turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BİR ÖYLE BİR BÖYLE

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

10 MAYIS 2016

Bildiğiniz gibi Recep Tayyip Erdoğan AB'ye restini çekip "siz yolunuza, biz yolumuza" dedikten sonra aradan çok zaman geçmedi. Üç gün önce rest çekmiş, dün ise sanki şoka girmişte şoktan çıkmış gibi "AB stratejik hedefimiz" diyerek bambaşka sözler sayıklamaya başlamış. Durum bu olunca da işin içinde ciddiyet bulamayan AB yetkilileri de başka seçenekleri dile getirmeye başlamışlar bile.

Sızan bilgilere göre, mülteciler yunan adalarında durdurulacak, Türkiye'ye ödenmesi düşünülen paralar da Yunanistan'a ödenecekmiş. Gerçi; bizler Davutoğlu'nun adını "Kayserili pazarlığı" koyduğu bu anlayışı şiddetle eleştirmiş ve demiştik ki, "mültecileri AB ülkeleri alsın, biz onlara Türkiye'ye verilen parayı verelim." İşler sürüncemeye girdi ve Davutoğlu, Başbakanlık koltuğundan indirildikten sonra da anlaşmanın bir değeri kalmadı. Davutoğlu'nun aldığı kararları boşa düşürmek ve halkın nezdinde kahraman görünmek için Recep Tayyip Erdoğan rest çekip "AB yoluna, biz yolumuza" deyince Almanya da "Biz anlaşmayı kişilerle değil, T.C. Devleti'yle yaptık" diyerek karşılık vermek gereği duymuştu. Bugün ise Devlet adına konuşma yetkileri her yönüyle eline geçirdiğini düşünen Erdoğan, "AB stratejik hedefimiz" diyerek bu tür konuların ancak kendisiyle konuşulabileceğini AB yetkililerine 180 derece düşüncesinden dönüş yaparak anlatmaya çalıştı. Bu konuda şaşırılacak bir şey yok. Yok, çünkü Erdoğan için bir böyle, bir böyle davranmak yeni bir şey değildir.

Geldik yeni durumun yeni hallerine. Recep Tayyip Erdoğan, yanına Damat Berat Albayrak ve Ulaştırma Bakanı koltuğunda oturan Binali Yıldırımı almış 3. Hava limanının işlerinin nasıl yürüdüğünü kontrol için ziyarete gidiyor. Bu ziyareti yandaş Sabah gazetesi şu başlıkla haberleştirmiş.

"UÇURAN PROJEYE ANLAMLI ZİYARET"

Recep Tayyip Erdoğan bu ziyaretinde de konuşmuş. Sabah gazetesi ise alt başlığında Türkiye'nin düşmanlarına rağmen hızla ilerleyen 3. Hava limanı inşaatının ziyaretini anlamlı bulmuş.

Oysa 3. Hava Limanı projesi baştan sona iş bilmezliğin ve çevre katliamının ta kendisiyken böylesine hamasi sözler edilmesinin altında yatan şey rant ve vurgun hesabından başka bir şey değildir.

İstanbul gibi dünyanın en büyük şehrinin ormanlarını yok eder, su havzalarını kurutursanız gün gelir o şehir siz isteseniz de istemeseniz de ölür. Recep Tayyip Erdoğan'ın çeşitli hesaplarla projesi bile daha kabul edilmemiş bir inşaat için dünyanın en büyük projesi diye söz edilmesinin altında bambaşka gerçekler yatmaktadır.

İşin en acı yanı da attıkları her adımla daha da bir kontrolden çıkan bu yöneticiler için kendi çevresinden bir tek eleştiri gelmemiş olmasıdır. Hemen herkes evet efendimci, sepet efendimci konumunda oldukları için 14 yıllık iktidarda binmiş bir alamete gitmektedir kıyamete. Kıyamete giderken salt kendisi zarar görse umurumuzda bile olmayacaktır ama asıl zarar görecek olan ülke ve ülkenin yurttaşları olacağı için bunların önüne çıkılmalı ve sınır tanımazlıklarının önüne geçilerek yarattıkları ve yaratacakları felaketler bir an önce durdurulmalıdır.

Elbette bu iktidarı durdurmak sanıldığı kadar kolay değildir, ancak bu demek değildir ki durdurulamaz. Bugün geldiğimiz noktada Recep Tayyip Erdoğan için can simidi haline gelmiş bir MHP söz konusudur. Daha düne kadar meclis koridorlarını çın çın çınlatan Bahçeli, bugün Erdoğan'a başkanlık yolunda hukuki destek verilebileceğinden söz etmektedir. Bahçeli'nin bu çıkışı önümüzdeki günlerde Anayasa değişikliği için ülkeyi referanduma götürebilir. Eğer Recep Tayyip Erdoğan istediğini referandumda da alamazsa bir adım ötesi erken seçimdir. Erdoğan erken seçimle istediğini alabileceğinin hesabını yapmakta 400 milletvekili çıkarabileceğini hesaplamaktadır.

Elbette bu hesabın nasıl tutacağını da bilmeyenimiz yoktur. HDP ve MHP'nin baraj altı kalması ile bu hesabın tutacağı düşünülmektedir ve hemen hemen Recep Tayyip Erdoğan'a muhalif olan herkes ise her fırsatta bu olasılıkları dile getirip durmaktadırlar. Bu hesapları yapanlar ya da olabilecekleri dile getirenler her nedense AKP karşısında CHP'ye hiç şans vermemekte, CHP aynı rakamlarda çakılıp kalacağını sistemli bir şekilde söyleyip durmaktadırlar.

İşte bu hesap kitap bozulmalıdır. AKP'nin 400 milletvekilini nasıl çıkaracağı konuşulup durulacağına CHP'nin 275'in üstüne nasıl çıkacağı başta CHP'liler olmak üzere, AKP'nin politikalarından iyice bunalmış olanlar bu hesabı yaparak rüzgârın AKP'den yana değil de CHP'den yana estirilmesinin etkili bir propagandasını yaparak gidişi değiştirmelidirler. Sosyalist sol olarak bizler de, seçim sistemini göz önünde bulundurarak kendimizi yeniden konumlandırmalı mücadelemizi de bu minval üzerine sürdürmeliyiz ki, demokrasi ve Türkiye'nin demokratikleşmesi için ilk raundu kazanılmış olsun.

Buyurun bu konuyu tartışmaya…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA