turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SORUNLAR VE SARAY

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

03 MAYIS 2016

Ülkemizde sorun çok. Bir tarafta evlere ateş düşüyor, bir taraf, ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmanın peşinde. Kilis IŞİD füzeleri ile vuruluyor, kentte ne can ne mal güvenliği var. Güvenlik güçleri ise saldırıları durdurması gerekirken, iyice canına tak etmiş bu yüzden de iktidara yönelik tepki koyacaklar korkusuyla halkın üzerine yürüyor. En küçük bir tepki bile misliyle karşılık görüyor. Doğu ve Güneydoğu'dan asker ve polis cenazeleri geliyor. Hemen herkes diken üstünde. AKP iktidarına kadar hiçbir dönemde ülkemizde yurttaşlar bu denli can derdine düşmüş değiller. Saray ve iktidar çevrelerine bakarsanız ölenler AKP'nin iş bilmez ve bilerek yürüttüğü yanlış politikalar yüzünden değil de, vatan uğruna canlarını veriyorlar. Halkın evlatları sapır sapır toprağa düşerken AKP iktidarının ve sarayın umrunda bile değil.

Ne güzel, dün Kaç/ak Saray'da Recep Tayyip Erdoğan hükümeti toplamış, artık ne diyorsa onlara, çizgiden çıkması olası Davutoğlu başta bazı bakanların vidasını sıkmakla meşgul. Ülke yanıyormuş, yurttaşlar fidan gibi evlatlarını sapır sapır toprağa veriyormuş Recep Tayyip Erdoğan'ın tındığı bile yok. O nasıl olsa kahramanlar kahramanı bir eda ile son PKK teröristi kalıncaya kadar mücadeleye devam edilecek demiş ya, kimi çevrelerce koşulsuz bu politika ne olup ne olmadığı düşünülmeden alıp başlarına konulmuş. Bugüne kadar AKP ve Recep Tayyip Erdoğan'a ağır eleştiriler yönelten Bahçeli'nin bile süngüsü düşmüş o da sarayın politikalarının arkasında ay aydınlığında kurt ulumaları seansları yapıyor.

AKP iktidarının hangi politikasını ve uygulamalarını ele alsak her tarafı çürümüş, neresinden tutsanız elinize geliyor. Gerçekler bu denli vurucu ve tehlikeli boyuttayken bile hiçbir eleştiri ya da uyarının bu çevrelere kâr etmediğini görüyoruz. AKP içinden ve saray görevlileri arasından başlatılan tartışmaların birisi bitmeden bir diğeri başlıyor. Türkiye kamuoyu şimdiden 'Pelikan Dosyası' bombardımanına tutulmaya başlandı bile. Neymiş efendim, artık Davutoğlu çaptan düşürülmek isteniyor ya, yanlış olduğu düşünülen Suriye politikalarının hesabı ona kesilecekmiş. Onun Dışişleri Bakanlığı döneminde 'parelelciler' bakanlığa doluşmuşlar. Bu yüzden de alışılagelmiş Dışişleri politikaları uygulanamamış her şey rayından çıkarılmış. Bir de Recep Tayyip Erdoğan'ın sildiği eski AKP'liler varmış ya, Davutoğlu onlarla görüşmesini sarayın tepkisine karşın sürdürüyormuş. Daha neler neler.

Yani; Saray entrikaları Davutoğlu'nun bir ölçüde de olsa çok değil soluk alacak kadar da olsa özgür düşünmesine ve davranmasına kapıları tümden kapatmak istiyormuş. Bu nedenle de artık Binali Yıldırım mı, Damat Albayrak mı ya da ne bileyim daha kul köle birisi mi AKP'nin başına geçirilmek ve Başbakan yapılmak isteniyormuş. Sizin anlayacağınız iki tarzında zorda. Hele Saray sakini çok daha zorda. Çünkü Saray sakini herkese güvenini yitirmiş. Kimi hükümetin başına koysa sorun çıkacağından korkuyor. Üstelik bu korkunun biteceği de yok. Bu yüzden de Saray sakini, bir an önce Başkan olup iki başlılığa son verirse rahatlayacağını düşünüyor. İşte bu yüzdendir ki, Recep Tayyip Erdoğan, dün en yakınında olanların bile gözünün yaşına bakmadan harcanmasını sağladı.

Gerçi; bu ruh hallerini dünya alem bilmektedir ya, herkesin söylediğini bir kez de biz söylesek fazladan söylemiş olmayız. Yeryüzünde bütün diktatörlerde bu hâl ve gidişin görüldüğü saptanmıştır. Dolayısıyla da bizler Saray sakininin bu yüzden davranışlarına şaşırmıyoruz.

Ülke bu halde ya, herkeste "dur bakalım ne olacak" bekleyişi de tavan yapmış durumda. Bu yüzden de kaç gündür TBMM'de kavgalara tanık oluyoruz. HDP'liler kavgalı dövüşlü bir toplantının sonucunda "ne haliniz varsa görün" demişler ve marşlarla dokunulmazlıkların kaldırılması komisyon toplantısını terk etmişler. Komisyon görevine devam etmiş ve dokunulmazlıkların kaldırılması komisyonda oy birliği ile geçmiş.

"Dur bakalım ne olacak" deyip dururken bir de ne duyalım Ağustos gibi erken seçimler yapılabilirmiş. Eee sonra? Seçimler yapılırsaymış HDP ve MHP baraj altı kalacakmış ve AKP'nin milletvekili sayısı da tavan yapacakmış. İşte o zaman tadından yenilmez bir ortamda Anayasa'yı mı değiştirmek istiyor, Saray emredecek şıp diye de yerine getirilecekmiş. Böylece Başkan olan Saray sakini de elini kuvvetlerin kuvvetiyle sağlamlaştıracak, dolayısıyla da her istediğini tıkır tıkır yerine getirecekmiş.

Olur, mu bütün bunlar diyorsanız, olur mu olur. Daha sonrasını merak ediyorsanız söyleyelim: Olur da daha sonra neler olur işte orasını kestirmek zor.

Bunları söylerken aklınızda bir şeyler mi var diye merak edecekler de olacaktır. Bizler bunu bilmeyiz, karışmayız da böyle şeylere ama kendi adımıza konuşalım.

BİZİM ELİMİZDE ARMUT TOPLAMIYOR HANİ…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA