turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


GÖZLER ÇAĞLAYAN'DA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

25 MART 2016

Bildiğiniz gibi AYM hak ihlali olduğu gerekçesiyle Erdem Gül ve Can Dündar'ın salıverilmesini sağladı. AYM'nin kararını tanımadığını ve uymayacağını söyleyen Recep Tayyip Erdoğan'ın sözlerinden sonra ortalık iyice gerilmekle kalmadı, devamında ise Recep Tayyip Erdoğan ve AKP'liler iki gazetecinin de tutuklanacağını dile getiren görüşler ileri sürdüler. Özellikle besleme basın konuyu öyle noktalara taşıdı ki, yargı bir kez daha had bilmezler tarafından yerlerde sürüklendi. Ne var ki iş burada da kalmadı, yargıya yönelik sürdürülen operasyonlarla yargı iktidarın vesayeti altına sokulmaya çalışıldı. Görevden almalar, göreve son vermeler, yargıç ve savcıları değiştirmeler sürgit devam etti.

Bildiğimiz kadarıyla Erdem Gül ve Can Dündar'ın davasına bakan mahkeme değiştirildiği gibi mahkemenin savcısı da değiştirildi.

Peki, bütün bu operasyonlar niçin yapıldı dersiniz?

Bize göre bu operasyonun nedeni AYM'nin kararını boşluğa düşürmenin yanında özellikle Recep Tayyip Erdoğan'ın isteklerinin yerine getirilmesinin bir parçası olarak yapıldığı çok açıktır. Eğer yeniden bir tutuklama gerçekleşirse ki, bu olasılık güçlü bir olasılıktır. Yargı ve rejimle ilgili çok ciddi bir kriz nedeni olacaktır. Çıtayı böylesine yükseltmiş olan AKP iktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan artık yerlerinde demokratik kuralların gereği oturmayacaklarına göre; bu durum da olan şey açıkça malumun ilanı yani faşizmdir.

Tabiki de herhangi birinin içeri atılması veya salınması demokrasinin varlığına ya da faşizm olduğuna işaret etmez ama faşizmin her bir halinin ülkemizde açıkça devam ettirilmek istendiğine bakılırsa konuyu daha da fazla uzatmanın gereği yoktur.

Bir düşünelim, güçlünün zayıfı ezdiği, devletin gücünü de yanına alarak bir iktidarın kendisine oy vermeyenlere veya eleştirenlere cehennem azabı yaşattığı bir ülkede hak ve özgürlüklerin garantisi yargı değilse başka hangi kurum olabilir? Yönetici konumunda olanlar derlerlerse ki, biz sizin hakkınızda haklıdır kararı veren yargıyı tanımıyoruz, işte o zaman nasıl bir çıkmazın içindeyiz demektir? Bugün tam anlamıyla olmasa da AKP iktidarı (Recep Tayyip Erdoğan'ı bu iktidarın tepe noktasındaki irade olarak görüyorum) yargıyı resmen felç etmiş bulunmaktadır. Eğer bugün içinde bulunduğumuz atmosferin sonucu bir kez daha tutuklama çıkarsa bu kararı nasıl olacakta yargı kararı deyip sineye çekip oturacağız?

Sokaklara çıkıp demokratik haklarımızı kullanarak kararı protesto mu edeceğiz yoksa adaletin kestiği parmak acımaz deyip sırtüstü yatıp bekleyecek miyiz? Hoş sokaklara çıkıp protestoyu bırakalım, Karadeniz Üniversitesi'ne çağrılan Ensar Vakfı'nı protesto eden öğrencilere neler yapıldığını dün gördük. Ensar vakfı protesto edildi diye polis öğrencileri sopadan geçirip yerlerde sürüklüyor. Hem de niçin? Bu vakfın adı Karaman'da yaşanan çocuklarımıza tecavüz olayında adı geçtiği ve bu yüzden de öğrencilerin bu vakfı protesto ettikleri için. Siz, siz olun gelin bu zihniyette olan bir yönetimin polislerinden hakkaniyet sağlanacağına dair bir izlenim çıkarın çıkarabilirseniz. Zihniyet dediysek laf olsun diye söylemiyoruz. AKP'lilerin Çocuk İstismarlarını Araştırma Komisyonu kurulması önergesine ret oyu vermelerini, oylamanın retle sonuçlanmasından sonra nasıl alkışladıklarını bir gözünüzün önüne getirin sonra da zihniyet olarak değerlendirdiğim bu duruma ister hak verin ister vermeyin.

İktidar her haliyle boğazına kadar batmıştır. Aileden Sorumlu Sosyal Politikalar Bakanı'nın haline, hal ve gidişine bakın bir, böyle insanların bakan olduğu bir ülkede yaşadıklarımız hiç de anormal olarak görülmemelidir. Böyle bir iktidarın ülkeye getirdiği ortam gözlerimizin önündedir. Her gün kaç askerimiz ya da polisimiz yaşamlarını yitirmektedir artık sayısını bile unuttuk. İşin daha da hazin yanı onlar birçoklarımız için sadece rakam konumuna düştüler. Her gün başka başka canlarımızı yitiriyoruz. Böylesine beceriksiz bir iktidarın varlığı artık Türkiye'nin üstüne tam anlamıyla kamburken hukukun işlemez hale getirilmesi de göreceksiniz Türkiye'nin başına öyle belalar açacak ki, şimdiye kadar küçük dilinizi yutup oturuyordunuz, bundan sonra da büyük dilinizi yutup boğulacaksınız boğulacak…

Son söz; Bugün Çağlayan Adliyesi'nden tutuklama kararı çıkarsa ki bu tehlike çok büyük daha başka milat beklemeye ve bu iktidara katlanıp durmaya soruyorum bir neden var mı acaba?

Bu arada 24 Mart 1978 tarihinde faşist İbrahim Çiftçi tarafından katledilen Savcı Doğan Öz'ü saygıyla anıyoruz.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA