turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


"TAYYİP'İN PARTİSİDİR"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

23 MAYIS 2016

Aslını sorarsanız AKP, 22 Mayıs günü yapılan olağanüstü kongresini önemseyip dikkate değer bile bulmak insan aklıyla alay etmenin de ötesinde tam anlamıyla bir zaman kaybıdır. Öncelikle bu kongrede iradesi sıfırlanmış, yok hükmünde delegelerle kongre yapıyormuş gibi davranan birinin ya da birilerinin olduğunu asla aklımızdan çıkarmamalıyız. Diğer söyleyeceklerimiz ise ardı arkası kesilmeyecek denli çoktur ama dediğimiz gibi önemli noktalara değinip bu kongrenin orasını burasını didiklemeyi bırakmak gerekir.

Hepinizin bildiği gibi Adalet Bakanı koltuğunda oturan ve adaletten bir haber olan Bekir Bozdağ'ın söyledikleri bu zihniyeti anlamak bakımından çok önemliydi. Çünkü Recep Tayyip Erdoğan artık cumhurbaşkanı koltuğunda oturmaktadır, anayasanın 101. Maddesine göre de tartışılmaz bir şekilde tarafsız olmalı ve herhangi bir partinin üyesinden bile öte bir davranış içine girmemelidir. Sözüm ona Bekir Bozdağ Adalet Bakanı'dır amma adı geçen kişinin ne adaletle ne de hukukla en küçük bir ilişkisi yoktur. Eğer olmuş olsaydı kalkıp açış konuşmasında AKP'nin; "Tayyip'in partisidir" demesi gerekmezdi. Eğer bu söz hiçbir sıkıntı, arlanma ve utanma duyulmadan söylenebiliyorsa ki söylenmiştir artık Türkiye'de konuşulacak şey konuşulmuş, yazılacak şey yazılmıştır. Türkiye'de rejim faşist bir diktatörlüktür o kadar.

Recep Tayyip Erdoğan'ın mesajını okuyan Bekir Bozdağ'ı salondakiler izledi, ayağa kalktılar ve hep birlikte ayakta dinlediler. Toplumun karşısına bu mizansenle çıkanların elbette bir bildikleri olduğunu bilmiyor değiliz. Verilmek istenen mesaj; Recep Tayyip Erdoğan'ın bilgisi dışında kuş bile uçamazdır ki, bu tek adamlık, bu şeflik kafası faşizmden başka hangi rejimde olabilir ki? Dombıralı ve bol Recep Tayyip Erdoğan soslu, vıcık vıcık yağcılığın ve kimliksizliğin egemen olduğu salonda Türkiye halkının gözünün içine baka baka okunan meydan bilinmeli ve kabul edilmeli ki faşizmin meydan okumasıydı.

Söyledik, bir daha söylüyoruz. İçerikten ve de her türlü demokrasi ölçülerinden uzak bir kongrenin neyini konuşabiliriz ki? Hem Berat Albayrak Sare Hanım'ın elini sıksa ne olur sıkmasa ne olur. Yok, sıkması inancı gereği midir yoksa bir tavır mıydı bunları konuşup yazsak ne olur yazmasak ne olur? Ortada Ahmet Davutoğlu'nun bir fiske ile devrilip gitmesi varken ve de Davutoğlu olup bitenlerle ilgili vefadan söz etmenin dışında dikkat edin AKP'lilere bile demiyorum Türkiye halkına bir çift söz bile etmezken elin kimliksizlerini konuşmak ve yazmak bizlere niye düşsün ki?

Ülkemiz gerçekten de hızla bunların elinde uçuruma yuvarlanmaktadır. Binali Yıldırım ki, bağlılığının ve de Recep Tayyip'e koşulsuz biat etmesinin dışında hemen herkesin bildiği ve konuştuğu özellikleri de olan birisidir. Adı yolsuzluklarla anılır olduğu için kendisine bir de Milyonali denilmektedir. İşte bu Binali Yıldırım ki, AKP'nin Genel Başkanı seçildikten sonra yaptığı minnet konuşmasında çivi gibi Türkiye'nin yüreğine saplanan sözlerini belleğimize kaydetmeli ve asla unutmamalıyız.

Kongre ile ilgili yandaşlar değişik değerlendirmeler yapsalar da hepsinin ortak paydası kendisine saraydan başbakanlık görevi verilen Binali Yıldırım'ın sözleridir. Yok, "Bayrak değişimi", yok "Başkanlık yürüyüşü", yok "Başkanlığa taşıyacak", yok "Başkanlık kongresi", yok "Sevdan sevdamız, davan davamız" sözleri Binali Yıldırım'ın; "Fiili durum yasal hale gelecek" demesiyle birlikte her şey sütün çıplaklığı ile ortaya serilmiştir. Bu anlayıştır ki dünden bugüne Türkiye'nin başına çorap örmüş ve de örmeye devam edecektir.

Diyelim ki herhangi bir güç hukuku hiçe sayarak fiili bir durum yarattı. Bizler bu oldu bittiye evet deyip arkasından da yasa çıkaranların bu oldu bittisini olağan hukuk kuralları içinde mi sayacağız? Öteden beri Recep Tayyip Erdoğan'ın Rize konuşması ile başlatılan bu yöndeki attığı adamlara tanık olup duruyoruz. Fiili durumu da sineye çekerek ah vahla geçiştirip elimizden ne gelir ki diyerek el ovuşturup duruyoruz, sormak isterim bu bir çare midir?

Uzatmayalım; madem sizler hukuku hiçe sayarak fiili bir durum yarattınız, şimdi de gücünüze inandığınız için yasal bir kılıf hazırlayacağınızı söylüyorsunuz. İşte o zaman size karşı da Türkiye halkı demokratik haklarını kullanarak fiili bir durum yaratırsa ağlaşıp sızlanmayacaksınız.

Biz de sizi böyle uyarıyoruz işte…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA