turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BAHÇELİ KONUŞUYOR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

11 MAYIS 2016

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile ilgili onca yazılar yazıp onca konuştuk. İnsanlar, bizim söylediklerimize Bahçeli'nin zehir zemberek sözlerine bakıp pek itibar etmediler. Oysa bizler geçmişte de, bugün de Bahçeli'nin AKP'nin ve Saray'ın bastonu olduğuna üzerine basa basa işaret ettik. 3 Kasım 2002 tarihinden bu yana AKP ve Recep Tayyip Erdoğan ne zaman zora düşmüştür, imdadına yetişen Devlet bahçeli yönetimindeki MHP olmuştur. Gerçek böylesine yalınken kitleleri aldatan şeyse Bahçeli'nin üslubu olmuştur. Çünkü Bahçeli her fırsatta çıkıyor o ne benzetmeler, aman Allahım o ne ağdalı sözler, aman Allahım o ne dirhemini yiyen itin kuduracağı ağır eleştiriler, bunların hepsini duyduk, tanığı olduk. Ancak o da ne? Ne zaman Saray'daki muhterem zora düşmüştür, Bahçeli bir yolunu bulup muhteremi kuyudan çıkarmıştır. Aynı şey 7 Haziran 2015 parlamento seçimlerinde de yaşandı. AKP iktidar olma çoğunluğunu yitirdi. Gündeme koalisyon arayışları gelmişti ki, Bahçeli'den dediğim dedik çaldığım düdük sözler arka arkaya gelmeye başladı. Daha seçim akşamının ilk günü bir de baktık gördük ki, Bahçeli erken seçimi savunuyor. Üstelik de eleştiri oklarını da CHP'ye çevirmiş.

Eh durum bu olunca da saray ve AKP rahatlayıverdi. Recep Tayyip Erdoğan durumdan yararlanıp erken seçim düğmesine basıverdi. AKP'nin ve Recep Tayyip Erdoğan'ın politikalarını yeterince görüp değerlendiremeyen HDP ve MHP'nin 1 Kasım seçimlerinde oyları kıl payı barajı geçebildi ancak. AKP yeniden iktidar oldu. Başbakanlığı üstlenen Ahmet Davutoğlu sarayla uyumluydu uyumlu olmasına da saray bu kadar uyumlulukla da yetinecek gibi değildi. Saray köktenci değişimlerden yanaydı. Türkiye'nin yönetilmesinde TBMM'yi devre dışı bırakmak isteyen saraya karşı cılızda olsa bir engelleme görülüyordu. Bu durumu muhterem affetmedi ve çağırıp Davutoğlu'nu azlediverdi.

Davutoğlu, yaşananlardan sonra bir iki hık mık diyecek oldu, sözü arkadaşlıklara getirip ahdı vefa üzerinden mırıldanmaya vardırdıysa da, şöyle kamuoyunu doyurucu tek söz söylemeksizin bırakıp gitti koltuğunu. Bu arada da Recep Tayyip Erdoğan, çoktan inisiyatifi almış, her konu onun vazifeleri arasındaymış gibi konuşup durmaya başlamıştı bile. Sizin anlayacağınız ortada Türkiye Cumhuriyeti falan yoktu sadece muhteremin kendisi vardı. Her tarafa laf yetiştirmekle kalmıyor, tehditlerini savururken; "vejetaryen aslan olmayacağız" diyerek ortalığa gözdağı veriyordu. Bir yandan da AB'ye karşı ne zaman 3 milyar Euro'yu vereceksiniz derken aynı sözlerinin arasına da Ekim ayına kadar vizeyi kaldırırsınız kaldırırsınız, kaldırmazsanız işimize bakarız diyerek sallama sözlerine durmadan bir yenisini ekleyip duruyordu.

Bu arada da hemen her gün tırmanan şiddet ortamında asker ve polisler canlarından oluyor, üçer beşer cenazeler gelmeye devam ediyordu. Ne ilginçtir ki, Recep Tayyip Erdoğan Malatya mitinginde konuşurken şehitlerimizin olduğunu ama binlerce teröristin de toprağa gömüldüğünü söyleyerek milliyetçilikten gözü dönmüş güruhun iştahını artıran sözler söylüyordu. Aynı konu ile ilgili asker ve polis kayıplarını vermeden; "Özyönetim hayaliyle 11 yerde hendek terörüne girişen PKK ektiğini biçti: Açılan çukurlar 2 bir 172 teröriste mezar oldu" diye Sabah Gazetesi manşet atabiliyordu. Tabi bu arada da dolar başını alıp gitmiş, Türkiye ekonomisi borçlar katlandığı için ağır zararlara bizzat sarayın tasarruflarıyla uğratılmıştı.

Durum bu merkezdeyken, yıllarca aynı politikadan beslenen MHP ise sözüm ona terörizmle mücadele ettiğini düşündüğü AKP'ye desteğini esirgeyecek değildi ya, Bahçeli her fırsatta bu desteğin verildiğini açıklayıp durdu. PKK'ya karşı verilen mücadelede iktidarın yanında olduğunu da sık sık açıklamaktan geri kalmadı.

Ancak Türkiye yeni bir yol ayrımındaydı ve Saraydaki vejetaryen olmayan aslan tarafından sistem değiştirilmiş, iş bu değişikliğe uygun yasalara gelmişti. AKP'nin içinde yaşanan son tartışmaların hemen arkasından partisi çalkalanan genel başkanlığının sürüp sürmeyeceği belirsiz olan Bahçeli yeni ataklara geçti. Yok, hukuki destek verecekmiş de, partili cumhurbaşkanı görüşüne yakın duruyormuş da, olası bir koalisyon ortaklığına ise hazırmış falan da. Falan filan. Aklınca cumhuriyete'de sahip çıkıyormuş, bu konudaki düşünceleri saklıymış, sistem değişikliğinden yana değilmişmiş de palavra üstüne palavra.

Uzatmayalım, MHP'nin son geldiği noktada Bahçeli'nin imdadına yine saray yetişti. Muhalifleri eylemsiz kılmak için tüzük şu bu bir yana bırakıldı. Mahkeme kararı bile ne olduğu belirsiz Gemerek ve Tosya mahkemelerinden alınan kararla işlersiz kılınmak istendi. Şimdi de Yargıtay'da konu ile ilgili nasıl karar verileceği belirsiz durumda. Yani sizin anlayacağınız Saray'ın yargı üzerindeki etkisi Bahçeli'yi kurtarmaya yönelik işliyor.

Madem durum budur. MHP'de, HDP'de Türkiye'nin demokratikleşmesinde ve cumhuriyetin kazanımları ve laiklik konusunda sağır ve dilsizdir.

Demokrasi güçleri olarak biz sosyalistler de bu yöndeki mücadeleyi CHP'de içinde demokrasi güçleriyle örgütleyip Sarayı da saraya baston olanları da bir kenara iter yolumuza da devam ederiz.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA