turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


TANI DOĞRU KONULMALIDIR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

07 MAYIS 2016

Ahmet Davutoğlu'nun azledilmesi üzerinden konuşmak sorunu çözmez. Olup bitenler için ne denli ağırlaştırılmış sözler söylersek söyleyelim, bizim söylediklerimiz oldu bittilerin yarattığı sorunu ortadan kaldırmayacaktır. Hani gazetelerde ve çeşitli çevrelerde Recep Tayyip Erdoğan'ın ister "düşük profilli" isterseniz profilsiz sözde başkbakan arayışları üzerine yazılar döktürsek, söylemedik söz, kaldırmadık taş altı bile bırakmasak, ülkeye bir getirisi olmayacaktır.

Çünkü bu tür tartışmalar öyle oluyor ki, gerçekten olup bitenlerden hem bizi uzaklaştırıyor hem de bizler havanda su döverken birileri de atı alıp Üsküdar'ı geçiveriyor.

Bir kez, Recep Tayyip Erdoğan'ın "sistem değişmiştir" sözünden neyi kast ettiğini doğru anlayamazsak bilmeliyiz ki, hedefe de kitlenmemizin olanağı yoktur. Bugün Ahmet Davutoğlu gider, yarın bir başkası gelir. Her biri için söyleyeceğimiz sayısız düşüncelerimizin de olması olasıdır. Öyle ki söylediğimiz sözler öyle kinayeli öyle dokunaklı olabilir ki, kitleler bize helal olsun bile çekebilir, ancak durumun değişmediği daha ilk adımda görülecek, boşuna nefes tükettiğimizi kısa süre içinde anlayacağız.

Hangi amaçla söylenirse söylensin Sayın Kılıçdaroğlu'nun Davutoğlu'na "hakkımızı helal ettik" demesinin bir getirisi yoktur. Çünkü sözü geçen bu kadrolar Türkiye'yi adım adım bu noktaya getiren kadrolardır. Davutoğlu'da bu kadroların içinde yer alan isimlerin ilkleri arasında gelen kişidir. Her şeyi bir kenara bıraksak sadece ve sadece 7 Haziran seçimlerinden sonra Türkiye'de yaşanan kanlı olaylarda canlarını yitirenlerin hakkı için bile Davutoğlu'na hak helâlı konuşulamaz. Kukladır, profili düşüktür, Saray'dan icazet almaktadır her ne olursa olsun 7 Haziran 2015 tarihinden 1 Kasım 2015 tarihine ve bugüne kadar geçen süre içinde 500'ün üzerinde güvenlik görevlisi 200'ün üstünde yurttaş salt PKK'ya karşı yürütülen mücadelede yaşamlarını yitirmiştir. Ayrıca canlı bomba saldırılarıyla da Suruç'ta, Ankara'da, Sultanahmet'te pek çok kişi canlarını yitirmiş yüzlerce insanımız da yaralanmıştır.

Düşürülen Rus uçağı yüzünden de Türkiye bugün Suriye sınırında uçak havalandıramaz konuma gelmiştir. Ekonomi felç olmuş, dolar gelip 3 TL civarına dayanmış bulunmaktadır. Bütün bunlar yaşanırken Başbakan koltuğunda oturan kişi ise Ahmet Davutoğlu'dur. Yine o Davutoğlu ki, saraydan yüzüne tokat gibi inen azledilme eyleminden sonra bile çıkıp da kişilikli bir tek söz söylemiş değildir. Davutoğlu ki, hırsız takımı sözde Ak yürekli AKP'lileri incitmeyeceğini söyleyen sözler söylemenin bile ötesine gitmiş değildir.

Bizler miting meydanlarında Recep Tayyip Erdoğan için "Dik dur eğilme" sloganını çok işittik. Dün aynı sözlerin Konya'da Ahmet Davutoğlu'na söylenmiş olması sizce bir rastlantı mıdır? Bence eğile eğile kamburu çıkmışları yüreklendirmek için söylenir bu sözler. Bu yüzden de eğilmekten AKP'li güruhun cümlesi kamburlaşmış bir topluluktan ibarettir ki, bunlara onca hırsızlıklarından ve hırsızlığa göz yummalarından dolayı hak falan helal edilemez. Daha dün TBMM Başkanı laiklikle ilgili din devleti ilan eder gibi sözler söylemedi mi? Bu muhtereme karşı Davutoğlu da içinde kimler çıkıpta dişe dokunur tek söz söyledi.

Tanı doğru konulmalıdır. Dur bakalım ne olacak anlayışı ile hiçbir tehlikenin önüne bugüne kadar geçildiği görülmemiştir. Evet, ülkemizde kısıtlı bir burjuva demokratik ortam söz konusuydu, bu ortam AKP iktidarı ile birlikte toptan kaldırılımak için adım adım yol alınmış, artık yolun sonuna gelinip dayanılmıştır. Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere hangi AKP'li kadroları; hangi yasalar bağlamakta ve onlar yasalar çerçevesinde davranmaktadır ki, bizler kıldan, tüyden eleştirilerle olup bitenleri geçiştirmeye çalışıyoruz.

Bir kez 10 Ağustos 2014 tarihinde cumhurbaşakanı seçimlerinin arkasından demeç veren Recep Tayyip Erdoğan, sistem değişmiştir, bundan böyle değişen sisteme uygun olarak yasalar çıkarılmalıdır diyerek bir fiili durumu dile getirmedi mi? Devamında ve öncesinde ise Türkiye'de hak ve özgürlüklere, adalete, eşitlik ilkelerine dair ortada ne bırakıldı ki, bugün bizler neyi konuşmaktayız? Recep Tayyip Erdoğan işaret ediyor insanlar içeri atılıyor, Recep Tayyip Erdoğan işaret ediyor, durumdan vazife çıkaranlar orayı burayı basarak ve insanların canlarına kast ederek görülmemiş bir baskının fitilini ateşliyorlar. Dün Can Dündar'a adliye önünde yapılan silahlı saldırı da bunlardan birisidir. Daha önceden buna benzer yaşadıklarımızı unutmamamız gerekir.

Sonuç olarak Recep Tayyip Erdoğan ve AKP güruhu sistemin değiştiğini ilan etmişlerdir. Değişen sistem demokratik ortamın işlerlik kazandığı bir ortam olmadığına göre bu değişiklikten kast edilen şey nedir?

Kısaca söylemek gerekirse değişen sistem dini devlet sisteminin zorla kabul ettirildiği, ettirilmeye çalışıldığı bir anlayıştır ki, bunun adı da dinsel ağırlıklı faşizmdir. Yani mücadele etmemiz gereken sistem değişikliği özetle bu olduğuna göre, bütün demokrasi güçleri CHP de içinde Recep Tayyip Erdoğan'ın dinsel faşizmine karşı demokrasi mücadelesi vermek ve bu hak ve özgürlük düşmanı kadroları kene gibi yapıştıkları yerlerinden söküp atmaktır.

CHP, ilk iş nasıl Anayasa komisyonundan masayı devirerek kalktıysa ikinci adım olarak da dokunulmazlıkların kaldırılması ile ilgili olarak bir adım atabilir, varlığı fiilen ortadan kaldırılmış bir meclisin sanki varmış gibi görülmesine izin vermeyerek AKP'nin ve Recep Tayyip Erdoğan'ın tekerine taş koyarak muradını boşa çıkarabilir. Artık bu saatten sonra CHP salt TBMM'de mesai harcayarak sonuç alamaz, zaten almasının da olanağı yoktur.

Bu yüzden de geniş halk yığınlarının demokratik haklarını kullanmalarına alan açarak rejimi değiştirdim diyerek keyfi davrananlara karşı da sol ve sosyalist partilerle birlikte geçilmez bir kale örülebilir.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA