turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


TARAF OLMAK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

14 NİSAN 2016

Toplumun çeşitli kesimlerinden birçok insanı dinleyince doğrusu kafamın tası atıyor. Bazıları tarafsız olmayı o kadar önemli sayıyorlar ki, en haklı tarafa bile haklısın, haksıza ise haksızsın demek bir türlü söylenemiyor. Bunun yerine her iki taraftanda olunmadığı özenle dile getirilip, bir şekilde punduna getiriliyor eleştiri haklı tarafa söyleniyor nedense.

Dün akşam CNN'de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaoğlu vardı. Ahmet Hakan programı yönetiyor, Erdem Gül, Nedim Şener, İsmail Saymaz ise Kılıçdaroğlu'na sorular soruyordu. Konu sık sık siyasetin dilinin sertliğine getiriliyor, bir şekilde son zamanlarda Kılıçdaroğlu'nun sertliğine göndermeler yapılarak alttan alta Kılıçdaroğlu eleştirilmeye çalışılıyordu. Kılıçdaroğlu ise bu yaklaşımlara karşı haklısınız siyasetin dili yumuşamalı, diplomatik bir dil kullanmalıyız demiyor, aksine dilini daha da sertleştireceğinden söz ediyordu. Ayrıca konu sık sık da Aileden Sorumlu Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu'na karış Kılıçdaroğlu'nun söylediği sözlerin yerinde olmadığını ima eden yaklaşımlar sergilenerek Kılıçdaroğlu savunmaya çekilmek isteniyordu..

Ahmet Hakan ise sosyal medyada kendisine gösterilen tepkiden de yakınarak beni çocuk tecavüzcüsü olarak suçlamaya kalkanlar bile oldu diyerek Ensar Vakfı'nı araya sıkıştırdığı sözlerle arkalamaya çalışıyordu. Ahmet Hakan'ın ve gazetecilerin yaklaşımı karşısında geri adım atmayan Kılıçdaroğlu ise sözü tartıştığı kimselerin sergiledikleri yaklaşımlara getiriyor ve bundan böyle kendisine karşı söylenen ağır sözlere misliyle karşılık vereceğini söylemekten asla vaz geçmiyordu.

Bu programı izlerken düşündüm, nasıl olmaktadır da siyasetin dilini bu denli kirletenlere karşı açıktan bir tutum almaktan uzak duranlar iş Kemal Kılıçdaroğlu'na gelince birdenbire değişiyorlar ve şöyle olsaydı daha iyi olurdu, böyle olsaydı daha iyi olurdu gibisinden akıl vermeye kalkışıyorlardı ki bu yaklaşımın gerçekten de hiçbir değeri yoktur. Çünkü birçok gazeteci veya kimse tarafsız davranıyormuş görünümü altında asıl dili bozuklara hizmet ediyorlar. Böylece de bugüne kadar yaklaşımlarında hiçbir hakarete ve aşağılamaya girmemeye özen göstermiş olan Kemal Kılıçdaroğlu'na dizayn çekmeye kalkışıyorlar.

Buradan bütün gazetecilere ve etkileri olan herkese sesleniyorum. Eğer ortam bu denli gerilmiş, ülkemiz yurttaşları her geçen gün biraz daha ayrışarak karşı karşıya getirilme noktasına gelmişlerse ki bugün bu nokta çoktan aşılmıştır. Bu yaklaşımların sorumlusu denetimsiz herkese her şeyi söyleyeceğini düşünen ve söyleyen Recep Tayyip Erdoğan ve öteki AKP'lilerdir ki, eğer olumsuzluklardan rahatsız olunuyorsa bu durumda taraf olunmalı ve demokrasiye, insan haklarına, özgürlüklere inanmayan kimselere hak ettikleri ders verilmelidir. Ki, kimsenin yaptığı yanına kâr kalmadığı gösterilmeli ve haddini aşanlar da kendilerine çekidüzen vermelidir. Yoksa "siyasi sapık" betimlemesi ile ortalığı kasıp kavuranların adaletini ve yönetimini yaşayanların çektikleri bu kadarla da kalmayacak onların ellerinde şaklatıp durdukları yönetim erkinin kırbacından gün gelecek kimse kurtulamayacaktır.

Ortada devlet olacak, devletin Milli Eğitim Bakanlığı olacak, bunlar kimsesiz ve yoksul çocuklarımız için kılını kıpırdatmayacaklar. İmam Hatiplilerin dernekleri, Ensar vakfı gibi sürüsüne bereket birtakım vakıflar yurt açacaklar sonra da suç makinesine dönüşecekler kimsenin de koskoca camiayı zan altında bırakmayalım denilerek eleştirisine ve bu kesimlerden hesap sormalarına fırsat verilmeyecek öyle mi? Bazılarının koskoca Ensar Vakfı diyerek gizlemeye kalktıkları buzdağının görülmeyen yanları gerçekte o kadar çoktur ki, işte bazıları bu buz dağına el atılmasını önlemek için dil dökmektedirler. Ülke bunların yönetiminde talan ülkesi haline gelmiştir. TÜRGEV gibi bir kuruluşun ne özelliği vardır da, belediyeler durmadan arsa ve bina bağışlayıp durmaktadırlar?

Unutulmasın ki, hiçbir ahlaki veya hukuki sorunların yaşanmadığı Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğine karşı bu iktidar olmadık suçlar ileri sürerek karalamaya, hasta yatağında Genel Başkan Türkan Saylan'ı tutuklamaya kalkışmıştır. Bütün bunları rahatlıkla yapanlar her ne hikmetse iş her türlü rezilliğin döndüğü Ensar Vakfı ve benzerlerine gelince bu kuruluşların önüne yatmaya kalkışıyorlar. Oysa Ensar Vakfı başta olmak üzere, hesapları da dahil bir incelemeye alınsın neler çıkacaktır neler ve de herkesin dudağı uçuklayacaktır kesin…

Madem öyle, Ensar Vakfı ilk adım kamu yararına bir vakıf olmaktan çıkarılsın.

Sonra bu kuruluşta varsa işlenen suçlar araştırılsın, hesapları bir bir kontrol edilsin bizler de bu vakıflar ne biçim yerlermiş görelim olmaz mı, olamaz mı ne dersiniz?


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA