turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


24 NİSAN

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

24 NİSAN 2016

Doğu Perinçek dünkü Aydınlık köşesinde şöyle yazmış.

"… İşte Tansel Çölaşan'ın yönetimindeki Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), yarın o cephede milletin kuvvetlerini topluyor ve yürüyüşe geçiriyor."

Öncelikle 23 Nisan'ı, 24 Nisan günü kutlayanların vardır bir bildiği desek ama diyemiyoruz. Yıllardır Atatürkçülüğü gardırop Atatürkçülüğü haline getirerek halk yığınlarının karşısına çıkanlar yüzünden Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan iktidarı ile tanışmak zorunda kalmıştır. Bu iktidar ki şimdi astığı astık, kestiği kestik bir iktidar olduğu için aralarında Doğu Perinçek'te olmak üzere pek çok subayın yıllarca içerde kalmasını sağlamış ve onları bir anlamda ordudan tasfiye ederek amacına ulaşmıştır. Bütün bu gerçekler ortadayken her zaman olduğu gibi Doğu Perinçek hedef şaşırtmaktaki ustalığını göstermiş, bir anda Recep Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarını bir kenara bırakarak düşman olarak salt Fetocuları tanımlayıp, gerekirse Fetoculara karşı Recep Tayyip Erdoğan'la birlikte davranabileceğini dile getirmekten çekinmemiştir.

Atatürkçülüğü dilinden düşürmeyenlerin gerçekte Atatürkçülüğü aslında yukarıda belirttiğim gibi gardırop Atatürkçülüğüdür. Bu yüzden de ADD'nin önemli bir bölümünü ayırıyorum, kalanlarının gardırop Atatürkçüsü olduğu gerçeğini kimse yadsıyamaz.

Doğu Perinçek'in, "BÖLÜCÜ TERÖRE KARŞI ULUSAL BİRLİK YÜRÜYÜŞÜ" adını koyduğu ve güçlerin birleştirilmesinden söz ettiği tanı gerçekte güçlerin bölünmesine öyle bir hizmet etmektedir ki, bu tür davranışların hiçbir işe yaramayacağını bugün ajitasyonlarla balonlaşıp şişenlerin görmelerinin olanağı yoktur.

Devam edelim ve Doğu Perinçek ne inciler döktürmüş görelim:

"Bölücü teröre karşı mücadele, aslında milletin egemenliğini ve milletin hükümeti için mücadeledir. Türk Silahlı Kuvvetleri, Türk Polisi ve Köy Korucularımız, PKK terör örgütünü hendeklere gömerek, milli hükümetin önünü açıyor. Türkiye'nin büyük kararı orada başladı…"

PKK'nın hendek savaşı, PKK'lıların hendeklere gömülmesi vs başka bir değerlendirmenin konusudur amma böyle bir savaş nasıl olmaktadır da "milli" hükümetin önünü açmaktadır, gerçekten anlamanın olanağı yoktur. Perinçek'in hayal dünyası oldukça geniştir, bu yüzden de ortalığı tozpembe görme yetisi de bir hayli gelişkindir. Perinçek'in sözleri için, ne söylese yeridir diyebiliriz de, nasıl olmaktadır da TGB içerisinde yer alan onca genç insan bu palavralara kanıp efsunlanıp yaşananlara devrimcilik gözü ile bakabilmektedirler anlamak gerçekten de güçtür. Bir kişi düşünün ki, sol görüşlerini faşist kırması görüşlerle aşılaya aşılaya partisini iyice sağa çekmiş, olmamış bir de tescilli sağcılığı millilik adı altında jelatinleyip yandaşlarına sormuk şekeri gibi sunmuştur ama içlerinden biri ya da birçokları çıkıp da sormuk şekerinin acılığını söyleyemeyecek kadar nasıl olmuştur da koşullandırılmışlardır doğrusu açıklanmaya değerdir.

Söylenecek çok şey var. Ancak 23 Nisan 2016 tarihli Aydınlık Gazetesi'ndeki köşesinde Vatan Partisi yöneticilerinden Yavuz Alogan ne demiş bir de ona bakalım.

"Binası yıkılan ancak temelleri henüz sökülemeyen Cumhuriyetimiz tarihin en büyük açmazıyla karşı karşıya. Asker "terör"le mücadele ettikçe AKP oy oranını artırıyor ve oy oranı arttıkça rejimi değiştirme imkânı ve kabiliyeti artıyor."
Oysa Sayın Perinçek ne demişti?

"…Türk Silahlı Kuvvetleri, Türk Polisi ve Köy Korucularımız, PKK terör örgütünü hendeklere gömerek, milli hükümetin önünü açıyor."

Şimdi bu görüşlerin hangisini doğru kabul edeceğiz? Yavuz Alogan'ın dediğini doğru kabul edersek; işte o zaman Perinçek'in sözünü ettiği "milli hükümet" bu durumda AKP iktidarının ta kendisi olmuyor mu?

Ya da bir başka soru soralım; Perinçek'in bir tek kendisinin gördüğü ama kimsenin o yönde bir gelişme belirtilerine tanık olmadığı belirtiler nelerdir? Hem, çıkıp niye tek tek öngörülerini sayarak bilinçlere çıkarmaya yardımcı olmuyor da Sayın Perinçek bu bayat sözlerini hiç bıkmadan usanmadan yineleyip duruyor?

Aslında sözü uzatmaya gerek yok. Aynı partinin iki üyesi Aydınlık gazetelerinde birbirlerini yanıtlamışlar. Ne diyelim hayırlarına olur inşallah…

Bir de dün TBMM'den "Sayın Cumhurbaşkanım" sözleriyle AKP'nin alkışlarına mazhar olan Bahçeli var. Sanırız o da Recep Tayyip Erdoğan'la birlikte "milli" hükümetin tezahür ettiğini görmüş olmalı ki böyle bir seslenişte bulunmuştur.

Buna da bir maşallah çekelim ve diyelim ki, maşallah! Maşallah! Maşallahhhh!


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA