turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BİR ADIM İLERİ İKİ ADIM GERİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

27 NİSAN 2016

Önceki gün laiklikle ilgili sözlerinin arkasından fırtına kopan TBMM Başkanı İsmail Kahraman'la ilgili kısa bir gezintiye çıkalım isterseniz.

Kahraman, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirmiş. Talebe Cemiyeti Başkanlığı, Milli Türk Talebe Birliği Genel Başkanlığı, Birlik Vakfı, Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV) Kuruculuğu ve Mütevelli Heyeti Başkanlıklarında bulunmuş.

1965-1970 yılları sol ve sosyalist görüşlerin ülke genelinde hızla yayıldığı yıllardır. Doğal olarak bu yıllarda ilericilerin, devrimcilerin karşısına da faşist ve dinci kesimlerin çıkarılacağı da çok açıktır. Hemen herkes bilir ki, o dönemde Komünizmle Mücadele Dernekleri önemli bir rol oynamıştır. Bu derneğin başkanlığını ise İlhan Darendelioğlu yapmaktadır. Bu dernek aracılığı ile ülkemizin hemen her köşesinde devrimcilere karşı saldırı ve şiddet uygulanmıştır.

Bugün Gazetesi'nde yazı yazan Mehmet Şevket Eygi'nin bugün bile yazdıkları yazıları okuyunca dudakları uçuklatan yazılar olduğunu görürsünüz.

16 Şubat 1969 tarihinde Amerikan 6. Filosu'na karşı devrimcilerin yürüttüğü propaganda ve protestolar hiç kuşku yok ki, Komünizmle Mücadele Derneklerinde kümelenmiş dinci gericilerce organize edilmiştir. Yine o dönemde örgütlü olan Milli Türk Talebe Birliği'ne o gün devrimcilere saldırmak için 3000 sopa dağıtılmış bu derneğin başkanlığını ise önceki gün laiklik karşıtı açıklamalar yapan TBMM Başkanı İsmail Kahraman yapmaktadır.

Amerikalıların koruyuculuğuna soyunan bu dinci çevrelerin 6. Filoyu kıble yapıp namaz kıldıklarını da hiç aklımızdan çıkarmamalıyız. İşte bu dinci çevreler o gün polislerin gözü önünde Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan'ı katletmişlerdir. O dönemde 15 yaşında olan Recep Tayyip Erdoğan ise MTTB'nin kendi okulunda temsilciliğini yapmaktadır.

Abdullah Gül'ün de durumu aynıdır. Yani o zaman bu saldırılara önayak olanlar, süreç içerisinde MSP'den başlayarak adım adım iktidara gelmiş kadrolardır ki, İsmail Kahraman'da bunların başında gelmektedir. Daha açıkça söylemek gerekirse bugün İsmail Kahraman'ın söylediklerinin bu kadroların geçmişine bakıldığında hiç de şaşılacak bir yanı yoktur. Eğer bu kadrolar 3 Kasım 2002 yılında iktidar koltuğuna oturtulmuşsa bilinmelidir ki, bu iktidar onlara Amerika'nın bir mükâfatıdır.

Bugün burada dile getirmek istediğim şeyler bazıları için ters gelebilir, ancak tarihte olaylar birbirine bağlantılı olarak yaşanır ve daha ileri aşamaya ancak bir önceki yaşananların üzerinden sıçranılır.

Özellikle 1990 yıllardan sonra İttihat ve Terakkicilere yönelik dinci ve bazı solcu kesimlerden çok ağır eleştiriler yapılmıştır. Kuşku yok ki, bazıları için bu eleştiriler bilinçli eleştirilerdir. Bu topraklarda Osmanlı dönemini de kapsayan 200 yıllık bir ilerici/gerici kavgası vardır. İttihat ve Terakki de eleştirilerimiz saklı kalmak kaydıyla kuşku yok ki ilerici hamleler olarak görülmelidir. Bu yüzden de gericilerin ve padişahçıların şimşeklerini hep üzerlerine çekmişlerdir. Nitekim Kuvay-ı Milliye Hareketi de aynı şekilde bu gerici ve padişahçı kesimlerce ağır bir şekilde eleştirilmiştir. Sonrası 23 Nisan, Cumhuriyet, Cumhuriyet'in kazanımları içinde yer alan laiklik sürekli olarak bu çevrelerce hedef tahtasına konulmuştur. Süreç içinde bitleri kanlanan bu dinci ve gerici kesimler eleştirmekten bile korktukları M. Kemal'e karşı bırakalım eleştiriyi artık çok ağır hakaretler içeren saldırı halindedirler. İşte tam da burada dinci gericilerin saldırılarını "dur bakalım ne olacak" diyerek oturup izleyen bir kısım aydın, solcu ve liberal kesimler boy vermişlerdir.

Oysa ilericiler, devrimciler ve sosyalistler kazanılmış hiçbir mevziyi gericilere terk etmezler. Gerekirse dinci gericilere karşı ödünsüz mücadele yürütürler. Yoksa hayırhak bir duruş sergileyerek tarihsel yürüyüşün önünü kesmek isteyenlerin durdurulduğu bugüne kadar görülmüş şey değildir. Bu yüzden de İsmail Kahraman gibilerinin atmak istedikleri adımlar daha başından yoğun bir mücadele ile etkisizleştirilip sönümlendirilmelidir.

Yoksa bu ülkede Patrona Halillerin sayısı hiç de az değildir.

Dünkü yazımızda belirtmiştik. Gericiler atacakları her adım için önce nabız yoklayıp gelecek tepkilere göre harekete geçmeyi denemişlerdir. İsmail Kahraman sıradan bir Cübbeli Hoca falan değildir. Onun geçmişi de bellidir, içinde yer aldığı siyasi oluşumlarda. Eğer TBMM Başkanı olarak bu sözleri dile getirmişse hem de hazırlıklı olarak; bu öyle kişisel görüşler falan değildir. Bu görüşler Recep Tayyip Erdoğan'dan tutun da AKP'nin bütün kadrolarına kadar paylaşılan ve uğrunda mücadele verilen ortak görüşlerdir.

Şimdi bu görüşler TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın kişisel görüşleri deniyorsa bu demeçlerin hemen hepsi koskocaman bir yalandır. Çünkü bazı AKP politikacılarının İsmail Kahraman'la yarım asrı bulan bir yürüyüşleri söz konusudur. Şu anda da bu kader ortaklığında İsmail Kahraman'a düşen görev TBMM Başkanlığı olmuşsa her şeyin analizini oturup adam gibi yapmak gerekir.

AKP iktidarı bir adım ileri iki adım geri yaparak ceddin deden yürüyüşüyle rövanş almaya çalışmaktadır. Evet, AKP'liler şimdi çıkıp sinek vızıltısı gibi laikliğe sahip çıkan açıklamalara girişmişlerdir.

Akıllarınca nasıl da laiklikten yana olduklarını kamuoyuna açıklamaya çalışmaktadırlar.

Ama şurası bilinsin ki ülkemizin değerli yurttaşları, AKP çevresinde yuvalanmış politik hareketin içinde laikliği savunan kimseyi mumla arasanız bulamazsınız mumla…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA