turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KESER SAP HESABI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKANI)

04 MAYIS 2016

Ülkemizde yaşanan adaletsizlikler, baskı ve zulümler arşı âlâya çıkmışken bir iktidar düşünün ki, kendisini en yüksek noktada Recep Tayyip Erdoğan'ın egosu ve kişisel istekleriyle adeta çözülmez zincirlerle bağlamış. O iktidarın tepesindeki kişi ki, birlikte yürüdükleri ve ıslandıkları Recep Tayyip Erdoğan'ın bitmez tükenmez hırslarından iyice gına gelmiş. Bütün bu zorluklara karşın, yine de Erdoğan'ın isteklerini yerine getirmek için çırpınıp durmaktadır. Ancak ne yapsa boştur, ne denli özveri gösterse yine de saray elde ettikleriyle yetinmek şöyle dursun daha daha diyerek her şeyi iyice şirazesinden çıkarmaktadır.

Tamam, Ahmet Davutoğlu, Erdoğan'ın kafasındaki başbakan değildir değil olmasına ya, Erdoğan'ın yaptıkları olmaz ki bu kadar da yapılmaz ki dedirten sözlerin bile ötesine geçince dünkü grup toplantısında Ahmet Davutoğlu'da çıkıp; "Nefsimi ayaklar altına alır, bir faninin terk etmeyeceği düşünülen her makamı elimin tersiyle iterim" diyerek istifa edebileceğini gösteren bir grup toplantısı konuşması yaptı dersek hiç de abartmış olmayız.

Bir yapı düşünün ki, işleyişi hiçbir şekilde demokratik kurallara göre değildir. Orada sadece ve sadece 'Reis' kimse onun sözü geçer, o kişiye biat edilirse olacaklar karşısında da şaşırmamak gerekir. AKP ve bu partiyi destekleyen cemaat örgütlerinin işleyişi tartışmasız biat kültürüne dayalıdır. Bu yüzden de en tepedeki kişi öl denildiği zaman ölmekten başka hiçbir cemaat üyesinin hayatta kalmak için seçme hakkı yoktur. Bu yüzdendir ki, Erdoğan'a öyle sıfatlar biçilmiştir ki, o sıfatlar Allah'la anılan sıfatlardır. Madem böyledir, o zaman da Recep Tayyip Erdoğan'a kimsenin karşı çıkması haddi değildir, hatta iması bile düşünülemez.

Şimdi ne yapsın Ahmet Davutoğlu? Kendisinden kaç diş yukarda olan Erdoğan'ın karşısında direnecek değil ya tevekkül edip "Ak yolcuların" hiçbirisini incitmeden izzeti ikbal ile bir kenara çekilip oturacaktır. Zaten konuşmasının içeriğinde de benzer sözlere yer vermiş, kırgınlığını bile bir teslimiyet üslubuyla açıklayıp en kısa grup konuşması yaparak kürsüden inmiştir.

Saray'ın hık deyicileri gazete köşelerinde ve televizyonlarda Davutoğlu'nun gitmesiyle ilgili görüşlerini belirtmeye başladıklarında bizler yine de temkinli davrandık. Dedik ki, biz bu biat kültüründen gelenleri tanırız, acaba işin içinde bir işmi var? Sonra arkası çorap söküğü gibi gelmeye başladı. Saraycılar adını 'Pelikan Dosyası' koydukları bir dosya hazırlamışlar ve bu dosyaya bakılırsa artık Ahmet Davutoğlu "İstemezük"ler arasında yer alan bir faniden başkası değildir. Hem bu kadar biriken suçları da birinin sırtlaması gerekmez mi? Bu suçları 'Reis' yüklenemeyeceğine göre Davutoğlu niye günah keçisi ilan edilip Erdoğan'ın ikbali için harcanmasın ki?

Durumlar öyle gösteriyor ki, öyle de olacak gibi. Her zaman söylüyoruz. Ülke yangın yerine dönmüş, her gün beşer onar asker ve polis cenazeleri geliyor, ekonominin tekeri daha ne kadar döner belirsiz hale gelmiş, demokrasi rafa kaldırılmış, hak ve özgürlükler budandıkça budanmış, yargı içler acısı bir duruma getirilmiş ne ki, değişen bir şey yok. Saray eski saray içi ise cıfıt yuvasına dönmüş, her gün entrika üzerine entrika üretiliyor. Sanırsınız ki ne Kilis'i IŞİD füzeleri vurmuyor, ölen ve yaralananlar da yok. Doğu ve Güneydoğu sütliman, Allah daha çok versin devletimizin hazinesi ağzına kadar altın ve döviz dolu. Kimse işsiz değil, aç açıkta değil. İnsanlar emeklerinin karşılığını alıyor ve de gül gibi geçinip gidiyorlar. Ne canlı bomba patlıyor ne onlarca insanımız bir anda kül olup gidiyor. Eh bu durumda ne yapalım, iktidardakiler de insan, biraz olsun eğleniyorlar işte diyeceğiz de sözler boğazımızda düğümleniyor.

Hani rüzgâr ekenlerin içinde birinci adam Erdoğan'sa ikincisi de Davutoğlu'ydu. Peki, şimdi ne oldu da işler bu noktaya kadar gelebildi? Bunun anlaşılmayacak yanı yok. AKP iktidarının içte ve dışta sebep olduğu kötülükleri saymakla bitiremeyiz. Bu yüzden de keser döndü sap döndü, gün geldi hesap döndü. Bu yüzden de daha nelere tanık olacağız hepimiz göreceğiz.

Damat Feritler mi dersiniz, adı Milyon Ali'ye çıkanlar mı dersiniz bu orta oyununu hep birlikte izleyecek ve ne çok vay anasınalar çekeceğiz, bekleyelim ve görelim değil mi?


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA