turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


MUMYA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

10 MART 2016

Bir arkadaşımın zorlaması ile Anıl Çeçen yanlılarının düzenlediği bir konferansa gittim. Siz değerli okurları bu konferansın içeriği ile yormak istemem. İstemem, çünkü bu konferansta söylenen sözlerin hiçbiri ama hiçbir önemli değildi.

Ancak kafamın içine öyle sahneler kazındı ki, işte o görüntüleri belleğimden silmek istesem de silmeyi başaramıyorum. Bu konferansta atılan palavralar bir yana konuşmacının görüntüsü ile ilgili olarak özet bir bilgi geçmek istiyorum.

Konuşmacı mikrofondan konuşmasını yapmak üzere çağrılıyor. Mikrofona gelen konuşmacıyı görmek için yerimden şöyle bir doğruluyorum. Birinin kürsüye doğru yürüdüğünü görüyorum. Çok ilginç, adam tıpkı bir robot. Ne ellerini sallıyor, ne attığı adımları görüyorsunuz. Surat derseniz balmumu bir görüntüden ibaret. Gözleri, kaşları, burnu, kulakları, ağzı yerli yerinde ama en küçüğünün de küçüğü olsa bir devinim göremiyorsunuz. Sanki bir mumya.

Mumya mikrofona geçiyor ve başlıyor konuşmaya. Ne ağzı oynuyor, ne kaşları inip inip kalkıyor, ne gözlerini kırpıştırıyor. El, kol hareketleri de yok. Adamla konuşma arasında bağ kurmaya çalışıyorsunuz; hayır, hayır hiçbir bağ kuramıyorsunuz. Sanki ses adamdan çıkmıyor da uhrevi bir dünyadan gelir gibi geliyor. Bilemiyorum belki de dinleyiciler efsunlanmak için bu tür sahneler bilerek hazırlanmış da olabilir. Çünkü konferansın bitiminde ne adamın görüntüsü gözünüzün önünden gidiyor, ne de söylediği sözler belleğinizden siliniyor.

Düşünüyorum da kimbilir belki de bu konferansın amacı budur. Neredeyse tek bir sözcüğüne bile katılmakta zorlandığınız bu konferans sonrasında bu çevreye sadece ve sadece görünmez bir güç olabilecekleri saptaması yaparak Allah, Allah çekip çıkıyorsunuz konferans salonundan. Oysa kullanılan sözcüklere baktığınız zaman vatan sevgisi, vatan için ölmek vb sözler gırla. Ama diyorsunuz ki, insan bir sevgi sözü söyler de nasıl olur gözlerini bile kıpırdatmaz. Ölmekten söz edilen bu konuşmada konuşmacının nasıl olurda sözcüklerin tılsımı yüzüne, saçlarına hata tüm gövdesine yansımaz. Sonra bir sonuca varıyorsunuz tabi. Benim bu konferans ne zaman aklıma gelse bir tiyatro izledim ama çok farklı bir tiyatro deyip geçiyorum.

Önceki gün Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kültürel mirasımızla ilgili bir konferans düzenlemiş. Bu konferansta Sayın Emine Erdoğan konuşuyor. İnanın öyle bir şaşırdım ki, benzerlik beni aldı Anıl Çeçenlerin düzenlediği konferansa götürdü.

O konferansta konuşan adamla Emine Hanım'ın konuları başka başka olsa da görüntüleri tıpatıp aynıydı. Balmumu gibi donuk bir yüz, yüzünde tüy kıpırdamıyor. Ağzının açılıp açılmadığını bile fark etmiyorsunuz. Yani konuşma içeriğine kendinden yansıttığı hiç mi hiçbir şey yok. Ağır ağır söylediği sözcüklerin aralıkları bile neredeyse eşit. Belki de doğaçlama konuşmadığı içindir bilemem.

Emine Hanım; konuşmasında Osmanlı Hanedanı'nın haremi ile ilgili konulara değiniyor. Haremle ilgili övgülü sözler söylüyor. Onların ne denli eğitimli olduklarından tutun da sarayda üzerlerine titizlenerek eğitilip yetiştirildiklerinden girip kimler için hazırlandıklarına kadar yazılıp ekrana geçirilmiş şeyleri okuyor. Sonuçta bu denli övücü sözler oradakilerde bir özenti yarattı mı bilemem ama sanırız amaçlanan ceddimizin yaşamlarına özenti duyulmasını sağlamaya yönelik. Bildiğimiz kadarıyla sarayın, padişah hazretlerine ve şehzadelere kadın hazırlamaktan öte bir kaygısı pek yok. Eh böyle olunca da hepten oradakiler zırcahil olacak değiller ya birçok şey öğretilecektir de tabi. Amma velâkin Osmanlı sarayında bulunan cariyelerin yaşamlarına ve sosyal yaşamdaki yerlerine özenti duyulacak iyi diye anacağımız bir olgunun kırıntısına bile rastlamanın olanağı yok. Durum bu olunca da nasıl olmaktadır da 2016 yılında Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan bir muhteremin eşi böylesine kabulü zor sözlerle bir kez daha öncelikle kadınları, sonra çağdaş tüm insanları şaşırtan bir konuşmaya imza atar? Ya da kim ya da kimler konunun iki de bir böylesine duyarlı konulara getirilmesine aracılık eder?

Aracılık eder diyoruz, çünkü Emine Hanım'ın konuşması hazırlanmış bir konuşma. Bütün bunlara karşın ister hazırlanmış olsun, ister bu konuşma bizzat Emine Hanım tarafından hazırlanmış olsun konuşma arızalı bir konuşmadır bence. Türkiye hem cumhuriyetle yönetilmiş olacak, hem bu konuşma cumhurbaşkanı koltuğunda oturan Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi tarafından yapılacak.

İşte bu yüzden bu konuşma es geçilecek bir konuşma olarak görülemez.

Evet, biliyoruz, mumyalar suç işlemezler ama Emine Hanım bir mumya değildir…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA