turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


CARİ AÇIK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

23 MART 2016

Miami'den gelen sesin yankısı ile ta buralarda ödleri patlayanların sayısı kaçtır acaba? Öyle ya çok gerilerde kaldı, olup bitenler neredeyse belleğimizden ha silindi ha silinecekti ki, elin adamı peşini bırakmadı pat diye Reza Zarrab tutuklanıverdi. Haberi duyar duymaz işin içinde bir iş olacağını düşünmedim değil. Öyle ya orası Türkiye değil ki, Zarrab'ın önüne kim yatar da kurtarmaya çalışır? Ne diyelim vallaha Zarrab bayağı cesaretliymiş. Sen onca şaibeye karşı kalk git Amerika'ya sonra da yakana yapışıversinler. Zarrab olabilecekleri bilmiyor olabilir mi dersiniz? Bana göre bilmemesi olanaksız. Yani işin içinde bir iş yoksa Zarrab'ın Amerika'ya gidişi kasabın bıçağına boyun uzatmak gibi bir şey.

Eh doğal olarak iş böyle bir mecraya girince de bir sürü tevatür haberler ortalarda uçuşuyor. Zarrab kara para aklamaktan tutun da, bankalar aracılığı ile dolandırıcılık yapmaya, Amerika'yı zarara uğratmaktan İran'a karşı konulan ambargoyu delmeye kadar bildiğimiz bilmediğimiz pek çok şeyle suçlanmakta. İş böyle olunca da bu tutuklama işi Türkiye'de devlet katında çok büyük depremler yaratırsa hiç ama hiç şaşırmayacağımızı söylemeliyim. Malum, Reza Zarrab, 17 - 25 Aralık operasyonunda gözaltına alınmış, devlet şürekasının devreye girmesiyle hem yakasını kurtarmış hem de el konulan parasını faiziyle birlikte geri almıştı. Adam Türkiye'de ne güzel boğaza nazır ikiz villasında ne güzel yediği önünde yemediği arkasında debdebeli bir yaşam sürerken niçin Miami'ye gitsin de yakayı ele versin değil mi?

Valla bana öyle geliyor ki, işin içinde iş var. Derdest mi edildi, yoksa doğrudan CIA tarafından tehdit edilip iknaya zorlandı da ikna mı oldu şimdilik bilemiyoruz. Ancak bildiğimiz bir şey varsa o da nasıl olursa olsun Türkiye'de Recep Tayyip Erdoğan'dan Egemen Bağış'a, Zafer Çağlayandan Muammer Güler'e, Erdoğan Bayraktar'dan Halk Bankası Genel Müdürü ve daha pek çoklarına kadar işin ucunun uzanacağı yönünde. Bu yüzden de bugünlerde devlet katında uykuları kaçanların sayısı bir hayli fazla olacağa benziyor.

Sizin Reza Zarrab dediğiniz kim ola ki? Baktık, gördük bir garip adem, bir garip adem ama Türkiye'nin cari açığının %15'ni kapattığını söyleyecek kadar da tüylenmiş biri. Tüylenmiş sözünü öylesine söylüyorum, çünkü adamın uçaklar dolusu altın indirip oraya buraya dağıttığını cümle alem iyi biliyor.

Uzatmayalım AKP'nin, bize göre bugünlerde ödünü çatlatacak en önemli olay budur diyebiliriz. Çünkü AKP iktidarının iradesi her ne kadar ülkemizdeki yargıya işliyorsa da elin Amerika'sının yargısına da karışacak değil ya? Elin yargısı da adamın gözünün yaşına bakmaz süreç içinde rüşvet alanları, birlikte dolap çevirenleri bir bir açıklarsa düşünseniz ya siz o zaman doğacak patırtının ses şiddetini. Göreceksiniz, bu Reza Zarrab tutuklaması çok önemli bir şey olmazsa epey gürültü koparacak gibi görünüyor. Daha da önemlisi artık bizim ülkemizin birçok yöneticisi dünya aleme rezil olmanın ötesinde öyle bir zora düşecekler ki ne etseler işin içinden çıkamayacaklar altında kalacaklardır.

Bekleyeceğiz, her an yeni bir haberle sarsılırsak hiç ama hiç şaşırmayalım.

Neyse şimdi de gelelim Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Gençlerle Buluşma' toplantısına. İnanın böylesine trajikomik bir şey olamaz. Halk arasında bir söz vardır; "kendileri çalıp kendileri oynadı" diye. İşte Recep Tayyip Erdoğan'ın gençlerle buluşma toplantısı tam da böyleydi. Kendilerini ifade etmekten aciz, sadece övgüye kurgulanmış genç demeye bin şahit lazım kimselerle kendinizi övgületseniz ne olacak övgületmeseniz ne olacak? Toplantı boyunca cereyan eden şeyler o kadar sırıtıyor ki, ne yaparsanız yapın üstünü örtemiyorsunuz. Üstelik de genç dediğiniz kimseler partinizin örgütlerinden toplanılıp getirilmiş oraya. Ne denilebilir ki yazık ki ne yazık…

Bu gençleri dinlerken aklıma sokakta insanlara çekim yapan televizyoncuların sordukları soru geldi.

Soru şu: "Mısır piramitleri bizim ülkemizden çalınıp götürülmüş, bu konuda ne diyorsunuz?"

Kime mikrofon uzatılmışsa piramitlerin ülkemizden nasıl çalınmış olduğunu anlatması gerçekten de içler acısıydı. Hele biri vardı o kişi piramitlerin çalınıp götürülmesini anlatırken devlet katından girdi mafyadan çıktı ama her ne hikmetse piramitlerin zaten Mısır firavunlarınca yaptırıldığı dolayısıyla bizim ülkemizle bir ilişkisinin olmadığını söylemesi akıllarına bile gelmedi. Mısır Piramitlerinin büyüklüğünü düşünürsek mantık yürütmelerine bile tanık olmadık.

Mikrofonu uzatan kişi baktı olmayacak soru sorduğu kişiye mesleğini sordu o da tarih öğretmeni olduğunu söylemez mi? Varın gerisini siz düşünün. İşte Recep Tayyip Erdoğan'ı çok seven AKP'li gençlerin konumu da tam anlamıyla böyleydi.

Onca gencin birinden biri olsun nitelikli çıkmaz mı? Çıkmaz işte. Çıkmaz, çünkü AKP iktidarının eğitim deyince; aklına sübhaneke'den başka bir şey gelmediğini bilmeyenimiz mi var?

Neyse ki Reza Zarrab gibi birileri çıkıyor da bu donmuş kayaları ara sıra sarsıyor da, korku da olsa yaşam belirtisi görüyoruz.

Tabi buna yaşam belirtisi denilirse…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA