turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


CANLI BOMBALAR ÜZERİNE

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

22 MART 2016

Abdullah Öcalan'ın İmralı tutanaklarını okudukça kendimi zor tutuyorum. Bir insanın kendisini her konuda irade olarak görmesi nasıl bir şey gerçekten de anlamak çok zor. Bu psikolojik hale hiç kuşku yok ki, konulacak çok tanı var, var olmasına da, Öcalan'ı ziyarete giden Sırrı Süreyya ve öteki milletvekillerinin durumlarını da düşündüğümde; insanoğlu kendi yapar, kendi tapar sözü aklıma geliyor. Öcalan öyle bir yere oturtuluyor ki en bilge o, en iyi o düşünür, ne yapmak isterse akan sular durur şıp diye yapıverir. AKP'nin sahneye çıkışından iktidarda kalmasına, yapılması olası darbelerin önlenmesine kadar neler becerilmemiş neler. Bu arda birbirine karıştırılan o kadar çok şey var ki, dini öğeler sivriltilip sivriltilip Türkiye halkının kalbine saplanıyor sanki. Kürtlerin dindarlığı mı dersiniz, kadın meselesindeki ustalığı mı dersiniz bilmediği bir şey yok. Pervin Buldan'ın sorduğu; "8 Mart yaklaşıyor kadınlara mesajınız nedir?" sorusunu ise şöyle yanıtlıyor:

"Ben sen gelmeden, senin üzerinden bu meseleyi düşündüm. Seni biliyoruz. Büyük bir ihtimalle rızan dışında bir evlilik oldu. Sonra annesin. Acıların var. Fakat anaç olanla aşk yaşanmaz. Aşk yaşamı öldürür. Kadını özgür olmayan bir halkın özgür olma şansı yoktur.

(Sırrı'ya dönerek) Senin röportajlarını okudum. Yaptığın aşk tanımını okuyunca sende kendimi gördüm. Sen de bir evlilik geçirmiş ve bundan kurtulmuşsun…"

Bu görüşmeler elbette ki, devletin gözetimi altında yapılıyor. Kendi kendime soruyorum, bu tür saptamaları dinleyen devlet yetkilileri her kimlerse onlarda acaba Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya gibi çarpılarak Öcalan'ı dinliyorlar mıdır yoksa konuş heyecanlı oluyor mu diyorlardır bilemiyorum. Ancak daha çok ikincisinin olduğunu düşünüyorum.

Bir kez; hangi konu olursa olsun işi yanlış tarafından ele aldınız mı, ulaşacağınız sonuçta yanlış noktaya çıkacaktır. Bugüne kadar dinlenilen Öcalan mavalları yüzünden PKK ve HDP'ye demir atmış olan birçok kişi ve örgütün feleği şaştı.

Bu örgütlerin solculukları yamulup tanınmaz hale geldi. Radikal demokrasi safsatası bile bunlarca benimsenip savunulduğunda ne kadar eleştirdiysek bunlara kâr etmedi. Sınıf mücadelesinin inkârı üzerine oturan ihanetlerini bile görmedikleri gibi işi derin dindarlıkları savunma noktasına kadar götürmekten de çekinmediler. Bunların nezdinde Saidi Nursi bile aklanıp, paklanıp nurlandırıldı. ABD emperyalistlerinin bölgede yaşayan halklara karşı boyun eğdirme politikası bunların gerçeğinde omuz omuza birlikte özgürlüğe yürünen bir gerçekliğe dönüştü de hiçbirinin konu ile ilgili gıkı bile çıkmadı. Oysa bizim tutumumuz çok net. Hangi gerici odak ya da milliyetçi yapılar emperyalist/kapitalist güçlerle birlikte yürürse yürüsün şaşırmayız da sol ve sosyalizm adına ahkâm kesenlerin düştükleri hali görünce tabiki de işin rengi değişir.

Düşüncemizi özgün bir cümlede ifade ettik. 'Kim ki etnik köken ve inanç üzerinden işçileri emekçileri böler, parçalar karşıdevrimcidir' dedik ama onlar bize burun kıvırarak karşılık verdiler. Doğal olarak çıkılan yol, yol olmadığı için işin nerelere kadar götürüleceği de ister istemez çok belliydi. Kendilerini 'Özgürlük hareketi' olarak tanımlayan güçler en sonunda işi getire getire canlı bomba patlatmaya kadar getirdiler.

İşte bu saatten sonra ise bu konunun, bu yapının bileşenleri arasında tartışılmayacağını düşünmek safdillik olur. Tartışıldı da. İşin en kötüsü de kendilerine solcuyum, sosyalistim diyenlerin içine düştükleri vahim durumdur. Bu yapılar olup bitenlerin hesabını veremeyecekleri için canlı bomba eylemine sahip çıkılmaması gerektiğini bile ileri sürmüşlerdir kesin. Ne var ki bütün bunlara karşın Ankara'daki iki canlı bomba eylemi sahiplenildiği için şaşkınlıkları da biliyorum ki sürecektir. Bir düşünün Ankara'da PKK'nın (TAK) gerçekleştirdiği canlı bomba eylemini Özgür Gündem; "Ankara'da patlama" diye verirken IŞİD'in Beyoğlu eylemini ise "DEAŞ YILANI Halkları vurdu" diye vererek karşı çıkmaktadır.

Bunca şeyden sonra sözü uzatmanın gereği yoktur. Bize göre HDP bileşenleri içinde yer alan kişi ve örgütlerin solculuğu hele de sosyalistliği kesinlikle bitmiştir. Artık bunların sol yelpazede yer almalarını düşünmek bile zordur. Bu yüzden de özellikle sosyalist solu yeniden fabrika ayarlarına döndürmek ise bizlere düşen en önemli görevdir. Amma, velakin sözlerini kullanarak oportünizmin Allahını yapanlarla dünde bir işimiz yoktu, bundan sonra da olmayacaktır.

Bu nedenle diyoruz ki, Türkiye Sosyalist İşçi Partisi, sosyalist solun bugününün de yarınının da ana odağı olarak hep ama hep var olacaktır.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA