turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DEVLET RİCALİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

17 MAYIS 2016

Acaba biz bu devlet ricali denilen muhteremlere haksızlık mı ediyoruz? Bu konunun bir kez daha Recep Tayyip Erdoğan'ın kızı Sümeyye'nin düğününe katılanlar dolayısıyla gündeme gelmesi nedeniyle bir sürü yorum havada uçuşuyor. Şu katılmışmış da, öbürü nikah törenine tanıklık etmişmiş de, birileri onca davetliler arasında kendisini göstermek için büyük çaba harcamış mış da falan filan…

Bu konuda en çok konuşulan kişi ise Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulisi Akar olmuş. İnsan, doğal olarak diğer devlet ricalinin konuşulmayıp da Sayın Hulusi Akar'ın konuşulmasını yadırgamak istiyor ama doğrusu yadırgamakta sanıldığı kadar kolay değil. İki nedende dolayı kolay değil. Birisi ülkemizin içinde bulunduğu zor koşullar yani hemen her gün 10 kadar askerimizi yitiriyor oluşumuz, diğeri de ordunun en yüksek tepesindeki kişinin politikacılarla olan ilişkilerinde göstermeleri gereken duyarlılık. Duyarlılık var mı? Bence yok. Yok, çünkü haydi kendi ilkeleriniz gereği bu düğüne katılmayı gerekli gördünüz. Peki, o zaman niçin başkaları değil de şahitlik yapan kişi siz oluyorsunuz?

Bir de konuşulanlar arasında damat tarafına Sayın Hulusi Akar çok yakınmış. Yani? Yanisi şu; Selçuk Bayraktar'ların şirketi TSK'ya insansız hava aracı üretiyor muymuş ya da üretmek için çalışma içindeymiş mi ne? Bu yüzden de TSK'nın en tepesindeki kişi olarak bu düğüne katılması elbette yerinde olurmuş. Ayrıca böyle bir tutum da genç mühendis için teşvik edici olurmuş. Gerçekten de bu teşvik edicilik yorumuna bayıldım dersem şaşırmayınız. Şaşırmayınız, çünkü ülkemizde o kadar çok genç yetenek var ki, devletimizin büyükleri her ne hikmetse bir türlü bu genç yeteneklerden hoşlanmazlar. Hatta ellerine fırsat geçirirlerse Fizan'a bile sürerler. Bu yüzden de bizdeki beyin göçü azımsanmayacak denli yüksektir.

Bir de insanın şunu diyesi geliyor. Sanki TSK'ya insansız hava aracı üretenler babalarının hayrına üretiyorlar da bizim devlet ricalinin onlara devletin yüce çıkarları için minnet borçları var.

Bu konu iki gündür çok tartışıldığı için şöyle bir dokunup geçtik. Malum bizim de bu konuda bir diyeceğimiz olsun değil mi?

Her neyse gelelim bir iki gün içinde nelerin olduğuna. Hepinizin bildiği gibi MHP olağanüstü kongresi AKP iktidarının ve sarayın hükmüyle yaptırılmadı. Bunun üzerine harekete geçen ve kendi muhaliflerine en ağır sözlerle hücum eden Bahçeli'nin de bu arada sövüp saymalarını ve tehditlerini dinledik. Yok, kırda bayırda ve otel önlerinde kongre yapmak MHP'ye yakışmazmış, kimse ülkücüleri yasa dışa arayışların içine sokamazmış gibilerinden işittiklerimiz yok mu doğrusu hiç de içtenlikle değil. Madem bu kadar yasaya bağlısınız, önce partinizin tüzüğüne bağlı olarak toplanan imzalara uygun davransanız olmaz mıydı da yargıyı işin içine sokuyor ve de iktidarın da yardımıyla kararlar aldırtarak yasaya bağlılığınızı yasaları zorlayarak gösteriyorsunuz açıklayabilmeniz olası mı?

Hani bize ne MHP'nin olağan ya da olağanüstü kongresinden diyeceğiz de, Saray, AKP ve Bahçeli eliyle yargının ne hallere sokulduğuna da değinmeden edemiyoruz.

Bu arada bir de Furkan Vakfı'nın açıklaması dikkatimizi çekti. Vakıf Başkanı nedendir böyle bir açıklama gereği duyduğunu kendisi çok daha iyi biliyor da söyledikleri gerçekten de ilginç geldi bize. Ne diyor Furkan Vakfı Başkanı Alparslan Kuytul? AKP'nin yaptıklarının yüzde biri CHP tarafından yapılmış olsa CHP'nin imi timi kalmaz. Böyledir bu işler. Bazı çevreler arkalarına dini aldılar mı maşallahları var, her şeyi söyleyebiliyor, her türlü suçu da kapatabiliyorlar. Öyle olmasaydı muhtarlara kurs sertifikası dağıtan sarayın yerinde yeller esmez miydi?

Bugünkü yazımızı başka bir olayla kapatalım. Hani 17-25 Aralık yolsuzluğu nedeniyle oğlu tutuklanan Erdoğan Bayraktar vardı ya ottan çöpten bir vukuat işlemiş. Bir sitenin güvenlik görevlisini tekme, tokat ve copla dövmüş. Sebebi de Güvenlik görevlisi bunlara kime gideceklerini sormuş, Bayraktar'ın korumaları da arabada bakan var kime gideceğimizi ne yapacaksınız diye çıkışmışlar. Bunun üzerine güvenlik görevlisi de bunları siteye salmamış, sizin anlayacağınız görevini yapmış. Bunun üzerine Erdoğan Bayraktar'ı tanırsınız Karadenizlidir, nasıl 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonu nedeniyle hemen ortalığa atılıp "ben ne yapmışsam Recep Tayyip Erdoğan'ın isteği ile yaptım, ben niye istifa ediyorum o etsin" demişti de sonrasında ikna edilip suskunluk odasına alınmıştı. Yine Karadenizliliğini göstermiş ve Güvenlik görevlisini dövmüş. Olayın duyulması ve savcılığa intikal ettirileceğinin anlaşılması üzerine de Erdoğan Bayraktar gitmiş, artık nasıl ikna ettiyse güvenlikçiyle tatsızlığı gidermişler ve canciğer kuzu sarması oluvermişler.

Sonuç?

Sonuç şu: Devlet ricalinden geçmişler ve şu anda devlet ricali olmayı sürdürenler işlerini biliyor.

Olmadı yurttaşa "sen benim kim olduğumu biliyor musun" dediklerinde akan sular durur ve de dayak atılan kişi de maşallahları vardır muma çevrilir muma…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA