turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BEŞTEPE SARAYINDA DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

10 NİSAN 2016

Dünkü yazımızı biliyorsunuz Recep Tayyip Erdoğan'ın ve öteki AKP'lilerin küfürlerine ayırmıştım. Bugün yine aynı konuyu yazmak bıktırıcı olsa da konu unutulup gitsin istemem. Artık ne açılışıysa dün Erdoğan Zeytinburnu'nda toplu açılış gerçekleştirdi. Orada da zehir zemberek bir konuşma yaparak Kılıçdaroğlu'na yine o bildik sözlerini esip yağarak yineledi.
Neymiş efendim?

"Türkiye işte böyle tarihi bir dönem içinden geçerken, birileri var ki, edepsizlik ve pişkinlikleriyle milletimizle alay ediyor. Ben bundan hicap duyuyorum. İnsanlara, bir hanımefendiye hakaret edilmesi, alçakça saldırılması karşısında susamayız. Biz haksızlık karşısında susanın dilsiz şeytan olduğuna inanıyoruz. Meselenin cumhurbaşkanlığının tarafsızlığıyla ilgisi yoktur. Onu muhatap almak bizi de, insanlığımızı da sorgulayacak duruma getirir. Onların sınırları olmayabilir ama bizim var. Artık bizim için ana muhalefet partisinin genel başkanlık koltuğu boştur. Bizim için bu zat yok hükmündedir. Bu zatın durumu tıbbın konusu haline gelmiştir. Dedim ya, siyasi sapık. Bu zatı kendi haline bırakalım. Bulunduğu çukurda debelenip dursun."

İşte buymuş, Erdoğan'ın Kılıçdaroğlu ile ilgili söyledikleri. Bu sözleri neyle tartarsanız tartın hiçbir öneminin de, ağırlığının da olmadığını görürsünüz. Çünkü bu sözlerin içinde doğru olan tek bir sözcük bile bulmanın olanağı yoktur.

Bu yüzden de Erdoğan, bu yaklaşımıyla gerçekte Kılıçdaroğlu'na falan hakaret ve küfür etmiş olmuyor, doğrudan kendisini dinleyenlere ve kendisine taraftar olanlara hakaret edip küfrediyor. Çünkü insan konuştuğu kimseleri böylesine aptal yerine koyup söz söylerse küfürlerin hedef kitlesi de kuşkusuz hitap ettikleri ve kendisini alkışlayanlar olur. Ben kendi adıma bu sözleri duyunca ne siyaseten ne de insani ilişkiler açısından bir değer taşıdığını görmüyorum. Yok; edepsizlikmiş, pişkinlikmiş, milletimizle alay ediliyormuş, muhterem de bundan hicap duyuyormuş falan filan. Eğer bir insan biraz birikim sahibi, bu birikimi de adalet ve insani hasletlerle taçlandırmış olsa bu sözleri kullanmasının olanağı yoktur. Yoktur, çünkü kadınlara hakaret olarak algı yaratılmaya çalışılan bu sözler Erdoğan'ın kendi eski bakanı Muammer Güler'e aittir. Üstelik de bu sözle ilgili iki yıl önce bir televizyon programında Kılıçdaroğlu öyle bir konuşmuş ki yalanın altına odun atan bütün AKP'lilere ve Sayın Erdoğan'a kapak olur inanın.

Bakın, bakın Erdoğan'ın terazisi nasıl da hileli. Haksızlığın karşısında susmak dilsiz şeytanlıkmış. Acaba hangi haksızlığın karşısında kim susuyor da bu muhterem dilsiz şeytan olmayı reddeder havalarında? Erdoğan'a göre sözüm ona hakaret edilen Bakan Sema Ramazanoğlu. Olay nedir? Ramazanoğlu Ensar Vakfı yurtlarında yaşanan tecavüz olayı ile ilgili demiş ki, "Bir kereden bir şey olmaz." Şimdi tecavüz olayı sonrası AKP'liler ve Erdoğan hangi akla hizmet Ensar Vakfı'nın koruyuculuğuna soyunup ağızlarından tek söz çıkmamıştır da çarpıttıkları değerlendirmelerle Kılıçdaroğlu'na küfredip durmaktadırlar? Bu olayla ilgili susan kimdir, sustuğu için dilsiz şeytan suçlamasıyla kim karşı karşıyadır?

Erdoğan'ın tarafsızlık aklına gelmiş. Öyle bir söz söylüyor ki, bizler bugüne kadar hiçbir konuda tarafsız davrandığına tanık olmuş değiliz ki, şimdi söylediği sözlerin tarafsızlığına helal getirmediğini düşünsek. Kılıçdaroğlu'nu muhatap almıyormuş ama söylediği her hakaret sözü ona yönelik. Eğer muhatap alırsaymış, insanlığı da sorgulanırmış. Breh, breh, breh! Onların sınırları yokmuş bu yüzden de her edepsizliği yapabilirlermiş,. Oysa muhteremin sınırları olduğu için böylesi bir duruma düşmezmiş. Ne diyebiliriz ki, muhteremin davranışları ortada, söyledikleri ise kabak gibi herkesin gözleri önünde.

Bir de "O zat" diyerek Kılıçdaroğlu'nu yok hükmünde saydığını söylemesi yok mu işte bu sözler de işin tuzu biberidir. Muhterem kendisini ne sanıyor bilinmez ama biz söyleyelim kimi yok hükmünde sayarsa saysın bu bir yok oluşun debelenişidir. Ha evet, bir de diyor ki; "Bu zatın durumu tıbbın konusu haline gelmiştir." İşte bu sözler karşısında gerçekten şapka çıkarılır. Şapka çıkarılır çünkü kim ya da kimlerin tıbbın konusu haline geldiğini değil Türkiye yeryüzü insanlığı öğreneli çok olmuştur çok. Sanırız bu bir kopuş olmalı ki, tutana aşk olsun ne diyelim. Devamı var. "…Dedim ya, siyasi sapık. Bu zatı kendi haline bırakalım. Bulunduğu çukurda debelenip dursun." Valla bu konu da birisi bir yazı yazmış. Fatma dosyaları karıştırdığı için demiş, demiş diyeceğini. Bakmış görmüş ki, bu dosyadakiler sayın Erdoğan'a aitmiş.

Şimdi bu yanlışlıktan sonra vatandaşlıktan çıkarılacağından öyle korkuyormuş ki olsa olsa bu kadar olur…

Yani?

Yanisi, merdi kıpti şecaat arz edeyim derken sirkatin söylermiş.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA