Turgut Koçak

turgut.kocak@hotmail.com

20.Ocak.2008

HA TAYYİP HA BAHÇELİ

    Bilindiği gibi, 7 Temmuz 2007 tarihinde ABD’nin ilgili birimlerinin hazırladığı  “Halkla İlişkiler ve Stratejik İletişim İçin ABD Ulusal Stratejisi” başlıklı raporda duyarlılıklar üzerinde durulmakta ve ABD emperyalistleri bu duyarlılıklar üzerinden çok önemli politik hesaplar yapmaktadır. Ne yazık ki, ABD’nin ilgili birimleri ile Recep Tayyip Erdoğan’ın politikaları insanı şaşırtacak denli örtüşmekte, başbakanın; “biz Büyük Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi’nin eş başkanıyız” sözünden ne sonuçlar çıkarılması gerektiği konusunda bizlere ipucu vermektedir. Başbakan, İspanya gezisi sırasında  türban olayını bir kez daha gündeme taşımış ve ülkemizin gündemini allak bullak etmiştir. Burada açıkça denilebilir ki, Recep Tayyip Erdoğan’ın bu tutumu ABD’nin kadın duyarlılığı ile ilgili raporunda dillendirdiği görüşlerle neredeyse birebir örtüşmekte ve Türkiye açısından büyük tehlikelere ortam hazırlamaktadır.

    AKP hükümeti 6. yılının içinde. Bugüne dek başarılı olmuştur denilecek bir eseri yok ortada. Ancak Amerikan işbirlikçiliğinde bunların eline kimsenin su dökemeyeceği de bir gerçek. Bu dinci ekip, neredeyse ülkenin tüm geleceğini ABD emperyalistlerinin plan ve programlarına göre uyarlamış ve ipoteğine vermiştir. Geçmişin üzerinde uzun uzadıya durmanın yararı yok. Ancak, kısaca da olsa anımsatmakta yarar var.

    ABD emperyalistlerinin NATO’nun beyni ve yönlendiricisi olduğu apaçık bir gerçektir. Bugüne dek NATO tarafından olumludur denilebilecek tek bir eyleme bile insanlık tanıklık etmiş değildir. Bununla birlikte yeryüzünde her türlü kötülüğün eylemli olarak uygulayıcısı NATO olmuştur. Komünizm karşıtlığını başat olarak alan NATO, bu uğurda açık gizli pek çok örgütlenmelere gitmiş ve akıl almaz cinayetlere ve savaşlara imza atmıştır. Bu yüzdendir ki, NATO; kanlı bir savaş örgütü olup ilericilerin, devrimcilerin ve sosyalistlerin can düşmanıdır. İşte, böyle bir savaş örgütünün içinde yer alan Türkiye’nin; ne yazık ki, işbirlikçi yöneticilerinin de üstün çabalarıyla ipi çekilmek istenmektedir. Bu dinci tayfası dün Komünizmle Mücadele Dernekleri, MTTB ve diğer cemaat örgütlenmeleri ile nasıl NATO’nun ve ABD’nin hizmetinde görev yapmışlarsa, aynı görevi MHP’yi ayakta tutan yapılar da eksiksiz yerine getirmişlerdir.

    Geçmişte devrimcilerin Amerikan 6. Filosu’nun askerlerini Dolma Bahçe’de denize döktükleri sıralarda yukarıda saydığımız güçler de, 6. Filo’yu kıble edinip namaza durmuşlar ve arkasından da devrimcilere saldırarak kan dökmüşlerdir.  Daha sonraları ise bu kötülüklerin arkası kesintisiz olarak sürmüş olup, NATO gladyosunun da yardımı ve desteği ile ülkemizde sayısız cinayetler işlenmiştir. Türkeş’in geçmişi ABD ve NATO ile her dönem bağlantılı olmuştur. Bugün onun ardıllarının yani Bahçeli ve çevresinin başka türlü davranmasının da olanağı yoktur. Bu konuda Devlet Bahçeli’nin de sicili temiz sayılmaz. En hafifi Amerika’ya karşı gösteri yapan ülkücüleri görevden almaktan başlayan ve İran’a Amerikan yaptırımına kadar varan girişimleri olduğu basında açıktan açığa dile getirilmiştir.

    Demek oluyor ki, Amerika’da pişirilen duyarlılıklar projesi üzerine atlayan Recep Tayyip Erdoğan pat diye türbanı gündeme getirmiş, Devlet Bahçeli ise MHP adına desteğini açıklamakta gecikmemiştir. Özetle MHP’nin türban olayını desteklemesi bir rastlantı olmayıp, MHP’nin geçmişiyle yakından ilgilidir. Bu yüzdendir ki, iki partinin kolaylıkla anlaşmaları ve ülke gündemini türbana kilitlemeleri boşuna değildir. Bu çevrelerin emperyalist güç odakları ile içli dışlı olmalarının bir sonucudur, Türban konusunda koltuk değneği olarak tanımlanan Devlet Bahçeli’nin esip yağan açıklamalarının altında yatan gerçek; gerçekte “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” örneğinde olduğu gibi işlenen suçun arkasını önünü gizleme telaşından ibarettir. Bu yüzdendir ki, HA TAYYİP HA BAHÇELİ arasında fazladan söylenecek bir ayrım yoktur. Anayasa’nın değiştirilmesinden, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesine kadar MHP’nin oynadığı rol asla akıldan çıkarılmamalıdır.

    Toplumda türbanın bir sorun yaratmayacağını düşünen safdillerin olduğunu da unutmamak gerekir. Bunların başında da liberal solcu aydınlar ve AB’ciler gelmekte bu olguyu özgürlükler çerçevesinde açıklamaya kalkmaktadırlar. Oysa; insanlık bugünkü kazanımlarını öyle kolayca elde etmiş değildir. Bu yolda ne kanlar dökülmüş, ne cinayetler işlenmiştir. İşte bugün, elde edilen bu kazanımlar yeniden alınmak ve ülkemiz karanlığa sokulmak istenmektedir. Ve zaten toplumda bazen sessiz bazen de açığa çıkan tepkiler de yaşanmaya başlanmıştır bile. Bu yönde gelişmelerin öncü dalgası sayılabilecek bir olaya Ankara’da belediye otobüsünde tanık oldum. Olay otobüse çok yolcu alınması tartışması ile başladı ve birden belediyenin hizmetlerine hükümetin yaptığı zamlara kadar uzayarak otobüs içindekiler belki yumruk yumruğa girmediler ama sözlü olarak birbirlerine giriverdiler. Orada bulunanlardan kendisine polis süsü veren kravatlı bir beyin tartışmayı başlatan genci karakola götürme tehdidi bile olayları önlemeye yetmedi ve tartışmalar yön değiştirerek türban olayına kilitleniverdi. Gerçekten de olay çok büyüyebilir otobüstekiler yaka paça birbirlerine girişebilirlerdi ve zaten bu bağrış çağrış şeklinde yaşandı da. Demek istiyorum ki, gelecekte bu tezgahı uygulayanların ektiği rüzgarın fırtına olarak biçilmesi kesinlikle beklenmelidir.

    Konu ile ilgili sol ve sosyalistlerin duruşuna da değinmekte yarar vardır. Kimi sol örgütler türban olayına açıktan açığa karşı çıkacakları yerde; egemen güçler halkın gereksinmelerine yanıt veremedikleri için konuyu başka alana çektikleri biçiminde açıklamalar yapmaktadırlar. Bu açıklama tam olarak doğru değildir. Çünkü sermaye güçleri adına siyaset eden dinci ve gerici güçler topyekun bir saldırıya geçmiş bulunmaktadırlar. Bu saldırının içinde türban gerçeği de vardır. Şimdi solculara açıktan açığa sormak istiyorum: Sizler hangi konuda etkili bir politika yürütüyorsunuz da türban konusunu önemsemiyorsunuz? Yani her konuda olduğu gibi bu konuda da sınıfta kaldığınızı açıktan açığa neden söyleyemiyorsunuz da kem küm ederek konuyu geçiştirmeye çalışıyorsunuz? Kaldı ki, aydınlanma olmadan; toplumun, sosyalistlerin savunduğu görüşleri öğretisel ve eylemsel olarak benimsemesinin olanağı var mıdır? Kesinlikle yoktur. İşte bu yüzdendir ki, politikalarına halk dalkavukluğu bulaşmış olan solcuların ve sosyalistlerin içtenliğinden kuşku duymak gerekir. Dolayısı ile; ilerici, devrimci ve sosyalist görüşleri içeren ne varsa savunmak ve arkasında durmak sol ve sosyalist güçlerin bir bütünlük içinde en önemli görevidir.

    Sonuç: AKP’nin ve destekçilerinin türban olayı geçiştirilip geçilmemelidir. Yaşamın her alanında bunların karşısına çıkılmalı ve ABD emperyalistleriyle birlikte onlara payandalık eden işbirlikçilerin oyunu kesinlikle bozulmalıdır. Partimiz; Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’nin yığınlara açıktan açığa iletisi budur ve başka türlü bir davranışın ise solculuk ve sosyalistlikle ilişkilendirilmesi asla olanak içinde görülmemelidir.
 

İLETİŞİM FORMU

NOT: MESAJLARINIZ EN GEÇ İKİ GÜN İÇERİSİNDE CEVAPLANDIRILACAKTIR

 

NOT: telefon numaranızı yazmak istemiyorsanız birkaç rakam yazınız.

 

[- Sayfayı yazdır - ]


GİRİŞ SAYFASI