreniyoruz ki, HSYK bu dava için yeni bir mahkeme heyeti atayıvermiş.

Şimdi oturup bir düşünelim. Recep Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı yetkilileri ne demişlerdi, "yerel mahkeme AYM'nin kararına uymak zorunda değildi, Dündar ve Gül serbest bırakılmamalıydı." Eee şimdi ne oluyor? HSYK tarafından mahkeme heyeti değiştiriliyor. Kim bilir bu girişim belki de Dündar ve Gül'ün yeniden tutuklanmasına bile gidebilir. Oysa ne diyor AYM Başkanı; "AYM'nin kararları herkesi bağlar."

Gerçekten de AYM'nin kararları herkesi bağlar mıymış, bağlamaz mıymış hepimiz çok yakında göreceğiz. Göreceğiz, çünkü başkan olmak için yanıp tutuşan, Recep Tayyip Erdoğan'ı ve her koşulda iktidarda kalmak isteyen AKP'yi hukukun geçerli olduğu bir ortam kesmez. Bu yüzden de hukuk bunlar açısından kesinlikle ayak bağı olarak düşünüldüğü için guguk haline getirilecektir.

İşte bu yüzden, AKP iktidarının hukuk tanımazlığına yönelik tutum ve davranışlarımız açıkça bunlara karşı her durumda karşı çıkmak olacaktır. Yoksa bazıları gibi gördünüz mü dün yaptıklarınızın cezasını çekiyorsunuz diyerek el ovuşturacak değiliz. Çünkü bizler hiç kimseye karşı hukuk dışı uygulamalarla öç alma girişimine dönüşmüş uygulamalara iyi oldu diyemeyiz. Çünkü faşizm böyle bir şeydir. Bu tür olgulara hiçbir şey demez ve hatta alkışlarsanız gün gelir sizin başınıza çorap örüldüğünde ortada kimsenin kalmadığını görürsünüz.

Keyfiliğin sınırı yoktur. Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan kişi sabah uyanır, "ben düşündüm Konya ovasına yeni bir şehir inşa edelim" diyebilir mi? Diyemez. Niye, çünkü bir yere küçük bir park için bile bir sürü prosedür söz konusudur.

Oysa Recep Tayyip Erdoğan sınırlarımızın da dışına çıkarak ne diyor? "Suriye'de yeni bir şehir inşa etmeliyiz, bizde bu şehrin nereye inşa edileceğinin koordinatları bile var" diyor. Sonra ne olacakmış? Suriyeliler buraya yerleştirilecekmiş. Hem ülkemizdeki Suriyelileri de buraya göndermek olasıymış.

İşte değerli yurttaşlar böylesine denetimsiz ve keyfi bir yönetim anlayışı bugün ülkenin yönetiminde egemendir. Bu denli haritayı, pusulayı şaşırmış olanlardan ülke yararına bir şey yapılabileceği umut ediliyorsa bu saflığın da ötesine geçen bir suç ortaklığıdır, her kim bu suç ortaklığına katılırsa yarın kesinlikle hesabını vermekten yakasını kurtaramayacaktır.

Bu arada AKP iktidarına koltuk değneği olmaya bir kez daha soyunmuş görünen MHP'yi de burada anmadan geçmek olmaz. MHP Bahçeli'nin politikalarıyla bugün politik yaşamdan silinme noktasına gelmiş bir partidir. AKP'lileşmiş bir MHP ile Türkiye'nin başına nasıl bir çorap örüleceğini yakında görürseniz hiç ama hiç şaşırmayın. Bu konuda Bahçeli'nin dayanağı ne olacak diyorsanız, söyleyelim. HDP'lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılması. Böylece MHP milliyetçi duyguları şahlanmış bir şekilde ülkücülere vatan millet mesajı vermiş olacak ve AKP ile birlikte kuzu kuzu ülkeyi batıracaklardır.

Bir şey daha var. 7 Haziran seçimlerinden sonra olası koalisyon ortaklığı için hiçbir şekilde HDP ile yan yana gelmeyeceğini dile getiren MHP bugün her ne hikmetse Anayasa'nın değiştirilmesi için masadadır ve de 330 oyla referanduma gidilerek Anayasa'nın değiştirilebileceğinden dem vurmaktadır.

Ne diyelim; HAYIRLARA VESİLE OLUR İNŞALLAH…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA