turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KORO BAŞLADI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

21 MAYIS 2016

Dikkat edin sosyalist takımı demiyorum, solcu takımı diyorum. Bu solcu takımı ki canı nasıl istiyorsa öyle davranır. Yerine göre ayrıcalıklardan yanadır, yerine göre de ayrıcalıklara öyle bir karşıdır ki şaşırıp kalırsınız. Şu dokunulmazlık oylamalarında da öyle oldu. Solcuların büyük bir bölümü dokunulmazlara dokunacaklar diye koro başlatıp hop oturdu hop kalktı. Gerçi biz sosyalistler hiçbir zaman AKP ve sarayın istediği anlamda dokunulmazlık ve dokunulabilirlik anlayışına karşıyız da bizimki daha çok ilkesel anlamda olduğu için dokunulmazlıkları ve ayrıcalıkları kabul edemeyiz.

Dünkü dokunulmazlıkların kaldırılması ile ilgili olarak tuzağa düşürülmek istenen tek parti CHP idi. Oturumu yöneten TBMM Başkanı İsmail Kahraman'a karşı laiklik karşıtı söylemlerinden dolayı CHP'nin dışında hiçbir parti tek söz etmediği gibi Merve Kavakçı gibi şeriatçı birinin Bülent Ecevit tarafından TBMM yemin töreninde dışarı çıkarılması olayını da HDP sözcüsü üstüne vazifeymiş gibi o diline dolayıp o eleştirdi. Her ne hikmetse TBMM'de grubu bulunan AKP, MHP ve HDP her fırsatta CHP'ye demediklerini bırakmayacaklar ama başları sıkışınca da ilk akıllarına gelecek CHP olacak. HDP'nin dokunulmazlıklarla ilgili tavrı hep bu minval üzerine oldu. Kürt sorunu ile ilgili olarak çözüm yerinin TBMM olduğunu her fırsatta yineleyen CHP'nin önerileri görülmezlikten gelinip AKP ve saray sakini ile iş tutulurken CHP, HDP'lilerce hatırlanmadı bile ama dokunulmazlıkların kaldırılması ile ilgili olarak CHP demokrat görülerek eleştirilmeye kalkışıldı. Yani eli silahlı PKK ve bu örgüte her anlamda desteği açıkça belli olan HDP, CHP'nin kendilerine şemsiye olmasını istemesininse gerçekten anlaşılacak bir yanı bulunmamaktadır.

Tamam, yargının durumu bugün içler acısıdır. Saray ve AKP iktidarının elinde Dokunulmazlıklar kalkınca da bu yargının kararları asla adaletli olmayacaktır ama tıpkı Dimitrov gibi gerektiğinde adaletsizliği herkesçe bilinen bir mahkemede yargılanıp sözü edilen mahkemenin durumunu savunmalarıyla kimsede yığınların gözleri önüne sermeye cesaret edememektedir. Üstelik yargı bu hale getirilirken "çözüm süreci" ile oyalananlar, niyeyse AKP'ye yargıyı ve devleti teslim ederlerken yarın neler olur diye düşünmemişlerdir bile. Bu süreçte CHP'nin sorumluluğunu inkar etmemekle birlikte; AKP'nin bugün geldiği bu noktada MHP, en çok da HDP suçlu durumdadırlar.

12 Eylül 2010 tarihinde Anayasa referandumunda hayır denilmesi gerekirken sen çık boykot et ve AKP anayasasının geçirilmesini sağla, Gezi gösterilerine faşistler ve Kemalistler katıldı diyerek uzak dur, olup bitenleri Recep Tayyip Erdoğan'a darbe olarak nitele, 17-27 Aralık yolsuzluk operasyonunda adeta AKP'nin ve Recep Tayyip Erdoğan'ın kurtarıcılığına soyun şimdi se yaşananlardan şikayet etmeye kalkarak CHP niye 20 oy vererek dokunulmazlıkların kaldırılmasında rol oynadı diye veryansın et. Doğrusu kimse ne bunu yutar ne de bu tür eleştirilerin maddi zemini vardır. Hem Türkiye'nin bugün getirildiği ortamda payın olsun AKP ile alavere dalavere işler çevir, aman etmeyin yeniden çözüm sürecine dönelim diye yalvar yakar ol, dokunulmazlıklarla ilgi ise CHP'ye at bütün suçu. İşte bu köylü kurnazlığı yenilecek yutulacak şey değildir.

Bu dokunulmazlıklarla ilgili tek tuzak CHP'ye kurulmaktadır. Bu tuzağın hem AKP, hem MHP, hem de HDP tarafından kurulduğu çok bellidir. Çünkü AKP ve MHP referandumla CHP'yi iyice silkelerken HDP de referandumda AKP ile pazarlıkta elini güçlendirmek için yeni fırsatlar yakalamış olacaktı ki, görüldüğü gibi CHP hedef tahtası haline getirilip taraflar muratlarına ereceklerdi. Üstelik bu referanduma partili cumhurbaşkanlığı ya da doğrudan başkanlık sistemi de eklenebilirdi. CHP 20 oy vererek dokunulmazlık teklifinin referanduma sunulmadan geçmesini sağlamış ve gericiler ve faşistler ortaklığının oyunun bozmuştur. Yani referanduma gidilmiş olsaydı HDP, PKK'nın istediği doğrultuda pazarlıkları yeniden başlatmak için manevra üstüne manevra yaparken CHP iyice köşeye kıstırılmış olacaktı. Aynı şekilde İmralı'da sürdürülen Sırrı-Apo-MİT görüşmelerinin özünde de CHP'ye karşı kurulan tuzaklar vardır. Bu tuzaklarda ne yazık ki, bugün dokunulmazlıkların kaldırılmasından muzdarip olan HDP'nin AKP ile birlikte kurdukları tuzak gün gibi ortadadır.

Üstelik TBMM'ye haklarında fezleke düzenlenen milletvekilleri sadece HDP'li milletvekilleri değil, CHP'li çok sayıda milletvekilinin de TBMM Başkanlığı'na ulaşan fezlekeler var. CHP bu gerçeklere karşın ilkesel bir tutumla dokunulmazlıkların kaldırılmasından yana ilkeli bir tutum alırken bugün HDP'liler CHP'nin bu tutumunu eleştiren hatta faşistlikle değerlendiren bir anlayış içine giriyorlar. Bazıları için işlerine gelirse ilkeli olmanın bir değeri vardır, yerine göre de ilkeli davranmak hiç ama hiç doğru değildir.

Bize göre CHP kürsü dokunulmazlığı konusunda ilkeli bir tutum almış, AKP'nin getirdiği ve devamında ise ipin ucunu başkanlık sistemine olmadı partili cumhurbaşkanlığına kadar götüreceği bir referandum olayının 20 oy kullandırtarak önünü kesmiştir.

Ha burada bir de her fırsatta AKP ile masaya dönme arzusunda olan bu isteğini referandumda pazarlıkta elini güçlendirmek için kullanmayı düşünen HDP (ve PKK)nın arzusu vardır ki bu hesapta CHP'nin tutumu ile bir başka bahara bıraktırılmıştır ki, bu yüzden de CHP'nin tutumu asla yanlış değildir.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA