turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İŞLER KARIŞIK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

26 MAYIS 2016

Recep Tayyip Erdoğan'la yurt gezisine çıkıp Çayeli'nde çay toplayan Yargıtay Başkanı'nın Yargıtay yolundaki kısa öyküsü şöyle:

Rüştü Cirit 2003 yılında Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı. O yıl Akbil yolsuzluğu ile ilgili davaya bakıyor. Davada yargılanan Recep Tayyip Erdoğan'a beraat veren yargıç. 2004 yılında ise Yargıtay'a giriyor. 2015 yılında ise Yargıtay Başkanı seçiliyor. İşte bu muhterem yargıcımız, Çayeli gezisi sırasında kısa bir süre içinde Recep Tayyip Erdoğan'a bilinçli bir şekilde pek çok kez "devlet başkanım" diyerek hukuki bir skandala imza atıyor. Bir yargıç düşünün ki Yargıtay'ın en tepesindedir ve o kişi cumhurbaşkanı ile devlet başkanı arasındaki farkı bilmez olsun. Bilmesine elbet biliyor da, bu hitabı bilinçli bir şekilde kullanarak yaratılan fiili duruma yargı eliyle de aklınca imza atarak Recep Tayyip Erdoğan'ın gönlünde taht kurmak istiyor.

Birileri çıkar, "ne var bunda" diye sorabilir. Aslını sorarsanız bunca hukuksuzluğun ve hukuk tanımazlığın yaşandığı ülkemizde kervana bir de Yargıtay Başkanı Rüştü Cirit katılmış katılmamış önemli değildir diye düşünemeyiz. Çünkü bu fiili bir durum yaratarak Anayasa'yı hiçe sayanların suçuna doğrudan ortaklıktır ki, suç olarak düşünülmemesinin olanağı yoktur. Hani bazen bir densiz çıkıyor öyle sözler söylüyor ki hepimiz vay anasına çekerek nerede memleketin Cumhuriyet savcıları diyoruz ya boşuna nefes tüketiyoruz. Boşuna nefes tüketiyoruz çünkü Yargıtay Başkanı'nın hukuk anlayışı bu olursa Cumhuriyet'in Savcılarının da TBMM Başkanı İsmail Kahraman gibilerinin kalkıp laiklikle ilgili ettikleri sözler karşısında lal olup susmaları da şaşırılacak bir şey değildir.

Yargı her konuda olduğu gibi MHP'nin olağanüstü kongresi ile ilgili de akıllara durgunluk veren kararlar vermekten çekinmemiştir.

Bildiğimiz kadarıyla Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin kongrenin yapılması ile ilgili verdiği karar her nasıl oluyorsa Gemerek ve Tosya Asliye Hukuk Mahkemelerinin verdiği kararla durdurulmuş ve Yargıtay'ın kararının beklenmesi yolunda karar verildiği için MHP'nin kongresi yapılamamıştı.

Hani bizler sanırız ki, biri ya da birileri mahkemelerin özgürce karar vermesine müdahale edemez. Ne yazık ki müdahale etmenin bin bir yolu vardır, bu yollar da MHP kongresinde kullanılmıştır. Kimileri vatan-millet aşkıyla bu kongrenin yapılmaması gerektiği yolunda bir kağnı söz ederek mahkemeleri etkiler, kimileri bu dolaylı yola bile başvurmadan işini görüverir. Şimdi Gemerek ve Tosya mahkemelerinin görevi midir ki MHP'nin kongresinin durdurulması için karar çıkartılabilmiştir? Şimdi bu kararların olağan bir karar olduğunu mu düşüneceğiz yani? Dahası yakın akrabaların bile ziyaret edilip verilen kararın değiştirilmesi için araya girenleri nasıl olacak da hukuka saygılılar diye düşüneceğiz.

Ya da zamanında karar vermeyip MHP'nin kongresini ile ilgili karar Mayıs ayı içinde ileri bir tarihte açıklanacak denilerek MHP kongresinin yapılması gereken tarihte yapılmasını Ankara valiliği ve emniyetinin aldığı tedbirlerle engellenmesini sağlayan iktidar gücünün bu işin içinde ne işi olabilir acaba?

Bahçeli'nin yaptığı açıklamaya göre 10 Temmuz tarihinde içinde başkanlık seçiminin de yapılacağı seçimli kongre yapılacakmış. Oysa bildiğimiz kadarıyla yargı kongrenin yapılması için kayyum atadığına göre Genel Merkez'in bu konuda hükmi şahsiyeti ortadan kalkmamış mıdır da, Bahçeli; "Başkanlık için yarışacaklar benimle yarışacaklardır" diyebilmektedir?

Hani bu kongre bizi ilgilendirmez. MHP'ye şu ya da bu şekilde gönül vermiş olanların ve üyelerinin işi, işi olmasına da eğer hukuk bir ülkede böylesine keyfi bir şekilde işletilirse işte o zaman yargının bu tutumu salt MHP'lileri ilgilendirmekten çıkar bütün ülkeyi ilgilendirir hale gelir.

Sonuç olarak; İşler karışık. Recep Tayyip Erdoğan'ın dümeninde oturduğu gemi kesinlikle kontrolden çıkmış bulunmaktadır. Bu yüzden de bu gemide bulunan bütün ülke yurttaşları her an Titanik faciası ile karşılaşabilir. Üstelik de giderilmesi olanaksız sonuçlara neden olacak kadar da ağır yaralar açılmasına da sebep olabilir.

İşte bu yüzden bütün demokrasi güçleri gidişe dur demek için ayağa kalkmalı ve dinci faşist diktatörlüğün önünü yol yakınken kesmelidir.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA