turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NEYİ KONUŞUYORUZ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

24 MAYIS 2016

Yargı bitmiş. Yüksek Mahkemelerin başkanları Recep Tayyip Erdoğan'la birlikte geziye çıkmışlar Rize'de çay toplama seremonisindeler. Birileri birilerinin elini sıkmamış mışta şeyhülislam hazretlerinin kurumundan açıklama yapılıyor. Kadın eli sıkmak zinhar caiz değilmiş, harammış yani. Sözüm ona siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır denir ya, böyle partilerle nasıl demokrasinin vazgeçilmez unsuru olunur bunu da anlayan varsa beri gelsin. AKP öyle bir politik çizgi izliyor ki, kendi içinde demokrasinin D'si yok ki, demokrasi konusunda Türkiye halkına iyiliği dokunsun. Adamlar Recep Tayyip Erdoğan'ı tek adam haline getirmişler, şefliği önünde secdeye yatmaktalar.

Evet, bu koşullar altında bizler partili cumhurbaşkanlığını ya da başkanlığı konuşuyor ve de ortaya çıkacak koşulları demokrasi mi olur ya da ne bileyim diktatörlük mü diye tartışıyorsak gerçekten de sapla samanı ayırt edemez hale gelmişiz demektir ki, ortaya bir kağnı lafta etsek ne anlamı var ne de ettiğimiz laflar bir işe yarar.

Hani bugüne kadar AKP'nin ve sarayın değiştireceklerini söyledikleri anayasa ile birlikte başkanlık ya da partili cumhurbaşkanlığı gelirse ne nasıl olacak bilen var mı? Bu konuda AKP'nin ve sarayın TBMM'nin fonksiyonunu nasıl gördüğünü, yargının ne durumda olacağı konusunda ne gibi uygulamalar olacağını kim biliyor ki? Ortada konuşulan varsa da yoksa da başkanlık ve partili cumhurbaşkanlığı olunca kim AKP ve sarayın yapmak istediklerini neye yorabilir ki?

Uzun süredir her şeye karışır hale gelmiş bir Diyanet İşleri Başkanlığı var. Bu kurumdan öyle akıl almaz şeyler söyleniyor ki, sanırsınız bunlara dinle ilgili yurttaşın sınırını çizin görevi verilmiş. İşin özüne bakarsanız bu kurumda dile getirilen bazı şeyler var ki, dinle ilinti kurulması bile olası değil. Bugün gelinen noktada mevcut AKP iktidarına ve saraya hizmet eden bir kurum söz konusudur. Bu kurumun yapmadığı bir tek şey kalmıştır o da AKP iktidarının onca yolsuzluğu ve hırsızlığı için fetva çıkarıp bütün bunlar caizdir demesi. Bu da söylendiği zaman Diyanetin hali dört başı mamur olacaktır.

Ya Milli Eğitim Bakanı koltuğunda oturan Nabi Avcı'nın haline ne buyrulur? Gericiliği her anlamda tescilli biri getirilmiş Milli Eğitim'in tepesine oturtulmuş. Sonra da eğitim niçin bu kadar geriledi diye insanlar kafa yoruyorlar. Bu gerçeğin anlaşılmayacak bir yanı mı var? Adam kadın elini sıkmanın günah olduğunu düşünüyor. Karma eğitime zaten karşı. Kafaları örümcekli muhteremlerin çağdaş eğitimi kavrayıp uygulamaları hiç olası mı? Bu yüzden de 14 yıllık AKP iktidarı eğitimi iyice içinden çıkılmaz hale getirmiş ve dibe vurdurmuştur. Sağı solu İmam Hatip Okulları ile dolduran, var olanları da İmam Hatip Okullarına çevirmek isteyen bir anlayışın ülkemize bir yararının dokunacağını kim ya da kimler düşünebilir ki?

Sözün kısası; Recep Tayyip Erdoğan'a gösterilen tutum ve davranış bu çevrelerce nerelere yelken açılmak istendiğini açıkça göstermektedir. Tapınç noktasında kendisine biat edilen kişi karşısında ona tapanların da aslında ne bir hükümleri vardır ne de değerleri. Gerektiği zaman "Reis" kim olursa olsun gözlerinin yaşına bakmadan bir kağıt mendil gibi buruşturup atabilmektedir. Ahmet Davutoğlu ve başkalarının başına gelenler çok açık göstermektedir ki, Recep Tayyip Erdoğan ne edilip edilmesi ve durdurulması gereken birisidir. Ülkenin kendisini desteklemeyen %50'sinden fazlasını %50'yi evde zor tutuyorum diyerek tehdit eden birisinin hükmünü nerelere kadar sıçratacağını kestirmek çok mu zordur?

Artık Türkiye'de soluk almak olabildiğince zorlaşmıştır. Bugün milletin vekilleri bile Recep Tayyip Erdoğan'ın tehdidi altındadır. Durum bu merkezdeyken sıradan yurttaşları koruması ve yurttaşlara kalkan olması gereken yargı da çay toplamaya çıkmışsa vay halimize ki vay halimize…

Ancak şurası da bilinmelidir ki,

BUNDAN BÖYLE HİÇBİR ŞEY NE ESKİSİ GİBİ OLACAK,
NE DE, TÜRKİYE KİMSENİN KEYFİ YÖNETİMİNE BIRAKILACAKTIR…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA