turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ŞOV ŞOVMEN

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

28 NİSAN 2016

Nedendir bilemiyorum ama oldum olası Beyazıt Öztürk'ün yıllardır sunduğu 'Beyaz Şov' programını sevmemişimdir. Öyle ki, bugüne kadar bir kez olsun ne izledim ne de merak ettim. Sonra bir gün bu programa Ayşe Çelik isimli bir öğretmen bağlanıyor ve söyledikleri bir anda bomba etkisi yapıyor. Oysa Ayşe Çelik öğretmenin söyledikleri o kadar masumane ki kime mikrofon uzatsanız aynı sözleri söyleyeceğinden eminim.

Ne demiş Ayşe Çelik öğretmen?

"Çocuklar ölüyor sessiz kalmayın."

Vay sen misin bu sözleri programında söyleten? Birden ortalık karışıyor ve Beyazıt Öztürk bir anda diz çöktürülüp öyle bir pozisyona düşürülüyor ki, adamın bir yalvarıp yakarmadığı kalıyor desek bu da doğru değil. Beyaz adeta yetkililere yalvarıyor ve kendisini affetmeleri için diz çöküp ne kadar vatansever, esasen polis çocuğu olduğunu da söyleyerek paçayı kurtarmaya çalışıyor. Doğal olarak bu kadar paspas olan birine dokunulacak değil ya; ona da açılan çifte davaya karşın dokunulmuyor ve suçsuz bulunarak affediliyor.

Oysa programın teknik sorumluları için durum aynı değil. Savcılık onlar için dava açılması gerektiğini düşünüyor ve çifte dava açılıyor. Açılan dava hem de terör suçu işlemek. Bu duruma insanın inanası gelmiyor. Bir kişi öyle ya da böyle televizyona bağlanıyor ve "Çocuklar ölüyor sessiz kalmayın" diyerek görüşlerini açıklıyor. Beyaz ise program esnasında ne yapacağını ne edeceğini bilemez halde ellerini önüne kavuşturmuş öylece şaşkın şıkın bakıyor.

Buraya kadar olanlara söylenecek çok şey var. Ancak ondan önce bu ülkede yargının ne hallere düşürüldüğünü görüp de kaygıya kapılmayan varsa buyursun beri gelsin. Bir iktidar ki, yargıyı bağımsız olmaktan çıkarmış adeta kendisinin isteklerini yerine getiren bir kurum haline getirmiş. Yoksa böyle bir olayla ilgili olarak insan, hukuk fakültesini bırakın bitirmek; kapısından bile geçse suç bulamaz, davalık bir şey olmadığını görür ve hukukun ayaklar altına alınmasına kesinlikle göz yumamaz. Ne var ki, iyice çivisi çıkmış bir iktidarın yargıya yaptığı böylesine bir kötülüktür ki, bu iktidar bir gün iktidardan gönderilse bile inanıyorum ki yargıyı rayına almak sanıldığı kadar kolay olmayacaktır.

Bugün, AKP sözcülerinin yargıdan anladıkları şey savundukları gerici ve halk düşmanı politikalarının yargı ayağı ile desteklenerek yığınların susturulmasından ibarettir. Bir düşünün; AKP yetkilileri Recep Tayyip Erdoğan'ın fiili durumu ile ilgili konuştuklarına baktığınız zaman ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Neymiş efendim? Recep Tayyip Erdoğan zaten fiili olarak başkanlık yetkileri kullanıyormuş, bu durumda da yapılması gereken şey Anayasa'yı bu fiili duruma uydurmakmış.

Size göre böyle bir yaklaşım nasıl bir yaklaşımdır, bu yaklaşımı kendisine ilke edinmiş bir iktidarın ise meşruluğu var mıdır bu soruya kesinlikle bir yanıt bulunmalı ve ben yaptım oldu kafasında olanlardan hesap sorularak iktidarın böylesine yıkıma yönelik fiili durumları kesinlikle önlenmelidir. Ülkemizde yasaların üstünlüğü olsaydı, bilmenizi isterdim ki, TBMM Başkanı İsmail Kahraman kalkıp Anayasa'nın dindar bir Anayasa olmasını ve laikliğin Anayasa'da yer almamasını söylemesi mümkün olmazdı. Eğer böyle biri çıkıp da, bu sözleri söylerse; TBMM Başkanı olarak da görevine devam etmesi olanaksız hale gelir, kendisinin hakkında Cumhuriyetin savcıları tarafından fezleke hazırlanır ve dokunulmazlığının da kaldırılması istenirdi. Oysa ne olmuştur? İsmail Kahraman'ın söyledikleri düşünce açıklamak çerçevesi içinde görülmüş ve olay geçiştirilmiştir.

Uzatmayalım yazımızın konusu Beyazıt Öztürk'tü. Yaptığı programa sahip çıkamayıp böylesine basit ve insani bir konuda bile savunma yapamayıp dili tutulanları iyi tanıyalım. Ve de yıllardır toplumu kimliksizlikle uyutanların programlarını izlemeyip kendisini kendisiyle başbaşa bırakalım ki, Youtube'te dönen "Songül Beyaz'a Musallat Olursa" hallerini yaşasın, yaşasın ki, cümle alem korkaklık nasıl bir şeymiş, kimliksizlik insana niye bu kadar ağır gelirmiş öğrensin değil mi?

Eh Beyazıt Öztürk, ne diyeyim sana hı, ne diyiyem?

Şov yap, AKP'nin şovmeni ol, komikliğinle bir de ampülü patlat ki, ortalık kırılıp geçsin…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA