turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İŞTE YARGI İŞTE KATİLLER

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

19 NİSAN 2016

Ali İsmail Korkmaz öldüresiye döven ve 38 gün komadan kalmasına arkasından da ölümüne sebep olan polis ve fırıncıların davası görüldü. Bilindiği gibi dava usul yönünden bozulmuş dosya gerisin geri kararı veren mahkemeye gelmişti. Mahkeme kararında bir değişiklik yapmadı ve aynı kararı vererek fırıncıları da tahliye etti.

Kararın yerinde olup olmadığı bir yana en dikkate değer şey; sanıkların kendilerini görüntülü olarak savunmalarıydı. Bu yönde savunmalara sanık avukatının da benzer bir savunma ile katılması unutulacak şeyler değildi.

Sözü geçen polis memurları, sanki Ali İsmail Kokmaz'ı kasten öldürmekten yargılanmıyorlardı da vatanseverlikleri yüzünden yargılanıyor ve gadre uğruyorlardı. Savunmalarında Silopi'de ve öteki yerlerde kahramanca savaşan polislere utanıp sıkılmadan gönderme yapan polis sanıklar o çok bildiğimiz hamasi sözlerle sözüm ona şehitlerimize sahip çıkıyor, konu ile yakından uzaktan ilgisi olmayan ıvız zıvır şeyler söyleyerek adalet dağıtması gereken mahkemeyi sanki söyledikleri bu sözlerle etki altına almaya çalışıyorlardı. Hani şimdilerde "Parelel Yapı" iktidarın yıldırımlarını üstüne çekmiş bulunuyor ya, sanık savunmalarında Ali İsmail Korkmaz'ın ölümüne "parelel yapı" sebep oldu diyecek kadar ileri giderek akıllarınca suçlarının üstünü örtmeye çalışarak kurtulma yolları arıyorlardı. İşin daha da vahimi TÜBİTAK'ın da pareleci olduğunun söylenmesi ve bant çözümüne itibar edilmemesi yönünde söylenen sözlerdir.

Adı geçen sanıklar öyle savunma yapmışlardır ki, bu savunmalar neresinden tutsanız elinizde kalacak savunmalardır. Bütün bu gerçeklere karşın kasten adam öldürmekten ceza alması gereken polislere uyduruk cezalar verip dosya kapatılmak istenmiştir. Korkunç görüntüleri izleyip de böylesine vicdanen kabul edilmesi olanaksız kanaate varan yargıçların hukuk kuralları içinde kalarak karara vardıklarını düşünmenin olanağı da yoktur, oluru da.

Öyle ki, yaptıkları iş fırıncılık olan kişilerin olay içinde yer almaları da mahkeme tarafından basite alınarak değerlendirilmiş ve sözü geçen fırıncılar hem az bir ceza ile yakayı sıyırmışlar hem de yattıkları süre göz önünde tutularak serbest bırakılmışlardır. Oysa fırıncıların da cinayetin işlenmesinde payları hiç de asıl fail gibi gösterilenlerden kalır yanı yoktur.

Ali İsmail Korkmaz'ın davası kuşku yok ki, olağan işleyişi içinde görülen bir dava değildir. Her şeyden önce davanın görülme yeri güvenlik gerekçesine bağlanarak uyduruk bir kararla Kayseri'ye alınmıştır. Bir başka deyişle bu tür davalar bu şekilde hem kamuoyunun gözü önünden uzaklaştırılmak istenerek hem de izlenme olanağı ortadan kaldırılarak yaşanan olay soğutulmaya bırakılmış, sonra da hepimizin tanık olduğu gibi hakkaniyetle bağdaşmayan bir ceza ile sözü geçen kişiler yakalarını kurtarmışlardır.

Katil olan kişiler bir kez daha vatan, millet, şehit vb benzeri hamasi sözler arasında yakayı kurtarmış bulunmaktadırlar. Böylesi bir savunmaya kamuoyu önünde savunma diye fırsat veren yargının düştüğü durum kesinlikle ürküntü vericidir.

Bu durumda devletin gücüne arkasını dayamış olan bu kişiler gibi birçok kimse yüzünden yurttaşların yaşamı tehlike altında demektir ki, bu adaletsizliği ve had bilmezliği ortadan kaldırması gereken yargının da böylesine bir davranış sergilemiş olması yüzünden devletin her kademesinde yuvalanmış olan karanlık odakları daha da yüreklendirecek demektir.

Evet, belki yargı Ali İsmail'in yaşama hakkına sahip çıkarak gereken duyarlılığı göstermemiştir ancak bir de kamuoyu duyarlığı diye bir gerçek vardır. Öyle düşünüyoruz ki bu duyarlılık karşısında polis memurları gözlerden uzak yerlere giderek kendilerini unutturabilirler ama artık o iki fırıncı Eskişehir'de bir daha fırıncılık yapabilirler mi bilemem. Yaparlarsa da adalet ve vicdan topyekun yitirdiğimiz bir özelliğimiz haline gelmiş demektir ki, bu ülkenin yurttaşları açısından büyük tehlikeler içerdiği de unutulmamalıdır.

Bir gösteriye katılmak haktır. Ali İsmail Korkmaz'ın o günkü yaşadığı korkunç olayda ne bir karşı koyma vardır, ne bir taş atma, ne bir pankart taşıma ne de molotof atmak gibi bir eylem. Kaldı ki bunlar olsa bile kimse öldürülmeyi hak etmez, hak etti diye bakılamaz.

Şimdi anladınız mı AKP iktidarının ve Recep Tayyip Erdoğan'ın ülkemizde olması gereken iç barışın altına nasıl bir bomba koyduklarını?

Yine de anlamayan varsa yazımızı şöyle bitirelim.

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA