turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


AHLAK ABİDELERİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

08 NİSAN 2016

AKP iktidarı sonrasında bu ülke neler yaşadı neler. Çalma, çırpma, ihaleye fesat karıştırma, nüfuz ticareti, rüşvet, adam kayırma, vurgun, talan ve yalan ahlaki değerler içinde sayıldı. Yine bu dönemde "çalıyorlar ama hizmette veriyorlar" söylentisi arşı alaya çıktı. Ona buna iftira atma, çamur ve karalama girişimleri iktidar olanaklarını arkasına alanlarca öyle bir uygulandı ki yalanlar gerçek, gerçekler yalanmış gibi bu topluma aktarılarak toplumun algısı değiştirildi, değiştirilmek istendi.

Bir düşünün böyle bir şey yaşamadığı halde bir kadın çıktı, kendisini Kabataş'ta gezi göstericilerinin taciz ettiğini söylemekle kalmadı akıl almaz sahneler uydurarak gezicileri karalamaya girişti. Bu olay bizzat "türbanlı bacımıza" denilerek Recep Tayyip Erdoğan tarafından tarafından ele alındı, akıl almaz yalan suçlamalarla toplumda kalkışma yaratılmak istendi. Aynı yalana sarılan AKP'liler gerçekleri süreç içinde görüntüleriyle açıklayacaklarını söyledilerse de bütün bu söylenenlerin yalan ve uydurma olduğu kısa sürede anlaşıldı. "Camide içki içtiler" diye demediğini bırakmayan Recep Tayyip Erdoğan'ın suçlamaları da asılsız çıktı.

Vurgun, talan, çalma, çırpma, rüşvet alma, kara para aklama vb olaylar çorap söküğü gibi geldiyse de bizzat iktidar tarafından belge ve bilgiler karartıldı, yargı görevini yapamaz hale getirilerek işlenen suçların üstü örtülüverdi.

İktidarın beslemeleri iş adamları işi öyle bir noktaya getirdiler ki, milletin anasını belleme safhasına getirdiler eylemlerini. İktidarın koruyup kolladığı iş adamları devletten ihale almak için TÜRGEV başta dinci vakıflara paralar aktardılar. Reza Zarrab'ın altın dolu uçağı gümrük memurları tarafından tutanakla belgelendiği halde içinden 290 kilo altın kaybolarak uçakta artık nereye gittiyse unutulup gitti. Zarrab tarafından yemlenen Halk Bankası Genel Müdürü, bakanlar ve bakan çocukları da hiçbir şey yaşanmamış gibi gündemden AKP'nin oylarıyla düşürülüp böyle şeyler yaşanmamış hale getirildi. Reza Zarrab Türk Bayrağı'nın önünde televizyona çıkarak göğsünü kabarta kabarta cari açığın %15'ni kapattığını söyleyebildi. Bu ülke Reza Zarrab'ın korunması için İçişleri Bakanı Muammer Güler'in "Gerekirse seni korumak için önüne yatarım" sözlerinin tanığı oldu.

Gezi gösterileri sırasında 8000 binin üstünde insanımız yaralandı. Gençlerimiz yaşamını yitirdi. Ağır yaralananlar oldu. Bu konuda konuşan Recep Tayyip Erdoğan, Gezi gösterilerinde görev yapıp şiddet uygulayan polislere sahip çıkarak onları Çanakkale şehitlerinden daha kutsal bir görev yapan kahramanlar olarak değerlendirdi ve ölümler için "polislere emri ben verdim" diyerek bugüne kadar yaşanmayan bir gerçekliğe imza attı.

Her gün Rabia işareti yapıp toplumu germekle kalmadı, "%50'yi evlerinde zor tutuyorum" diyerek tehditler savurdu. Başkan olmak için olmadık yollara başvurdu, avaneleri kalkıp "Başkanlık olsaydı bütün bu yaşadıklarımız yaşanmazdı" diyerek tehditler savrulup yurttaşlar sindirilerek bir oldubittiyle "Türk tipi başkanlık" getirilmek istendi. Bu yönde yapılan her konuşma çam devirmeler şeklinde sürdü, her konuşmada diktatörlüğün daniskası başkanlık diye yutturulmaya çalışıldı.

Uzatmayalım yukarıda yazımıza girerken söylediklerimizi doğrulayan öyle çok şeyler yaşandı ki artık söylenenleri hangi değer yargılarıyla tartacağımızı şaşırdık. Kimi AKP'liler, Recep Tayyip Erdoğan'a dokunmanın ibadet olduğunu, kimileri Allah'ın bütün sıfatlarını üzerinde taşıdığını söylemekten küçücük bir utanma arlanma duymadılar.

Ve 7 Haziran 2015 seçimleri oldu ve AKP iktidardan düştü. Ne var ki AKP iktidarı bir şekilde gasp ederek koltukları terk etmedi. Sonra şiddet uygulanıp toplum mühendisliği yapılarak bizzat Recep Tayyip Erdoğan'ın yönlendirmesiyle seçim sonuçları kabul edilmedi ve 1 Kasım seçimleriyle AKP yeniden %49,5 oy oranı ve 317 milletvekiliyle seçimi kazandı. O gün bugündür de ülkemizde oluk oluk kan akmakta hemen her gün beş on eve ateş düşmektedir. Böylesine kanlı bir ortamda iktidar koltuğunda oturan bir iktidar bütün bu yaşadıklarımızı hem ahlaki hem de olağan görüp hiçbir şey yokmuş gibi iktidarda kalmaya devam etmektedir.

Ve son olarak Karaman'da 45 çocuğumuza tecavüz olayı ile patlak veren tartışmalarda ne AKP iktidarı, ne Recep Tayyip Erdoğan ektikleri kötülük tohumlarıyla ilgili tek bir söz etmezlerken, Ensar Vakfı'nı korumaya alıp önüne yatmaya kalkışmışlardır. Bunun üzerine yapılan eleştirileri doğrudan Kemal Kılıçdaroğlu'nu hedef alarak susturmaya girişmişler, ortaya döktükleri taraftarlarıyla yavuz hırsız rolü oynayarak Kılıçdaroğlu'nun söylediklerini saptırmaya kalkışmışlardır. Oysa CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Reza Zarrab olayının arkasından bir televizyon programında önüne yatmak olayının ne anlama geldiğini çok önceden açıklamış ve Aileden Sorumlu Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu için önüne yatmak sözcüğünü kullanırken de bu sözlerin anlamını çok iyi bilerek dile getirmiştir. Bunun üzerine söylenen sözü cinselliğe çekerek ortalığı velveleye vermeye kalkışan başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm AKP'liler Kılıçdaroğlu'na olmadık hakaretler yağdırarak en hafifi "siyasi sapık" suçlaması olmak üzere linç kampanyasına girişmişlerdir.

Bu sözleri rahatlıkla söyleyenler; dönüp yukarıda söylediklerimize bir bakmalılar ve kim siyasi sapıkmış, kim ahlaki değerlerden yoksunmuş görmeli ve susmalıdırlar.

"Bir kereden bir şey olmaz" diyenlerin kınanacağı yerde buna sebep olanların eleştirilmesine karşı haritayı, pusulayı şaşırmış bir anlayışla saldırıya geçenler kendilerini hem ahlak hem de dürüstlük terazisinde tartıp halkın karşısına öyle çıkmalıdırlar.

Yoksa güçlülük taslayıp herkesi sindireceklerini sananların balon olduklarını görmeleri de uzun zaman almayacaktır biline…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA