turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


1 MAYIS

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

17 NİSAN 2016

1 Mayıs'ı her yıl tartışma konusu yapmakta, yaptırmakta büyük ölçüde anlamını yitirdi. 1 Mayıs'ın Taksim'de yapılması için direnmek ilericiler, devrimciler ve sosyalistler açısından niçin bu denli önemlidir, hemen hemen bilmeyen yoktur aramızda. Bu yüzden de 1 Mayıs'ın Taksim'de kutlanmasının bizler için çok önemli bir yeri vardır.

Bilindiği gibi 1 Mayıs 1977'de karanlık Gladyo güçleri Taksim'i kana bulamışlardır. O tarihten başlayarak da Taksim'de 1 Mayıs'ın kutlanmaması için gerici yöneticiler sürekli yasak getirmişler, 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlamak isteyenlerin üzerine de emniyet güçlerini salmışlardır. 1978 yılında İstanbul'da 1 Mayıs kutlaması yasaklanmakla kalmamış, o gün sokağa çıkma yasağı da ilan edilerek İstanbul mapusaneye çevrilmiştir. Bununla birlikte bu yasağı hiçe sayanların başında yer alan Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Behice Boran ve partililer bir grup olarak sokağa çıkmışlar ve getirilen yasağı hiçe saydıklarını göstermişlerdir. Dolayısıyla Behice Boran ve TİP'liler de gözaltına alınmışlardır. Ancak bu eylemde tarihe not edilmiştir.

Devamında ise artık 1 Mayıs kutlamaları değişik kent ve yerlerde bölük pörçük kutlanmaya başlanmış, 12 Eylül 1980 faşist darbesiyle birlikte de tamamıyla yasaklanarak kutlamalar engellenmiştir. Bu yasağı 3 Ocak 1993 tarihinde genel kurulunu yapan ve yeniden açık siyasal yaşama merhaba diye partimiz, Türkiye Sosyalist İşçi Partisi Ankara'da 1 Mayıs kutlamasını gerçekleştirerek yasağın bir anlamda ortadan kaldırılmasına öncülük etmiştir. Partimiz, uzun yıllar yasaklanan 1 Mayıs kutlamasını yine 1975 tarihinde İstanbul Tepebaşı'nda bir salon toplantısıyla gerçekleştirerek yasağın kırılmasını gerçekleştiren ilk sosyalist partidir. Daha sonra İstanbul kutlamaları sürekli olarak sorunlu olmuş.

2010 ve 2011 1 Mayıs kutlamaları Taksim'de olaysız gerçekleşirken sonraki tarihlerde ise artık 1 Mayıs'ın Taksim'de yapılmaması için iktidar her yola başvurmuştur.

İktidarın bu yasakçı tutum ve davranışları yüzünden İstanbul koskoca bir mapushaneye çevrilmiş, dolayısıyla da 1 Mayıs sokak çatışmalarıyla ve olaylarla geçmiştir.

Doğal olarak bunca yaşadıklarımızdan sonra ilerici, devrimci ve sosyalist güçler bütün bu yaşanılanların muhasebesini yapmalı ve bir durum değerlendirmesi yaparak bu yasakçı zihniyetin yaptırımlarını boşa çıkarmalıydı. Ancak bugüne kadar bazı zorlamaları dikkate almazsak yasakçı zihniyet karşısında ne yazık ki, hiçbir yol alınamamıştır. Bu yüzden de her 1 Mayıs'ta ilerici, devrimci sosyalist çevreler Taksim'de kutlama kararı alarak Taksim'e çıkmak gerektiğini savunmuşlardır. Etkisiz ama yürekli Taksime çıkma eylemlerini saymazsak yaşananlar üç aşağı beş yukarı polisin eylemcilere gaz, basınçlı su vb saldırılarıyla devam etmiş, sokak aralarına dağılan göstericiler ise polise taşla karşılık vererek eylemlerini sürdürmeye çalışmışlardır. 1 Mayıs gösterilerinin önde gelen düzenleyicisi DİSK yöneticileri bakmışlar, görmüşler bu gösterilerin sonucunda güvenlik güçlerinin saldırıları tehlikeli boyutlara varma eğilimi gösteriyor, onlar da eylemin sona erdirildiği açıklaması yaparak gösterilerin bitirilmesi yoluna gitmişlerdir. Ancak DİSK'in bu kararının kimsenin üzerinde etkisi olmadığı için de gösteriler İstanbul'da akşam saatlerine kadar bir şekilde devam etmiştir.

Sonraki günlerde ise ilerici, devrimci ve sosyalist çevreler birkaç ay boyu dergilerinde 1 Mayıs gösterileri sonucunda yaşananlarla ilgili malzeme bulup yazıp çizmişlerdir.

Bizler, DİSK, KESK, TMMOB ve TTB'nin yöneticilerinin İstanbul Valisi ile taksim gezisine çıkıp Taksim'in uygun olup olmadığına dair keşif yaptıklarını da unutmuş değiliz. O günlerden bugüne değişen bir şey yok, demokrasi güçlerinin kararında da değişen bir şey yok. Bir taraf "yasak" diyor, diğer taraf 1 Mayıs kutlamalarını Taksim'de yapacağız. Toplantılar yapılıyor, kararlar alınıyor, toplantıda farklı öneriler getiren her kim olursa olsun devrimci tavırla paspasa çevrilip bırakılıyor. Bu yıl CHP İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat farklı bir öneri getirdi. Taksim'de ısrar etmeyelim, gösterilen bir yerde ama yığınsal bir şekilde kutlayarak etkili bir 1 Mayıs gerçekleştirelim diye, işte bu öneri de en devrimci şekilde had bildirilerek geri çevrildi.

Buraya kadar tamam da o zaman buyuralım çıkalım Taksim'e bizi kim tutabilir?

Ama olmuyor işte. Daha toplanma yerlerine bile gidilemeden güvenlik güçleri katılımcıları beşer onar gruplara ayırarak İstanbul sokaklarında öyle bir koşturuyor ki, bir de bakıyorsunuz ki birlikte gittiğiniz arkadaşınız yanı başınızda değil artık. Acaba kimin başına ne iş geldi diyerek gün boyu arkadaşlarınızın kaygısını yaşıyorsunuz. Haydi, bütün bunlar olacak, her şeyin bir bedeli var diyelim, ancak amacımıza bir türlü ulaşamıyoruz.

İşte bu yüzden de açıkça sesimizi yükseltiyor ve diyoruz ki, içi boş kahramanlık taslamanın yeri de değildir gereği de yoktur. Eğer Taksim'e çıkmak bizim için bu kadar önemliyse ki önemli diyenlerdenim, işte o zaman bu alışılmış yöntemleri bir kenara bırakıp yeni yollar bulmalıyız. Örneğin; 1 Mayıs için ne başvuru yapmalıyız, ne bu konuda demeçler verip yiğitlik taslamalıyız ne de ortalıklarda yalancı pehlivanlar gibi dolaşıp durmalıyız.

Yapılacak şey özetle şudur: 1 Mayıs sabahı her yerden akın akın sokaklara ineriz, tıpkı 15-16 Haziran 1970 şanlı işçi direnişinde olduğu gibi davranır ve fabrika önlerinden, mahallelerden, gelir, Taksim'e bir güzel çıkar, 1 Maysı'ı hakkıyla kutlayıp kendimizi kanıtlarız.

Yoksa ilerici, devrimci ve sosyalist çevrelerin iktidarsızlığı yüzünden konuşup durmaları gerçekten de çok canımızı sıkıyor çok.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA