turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DEVLET NİŞANI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

13 NİSAN 2016

Öteden beri bu devlet nişanından pek hoşlanmamışımdır. Hiçbir art niyetim olmamakla birlikte bu konuda hakkaniyetli davranılmadığından ve hak edene değil de, kurulu düzene ve kurulu düzenin yöneticilerine yakın görünenlere verildiğine tanık olduğum için olayı hep farklı görmüşümdür.

Suudi Krallığı'na gelince; Suudi Krallığı'nın Türkiye'ye karşı kin ve nefretle dolu olduğunun hep tanığı olduk. Çünkü Suudi Krallığı çağ dışı bir krallıkken Türkiye Cumhuriyeti cumhuriyetle yönetilen çağdaş bir ülke olma yolunda yol alan bir ülkedir. Salt bu nedenle Arap ülkeleri nezdinde de Türkiye'nin etkileyici ve çekici bir yanı olmuştur. Öyle ki birçok Arap ülkesi; ülkelerinin gelişmesi için Türkiye'yi örnek almışlardır. Bu durumda geleceği tehlikeye düşen Suudi yöneticileri ise boş durmamışlar her fırsatta Laik Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı dinci gericileri destekleyerek onları her anlamda beslemişlerdir. Suudi Krallığı'nın bu bağlamda bilinen bilinmeyen öylesine çok ekonomik yardımları olmuştur ki, sizler bu söylediklerimizi düşününce ne demek istediğimi kuşkusuz daha iyi anlayacaksınız. Bu konuyla ilgili tek bir örnek verip asıl söyleyeceklerime geçmek istiyorum.

Bildiğiniz gibi TÜRGEV Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlunun vakfıdır ve bu vakıf ülkede eğitimden tutun da yurt açılmasına kadar ilgili ilgisiz pek çok konu ile ilgilenmektedir. İşte bu vakıfa Suudi Krallığı'ndan tam 100 milyon bağış yapılmıştır. El altında veya açık başkaca yapılan yardımların olduğu da bilinmeyen bir şey değildir.

Öyle ya ülkelerle ülkelerin arasında kuşkusuz ilişkiler olacak. Anca Suudi Krallığı ile Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'si arasındaki ilişki böylesi bir ilişki olmaktan çok uzaktır. İlişkiler tam anlamıyla gericilerin dayanışması şeklinde olup diğer Arap ülkelerine yapılan kötülüklerin başı da bu çerçevededir. Nitekim Erdoğan Türkiyesi ile Suudi Krallığı'nın Suriye'ye karşı uyguladıkları korkunç komplonun geldiği nokta ortadadır. Suriye kentleri, beslenip kollanan ve silahlandırılan İslami terörist örgütlerce yerle bir edilmiş, yüz binlerce Esad yanlısı Suriyeli ise katledilmişlerdir. Bugün 10 milyona yakın Suriyeli ise yerlerinden, yurtlarından ayrılarak başka ülkelerde ölüm kalım savaşı vermektedirler. Yani özetle söylemek gerekirse bölgede yaşanan insani, ekonomik, sosyal ve siyasal yıkımın ABD ile birlikte bir numaralı sanığı işbirlikçi Suudi Krallığı ve Recep Tayyip Erdoğan yönetimidir.

Şu an ülkemizde görülmemiş tantana ve şaşa ile ağırlanan ve kendisine DEVLET NİŞANI verilen Kral Selman Bin Abdülaziz tıpkı kendisinden önceki Suudi kralları gibi zalim, katil ve hırsız bir kraldır. İşte bu kral ülkemizde böylesine akıl almaz törenlerle Beştepe Külliyesi'nde (Kaç/ak saray) ağırlanıyorsa bu bir rastlantı değildir. İşin daha da kötüsü Kral bu nişanı bölgede yarattığı istikrar, barış ve Türkiye ile olan iyi ilişkilerine karşılık almıştır. Yani Recep Tayyip Erdoğan nişanı takarken "kardeşim" diye seslendiği krala bu sözlerle nişanın takmıştır.

Türkiye'nin bu günlerde yaşadığı ortama bakıldığında Külliyenin başka bir havada olmasını anlamıyor değiliz. Bugün Doğu ve Güneydoğu illerimiz ve ilçelerinde yaşanlar tam da Suudi Krallığı ve Recep Tayyip Erdoğan'ın ektikleri tohumlara bağlı olarak gelişmiştir. Bu yüzdendir ki hemen her gün bölgeden 10'a yakın şehidimiz gelmekte, bölge yakılıp yıkılmaktadır. Recep Tayyip Erdoğan artık sözlerini bile tartıp konuşmaya gerek duymadan sarfetmekte, bu haliyle kendisini ne yerine koyduğu bilinmemekle birlikte sözleri bizlere bir hayli ilginç gelmektedir. Hakkari ve Şırnak'ın buralara nasıl kurulduğunu yıkılması gerektiğini dile getiren sözleri ise ayrı bir politik çıkışsızlık ayrı konudur amma Recep Tayyip Erdoğan'ın şehir planlamacısı gibi konuşuyor olmasını doğrusu kabullenip oturmakta anlaşılır bir şey değildir. Kişi zaten kentlerde yaşanan rantlar sonrası yapılarla ilgili TMMOB'nin açtığı davalardan da sık sık söz etmiş, bu kurumların kendilerini oyaladığını dile getirerek bu kuruluşlara da ağır göndermelerde bulunmaktan çekinmemiştir.

Evet, bugün Türkiye büyük acıların yaşandığı bir ülke haline gelmiştir amma velakin Türkiye'yi yönetenler gerçekten de gaflet ve delalet içindedirler. Eğer öyle olmasaydı Türkiye'de yaşanan ölümler, yıkımlar, sınırların kevgire dönmesi, tarikatler elinde eğitimin hiç noktasına indirilmesinin yanında bir de çocuklarımıza tecavüz olayları bu denli utanmaz ve arlanmaz bir şekilde ayyuka çıkmazdı.

Söyledik; söylüyoruz , AKP iktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan hangi baskı yöntemlerine başvurursa başvursunlar, su akacak yolunu bulacak ve bunlar da yok olup gidecekler, bunları Suudi Kralı Selman bin Abdülaziz bile kurtaramayacaktır.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA