turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HER YOL PARİS

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

15 NİSAN 2016

AKP için her yol Paris'e çıkıyor. Bu yeni yolu da Menderes'in son yıllarına çıkacak.

Recep Tayyip Erdoğan söylüyor, Davutoğlu ondan aşağı kalacak değil ya, o da benzer bir sertlikle şıp diye yerine getiriyor. Dokunulmazlık mı kalkacak, AKP için öyle yasaymış, Anayasa'ymış hiç mi hiçbir önemi yok. Kendi çıkarına nasıl gelirse öyle bir kanun teklifi hazırlıyor ve muhalefet partilerine; madem dokunulmazlıkların kaldırılmasını mı istiyorsunuz pilavdan dönenin kaşığı kırılsın diyerek hodri meydan çekip başlıyor tuzağın en katmerlisini uygulamaya koymaya. Hem öyle bu konuda bir komisyon kurmaya falan da gerek yok. Bir defaya mahsus bir kanunla kimin fezlekesi var hop yargının önüne atılıverecek. En fazla fezleke herkes biliyor HDP milletvekillerinin. HDP'yi CHP takip ediyor. MHP ve AKP ise sudan çıkma ak kaşık oldukları için fezlekeleri iki elin parmakları kadar ya var ya yok.

Fezlekelerin en fazla HDP'nin olmasının nedeni çok belli. Çünkü HDP, PKK ile her fırsatta şu ya da bu şekilde yolları kesişen bir politika izliyor, bazen de PKK'yı bile solladığı olmuyor değil. AKP'ye gelince; HDP hakkında terörle ilgili hazırlanan fezleke kaç tane ise AKP'lilerin ki de onu birkaç misli aşması gerekir ama AKP'li ne başbakan, ne bakanlar ne de milletvekilleri için fezleke hazırlandığı görülmemiş. Çünkü yargı iktidarın yaptırımlarını göze alıp bu konuda harekete geçemiyor ya da AKP iktidarı yandaş bir yargı oluşturmak için yerine getirdiği uygulamalar sonucu amacına ulaşmış. Yoksa AKP iktidarının bakan ve milletvekilleri için yağmur gibi fezleke yağması gerekir. Bu konu ile ilgili birkaç örnek vermemiz gerekirse; AKP iktidarının çözüm süreci adı altında yürüttüğü politikalarının gereği olarak; Habur'da PKK gerillalarının karşılanması, onlara seyyar mahkemeler kurulması, Oslo görüşmeleri, İmralı görüşmeleri, Dolmabahçe Mutabakatı, şehirlerin silah deposuna döndürülmesine karşın güvenlik güçlerinin ellerinin kollarının bağlanmış olması, AKP iktidarının Suriye'deki El Nusra, El Kaide, Müslüman Kardeşler, ÖSO, IŞİD gibi örgütlerle kurduğu ilişkiler belli başlı örneklerdir.

Herkes bilir ki, yasama görevini yerine getiren milletvekillerini çıkaracakları yasa Anayasa'ya aykırı olamaz. Yine herkes bilir ki, daha önce suç sayılmayan bir suçtan dolayı yeni çıkarılan yasa ile suç sayılsa bile kimse geriye dönük olarak yargılanamaz. Bugün AKP'nin bir defaya mahsus olarak çıkardığı dokunulmazlıkların kaldırılması yasası bu anlamda çıkarılsa bile yok hükmünde bir yasa olup Anayasa Mahkemesi'ne başvurulduğunda iptali kesindir. AKP iktidarı köylü kurnazlığına başvurarak bakın biz dokunulmazlıkların kaldırılmasını istiyoruz ama muhalefet partileri kaldırmıyor, üstelik bunlar terörü destekliyorlar diyeceği için CHP çıkarılan yasaya evet diyeceğini açıklamıştır. Bu durumda; dokunulmazlıkların kaldırılması ile ilgili çıkarılan bu yasa Anayasa Mahkemesi'ne götürülmeyecek demektir. Ancak ülkemizde AKP iktidarının onca yargıyı raptı zapt altına alma uygulamalarına karşın yine de ülkemizde dürüst savcı ve yargıçların olduğunu unutmamak gerekir. Herhangi bir mahkeme bu konu ile ilgili Anayasa Mahkemesi'ne başvurduğunda da çıkarılan bu yasanın iptal edileceği büyük bir olasılıktır.

Kısacası bu dokunulmazlıkların kaldırılması işi AKP'nin tuzak bir girişimidir. Bir polis şefi ya da bilmem devletin herhangi bir memuru amirleri izin vermediği zaman yargılanamıyorsa, bununla birlikte milletvekillerinin dokunulmazlıkları ise çoğunluğu oluşturan iktidarın keyfine kalmışsa işte o zaman parlamentoda özellikle de muhalefet partilerinin işi gerçekten de zordur. Çünkü böylesi bir durumda muhalefet partilerinin milletvekillerinin ne kürsü dokunulmazlığı söz konusu olacaktır ne de dışarda herhangi bir konuşmasını özgürce yapabilme şansı olacaktır.

Uzatmayalım; AKP iktidarının işi bu noktaya getirmesinde başta Anayasa değişikliği ve Recep Tayyip Erdoğan'ı Başkan yapma isteği olduğu kesindir. Ne var ki, iktidarın bu yönde kurduğu tuzak bilinmelidir ki kendi ayağına da dolaşacak, Türkiye'de demokrasinin D'sinden bile söz edilemeyecektir. Bunların bu halleri çok beğendikleri ve dillerinden düşürmedikleri Demokrat Parti'nin ve Menderes'in son yıllarıyla öylesine örtüşmektedir ki, bu tehlikeli gidişten ya bir an önce vazgeçilmelidir ya da AKP iktidarına ve Recep Tayyip Erdoğan'a böyle bir fırsat'ın önü tamamen kapatılmalıdır.

Not: yazımı noktalarken bir konuya daha değinmekte yarar görüyorum.

Tam olarak inceleme olanağı bulmamama karşın, Devlet Bahçeli Başkanlık yerine partili Cumhurbaşkanı olması gerektiğine dair bir görüş açıklamıştır. Bu durum da gösteriyor ki, Bahçeli 14 yıllık AKP iktidarının hep bastonu olmak gibi bir işlev görmüştür. Bahçelinin bu yeni çıkışı ise söylediklerimizin kanıtı olmuştur.

Ayrıca Bahçeli, MHP'yi Mayıs ayında kongreye götürmek için harekete geçenleri de boşuna paralelci olarak suçlamamıştır.

Bahçeli, "paralelcilere teslim edilecek partimiz yoktur" derken, belli ki AKP ağzı ile konuşmuş ve AKP yağdanlığı olduğunu açıkça ortaya dökmüştür.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA