turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YALAN SARAY

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

14 MAYIS 2016

Bir söz vardır bilirsiniz, bu söz daha çok bir kişi yaşamını yitirdiğinde söylenir.

HER ŞEY YALAN, İNSANOĞLU BUGÜN VAR YARIN YOK.

İşte Saray denilen heyulada bugün var, yarın yok. İşte o zaman ayarları bozulup olması gerektiği gibi değil de ipleri bir başkasının elinde ayarlananları durumlarını göreceğimiz günlerin de çok uzak olmadığını bilelim derim.

Neymiş efendim? MHP'nin olağanüstü kongresi yapılacakken kongrenin yapılmasını engellemek için muhaliflerin tekerine taş konulmuş. Harıl harıl ilgili ilgisiz mahkemeler bu konuda karar verip duruyor. Ya da Yargıtay eylemsizlik kararı almış oturuyor.

Oysa bir partinin olağan Genel Kurulu da, olağanüstü genel kurulu da nasıl yapılır açıkça tüzüğünde bellidir. Bu durum siyasi partiler yasasında da oldukça anlaşılır bir şekilde anlatılmıştır. Peki, bütün bunlara karşın nasıl olmaktadır da MHP'nin olağanüstü kongresi yılan hikayesine çevrilmiştir. Bu gidişten kim ya da kimler yararlanacaktır da, yargı bu denli şaibe altındayken bir kez daha sırtına ağır yükü niçin ve de neden almıştır? Yargı böylesine bir töhmetin altına girip çürüme emareleri gösterirken hiç mi orta yan çıkan sonuçların yaratacağı deprem düşünülmemektedir?

Öncelikle bu olağanüstü kongreden kim zararlı çıkacak ona bakmamız gerekiyor. Bu konuda dünden bugüne zikzaklı politikalar izleyen ve AKP iktidarına her fırsatta koltuk değnekliği yapan Devlet Bahçeli zararlı çıkacaktır. Bu yüzden de olağanüstü kongreyi ne edip edecek engelleme yoluna gidecektir gitti de. Devlet Bahçeli'ye destek verenler kim ya da kimlerdir o zaman? Bu konuda çok açıktır. Saray ve AKP iktidarı. Sarayın ve AKP iktidarının Devlet Bahçeli'nin MHP'sine destek vermesinin nedeni nedir ki kör parmağım kör gözüne hesabı Devlet Bahçeli'ye arka çıkılmaktadır?

Yukarıda yazdık, dedik ki Devlet Bahçeli, AKP'nin en zor dönemlerinde AKP'ye ve saraya koltuk değnekliği yapmıştır. Bu da saray ve AKP için yeter de artar bile. Şimdiki durum ise biraz daha açıklık kazanmış, Devlet Bahçeli'nin Genel Başkanlığındaki MHP'nin hem başkanlık sisteminde saraya ve AKP'ye yardım edeceği, hem dokunulmazlıkların kaldırılmasında önemli rol üstleneceği düşünülmektedir. Ayrıca partili cumhurbaşkanlığı düşüncesine de Devlet Bahçeli'nin yaptığı açıklamalardan anlaşıldığına göre destek geleceği saray ve AKP çevrelerinde ağırlık kazanmıştır. Eh bu kadar destek söz konusu olunca da zaten ayarı bozulmuş olan yargıdan sarayın ve AKP'nin Devlet Bahçeli'ye arka çıkması zor bir şey değildir. Bugün yargıda yaşanan komik kararların altında işte bu hinlik yatmaktadır.

Ankara'da bir mahkeme MHP'nin olağanüstü kongre yapabileceğinin kararını vermiştir. Adı geçen mahkemenin burada gözeteceği şey nedir? Toplanan imzaların doğru olup olmadığı, imza atanların imzalarının sahte olup olmadığı bir de delege olup olmadıklarıdır. Bunların dışında olağanüstü kongreyi engeleyebelicek bir etken olamaz. Peki, mahkeme kararına karşın, Bahçeli tarafından kongrenin engellenemeyeceği biline biline Yargıtay'a taşınması ne anlam taşır? Birincisi zaman kazanmak, ikincisi de yargıyı işin içine katıp kongreyi engellemenin bir yolunu bulmak. Nitekim bulunmuştur da. Yargıtay'ın kararının beklenmesinin zorunlu olmadığı ortaya çıktıktan sonra MHP üstün bir zeka ile Gemerek ve Tosya mahkemelerinden Yargıtay'ın kararı beklenmeden bir kongre yapılamayacağı yolunda karar aldırmıştır. Yargıtay ilgili dairesi ise bu konuda zamanında karar almayarak "Mayıs ayı içinde karar verilecek" diyerek MHP'nin olağanüstü kongresini eylemli olarak engellemiştir. Bütün bunlara karşın kongrenin yapılması yolunda icra mahkemesinin verdiği karar da bir kez daha Gemerek mahkemesi tarafından son dakika engellenmiş, dolayısı ile de MHP'nin olağanüstü kongresinin yapılmaması için Ankara Valiliği tarafından güvenlik tedbirleriyle engelleneceği kamuoyuna ve MHP delegelerine duyurulmuştur.

İşte, ülkemizde yargının bizzat Recep Tayyip Erdoğan ve bu muhtereme hizmet eden AKP iktidarı tarafından içine düşürüldüğü içler acısı durum bundan ibarettir. Bu gerçekler ışığında yargı iktidar ve saray tarafından felç edilmiş ve görevini yapamaz hale getirilmiştir. Dolayısıyla salt bu nedenle yargının vereceği her türlü kararın üzerine ortaya çıkaracağı sonuçların giderilmesi olanaksız bir gerçeklik ortaya çıkmıştır ki, yargının tarafsız olarak işlemediği bir ülkede 77 milyon yurttaş için ne hak, ne hukuk, ne de adalet söz konusu olmayacaktır. Sonuçlarının ağırlığı hesap edildiğinde saray ve AKP iktidarının yönetimine bir isim bulmanın artık zamanı çoktan gelmiş ve geçmektedir de.

Bu DİNCİ FAŞİZMDİR.

Hukukun üstünlüğünün kaldırıldığı bir ortamda dinci faşist bir iktidarın ise hem kendisinin hükmü yoktur hem de tüm uygulamalarının. Durum bu merkezdeyken saray ve AKP hangi hukuki gerekçeyle iktidar koltuğunu elinde tutmaktadır?

Öyle anlaşılıyor ki, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Böyle bir başkanlık sistemini bu ülkede kan dökmeden gerçekleştiremezsiniz…" sözü tam olarak netlik kazanmıştır.

Zaten "Yüzde elliyi evinde zor tutuyorum" diyen Recep Tayyip Erdoğan'ın niyetini okumak için de falcı olmaya gerek yoktur.

Şimdi bilmem anlatabildim mi kimin ya da kimlerin ağzından kan damlıyormuş…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA