turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


JÜRİSTOKRASİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

7 MART 2016

Bugünkü Star Gazetesi'nin başlığı "JÜRİSTOKRASİ SON BULUYOR" başlığı ile çıkmış. Bu paçavra gazete sizce ne anlatmak istiyor acaba? Okuduk, muratlarını da anladık. Hani AYM Can Dündar ve Erdem Gül'ü hak ihlali var gerekçesiyle tahliye ettirdi ya, işte bu kararı Erdoğan ve bütün Erdoğan yandaşları bir türlü hazmedemediler. Erdoğan; konuya "Anayasa Mahkemesi'nin kararını tanımıyorum da, saygı da duymuyorum da" derse doğal olara sayısız evet efendimciler harekete geçecekler ve istedikleri gibi konuşup yazıp çizecekler. Star Gazetesi de öyle yapmış. Jüristokrasi olarak adlandırdığı Yüksek Mahkemeler için yeni yaptırımlar getirileceği yazılmış. Peki, ne olacakmış? Öyle bir düzenleme yapılacakmış ki, sözü edilen mahkemelerin üyeleri 65 yaşını doldurmamışlarsa tıpkı yargıç ve savcılar gibi görevlerinden alınıp başka görevlere atanabileceklermiş. Peki, bu durumda ülkenin içine düşürüldüğü durum ileriye doğru nasıl yol alabilir diye soruyorsanız peşin peşin söyleyelim de sizlerde kırk dereden su getirdiğimizi düşünmeyin.

Böyle bir durumda ülkedeki rejim tartışmasız bir şekilde faşist diktatörlük olarak sürdürülebilir ancak. Sürdürülebilir diyoruz, çünkü hiçbir faşist diktatörlüğün bir gün sonraya ulaşıp ulaşmayacağı belirli değildir. Zaten geniş halk kitlelerine karşı kanlı ve zulümcü bir diktatörlük olan faşizmin dayanabileceği bir kitle tabanı da yoktur. Başlangıçta olsa bile kısa bir süre sonra sopa; taraftar olanlara da yöneleceği için böyle bir diktatörlük ancak ve ancak bir avuç militarize edilmiş bir güçle sürdürülebilir ki, bunu da sürdürmenin olanağı yoktur.

Daha dün birlikte iktidarın tüm nimetlerinden yararlanan, Recep Tayyip Erdoğan'ın "ne istediler de vermedik" dediği Fethullahçılarla bugün geldikleri noktaya baktığımız zaman ne demek istediğimizi çok daha kolay anlamak olasıdır. Zaman Gazetesi'ni basıp orada bulunanlara polisin uyguladığı şiddete baktığınız zaman gerçekler kuşku yok ki, daha açık görülmektedir. Gaz, basınçlı su, şiddet gırladır.

Hele de gazete içinde polisin söylediği "Atın şunu aşağı" sözleri yok mu olup bitenlerin tuzu biberidir.

Bir de dün Kadıköy'de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla sokağa çıkan kadınların aynı şekilde şiddetle karşılanmaları ve gözaltına alınmaları vardı ki, artık bütün bu gerçekler bize olup bitenleri en iyi şekilde anlatmaktadır. İşin içinde bir de polislerle birlikte davranan siviller vardır ki, bunları da asla gözardı etmemek gerekir. Kadıköy'de iskeleye yakın yerden çeşitli semtlere otobüsler kalkmaktadır. Bu otobüslerden birinin şoförü müydü neydi, çıktı oradaki kadın eylemcileri hedef alarak "ben burada eylem yaptırmam diyerek kadınların üzerine yürüdü. Sanırsınız o meydan bu şoförün babasının malı da kadınlar da o lütfederse eylemlerini yapabilecekler?

Aslına bakarsanız AKP iktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan büyük bir korku içindedir. Her an patlayacak halkın öfkesinden öyle bir korkmaktadırlar ki, bu yüzden de polisi bizzat terörize etmekle kalmıyorlar, bizim meydanımızı durak olarak kullanan ve para kazanan şoförü de terörize ederek provokasyona zemin hazırlamaktadırlar. Zaten bugünlerde iktidarın provokasyon hareketlerine girişeceği asla gözardı edilmemeli, demokratik haklarını kullanan yığınlar olabilecek bu tür kışkırtmalara karşı hazırlıklı olmalıdırlar.

Sen kalk basını sustur, kim ortaya çıkar da hak ve özgürlüklerini savunursa onun tepesine bin, işçiler birer ikişer fabrika önüne konulsunlar, haklarını aramaya kalkarlarsa sopadan geçir tutukla, öğrenciye ağzını açtırma, HDP milletvekillerine karşı dokunulmazlık olayını sürekli sakız yapıp ağzında çiğne, hesap verme, yargıyı devre dışı bırakmak için her yola başvur, sonra da meşru bir iktidar rolü oyna ki, bunu yığınların yutması ve sineye çekmesinin gerçekten de olanağı yoktur. Şu Ahmet Davutoğlu'na bakın bir. Neymiş efendim, dokunulmazlıkları kaldırılacak olan HDP milletvekillerine TBMM'de dokunulmayacakmış. Yani bu durum pek hoş kaçmıyormuş. Eee o zaman ne olacak peki? Polis, meclis dışında tutuklayıp götürecek demek ki.

AKP iktidarının günahlarını bu ülkenin hiçbir yurttaşı çekmek zorunda değildir.

Eğer ülke bugün bu hallere düştüyse bilinmelidir ki sorumlusu da, bu ortamın yaratılmasına zemin hazırlayan da bu iktidardır ve hesap sorulacaksa kesinlikle bu hesap 14 yıllık iktidarın sorumluları kim ya da kemlerse onlardan sorulmalıdır.

Sorulacaktır da…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA