turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DEMOKRASİ NASIL SAVUNULUR?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

12 MAYIS 2016

TOBB Genel Kurulu'nda en çok dikkati çeken konuşma CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşmasıydı. Konuşma hem Kılıçdaroğlu'nun yaptığı demokrasinin ve demokratik ortamın savunulması anlamında yaptığı göndermeler, hem de Kılıçdaroğlu'nun başkanlık sisteminin getirilemeyeceğini dile getirdiği sözler açısından önemliydi. Öyle önemliydi ki, kongre salonunda bulunan hem bakanları sancı tuttu, hem de Rıfat Hisarcıklıoğlu'nu. Çünkü AKP iktidarının ve Recep Tayyip Erdoğan'ın her türlü keyfi uygulamaları ve davranışları karşısında gıkını bile çıkarmayıp sessizliğe gömülen TOBB'un yöneticilerinin iş başka konulara geldiği zaman nasıl da patron ayaklarına yattığını bilmeyenimiz yoktur.

Kılıçdaroğlu haklı olarak bazı kuruluşların iki de bir çıkıp sanki kendilerinin yaşanan bu korkunç gelişmeler karşısında hiç üzerlerine görev düşmediğini düşünerek bütün olumsuzlukların yükünü "Ana muhalefet partisi görevini yapmıyor" diyerek CHP'ye yüklemelerini de eleştirmesi yerinde bir eleştiriydi. Ancak Hisarcıklıoğlu, daha sonra yine alışılmış tarzda davranarak; "ana muhalefet partisinin yapması gereken görevi niye bizim üzerimize yıkmaya çalışıyorsunuz" yönünde bir karşılık verince gerçekler daha da bir anlaşılır hale geldi. Ve zaten Hisarcıklıoğlu salonda bulunan delegelerin Kılıçdaroğlu'nun alkışlamalarından da rahatsız olduğu için iki de bir yüz hareketleri yapıp yanında oturan bakanlara bir şeyler anlatmaya çalışarak da zaten rahatsızlığını bir şekilde göstermiş bulunmaktaydı.

Şimdi gelelim Kılıçdaroğlu'nun en can alıcı sözlerine:

"Başkanlık sistemi getirecek… Bir kişi konuşacak, Türkiye susacak. Hakim ona göre karar verecek. Bir kişi konuşacak. İstediği adam hapse girecek."

Şimdi bu sözlerden, öyle uyuz olanlar çıktı ki şaşırıp kaldık. Adamlar tam da yavuz hırsız. Vay sen misin bu sözleri söyleyen diyerek, bir anda yavuz hırsız korosu harekete geçti. Oysa CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun sözleri tam da gerçekleri ifade eden sözlerdi ki, dile getirilmezse yetersizlik sayılmalıydı. Bize göre Ana muhalefet partisi olarak yaşamsal bir gerçeği bütün çıplaklığı ile kamuoyunun önüne sermiş ve haklı uyarılarda bulunmuştu.

Sözlerinin devamına bakalım:

"Böyle bir başkanlık sistemini bu ülkede kan dökmeden gerçekleştiremezsiniz. Açık ve net. Türkiye'de cumhuriyet tarihinin en derin krizi yaşanıyor."

Bu sözler üzerine yavuz hırsızlar korosunun tekmili birden; "Vay sen darbe çağrısı yapıyorsun" diyerek alışkanlıklarını bozmadılar ve bir kez daha askere darbe çağrısı yapıldığını söyleyerek ev sahibini bastırmaya çalıştılar.

Oysa gerçekler öylesine apaçık ortadaydı ki olup bitenlere ve getirilmek istenen düzene bakılınca işlerin kan dökülmeye varacağını en akılsız insanlar bile anlamakta zorlanmazlar. Bu yüzden de ülkedeki bütün demokrasi güçleri Kılıçdaroğlu'nun söylediklerini doğru anlamalı ve de ülkemizde Recep Tayyip Erdoğan ve AKP'nin getirmek istediği değişikliklerle Türkiye'nin nasıl bir karanlık ortama sürükleneceğini doğru görüp doğru değerlendirmelidir. Yetmez; demokrasi güçleri olarak gerekirse Kılıçdaroğlu ve partisine destek vermekten de çekinilmemelidir.

Şunun şurasında birkaç olaydan bile söz etsek AKP'nin ülkeyi adım adım nasıl karanlığa sürüklediğini görmekte zorlanmayız. Türkiye'de Suriyeli mülteci sayısı varmış 4 milyona dayanmış, sebep olanların bu konu ile ilgili ağızlarını bile açtıkları yok. Ülkemizde yaşanan kanlı olayların tırmandığı nokta akıl almaz düzeylere sıçramış iktidar ve Recep Tayyip Erdoğan olayı kaç "teröristin" toprağa gömülmesi olarak görüyor. Ekonomi çıkmaza girmiş, Ahmet Davutoğlu'nun azli ile birlikte dolar birden 15 kuruş yukarı fırlamış, aynı günün sabahında Türkiye'nin borçları katlanarak artmış yine laf ebeliği ve sistem değişikliği ile zaman öldürenlerin kılı bile kıpırdamıyor. Dış politikanın çıkmazını, içbarışın görülmemiş düzeyde bozulmasını, yoksullaşmayı, bilimin bir kenara bırakılarak ülke yaşamına hurafenin egemen olmasını, hırsızlığı, yolsuzluğu, rüşveti, yargının çökertilmiş olmasını, devlet kadrolarına elaman alma yöntemlerini, vurgunu, talanı konuşmuyoruz bile. Bu durumdayken bile AKP kadrolarının Ahmet Davutoğlu hakkında Recep Tayyip Erdoğan'ın azletme girişimini bile kavramamış olanların tabii ki de Kılıçdaroğlu'nun söylediklerini anlamaları beklenemez.

Kısacası Recep Tayyip Erdoğan ve çevresi binmiş bir alamete hep birlikte şaşayınan, alaheyinen gidiyorlar kıyamete. Bunu böyle olduğunu yalaka Sabah gazetesinin ilk sayfasını okuduğunuz zaman kanınız donarak görüyorsunuz.

Neymiş efendim?

Kılıçdaroğlu'nun ağzından kan damlıyormuş. Yüzde 60'a yakın başkanlık isteyen milleti Kılıçdaroğlu içsavaşla tehdit ediyormuş. Kılıçdaroğlu kan donduran sözlerle halkı tehdit ediyormuş. Yetmemiş Sabah gazetesi bir de Kılıçdaroğlu'nun PKK ağzıyla konuştuğunu yazmış. Bu durumda yalan sizde, çamur atma ve her türlü saldırganlık sizin huyunuz. Gerektiğinde kendinizi cihatçı ilan eder kan dahi dökebilirsiniz amma Kılıçdaroğlu'nu suçlayıp sirkatinizi söylemeyi de devam utanıp sıkılmadan devam ittiriyorsunuz.

Bir başka örnek verelim varmak istediğiniz amaçla ilgili olarak. Bugün Pakistan'ı kan gölüne çevirenlerle aranızda hiçbir fark yok. Bangladeş'in 1971'de Pakistan'a karşı sözde verdiği bağımsızlık mücadelesi sırasında işlenen suçların araştırılması için Bangladeş hükümeti tarafından kurulan Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'nde yargılamada Cemat-i İslam Partisi Lideri Abdülkadir Molla ömür boyu hapse mahkum edilmiş. Bu ceza daha sonra idam cezasına çevrilmiş. Bakın bu konu ile ilgili Recep Tayyip Erdoğan Eyüp Belediyesi hizmet binası açılışında ne diyor?

"Bangladeş'te 75 yaşında bir mücahide, hiçbir dünyevi günahı olduğuna inanmadığımız insana idam kararı veren zihniyeti lanetliyorum."

Neymiş Abdülkadir Molla? Mücahit. Suçu yokmuş, çünkü Bangladeş'in 1971 tarihinde Pakistan'dan ayrılması için Mücahit Abdülkadir Molla insanların ölümünü bir mücahit olarak ve de Allah yolunda gerçekleştirdiği için suçlu değilmiş. Oysa, o dönemde oluk oluk akıtılan kanı dünya alem bilmektedir.

Bu yüzden de kan dökücülük sizin fıtratınızda var fıtratınızda.

Bu durumda niye Kılıçdaroğlu'nun sözlerinden kıllanıyorsunuz ki?


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA