turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KİME VE NEYE HİZMET?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

29 MAYIS 2016

Birileri bir yerlere hizmet ediyor etmesine de geniş halk yığınları yine de olup bitenlerin çok da ayırdında değil. Bizde bu nedenle yazımızın başlığını KİME VE NEYE HİZMET diye koyuyoruz.

Yüksek Yargı'nın başkanlarıyla Recep Tayyit Erdoğan yurt gezisine çıktı ya doğrusu kantarın topu kaçırıldıkça kaçırılmaya devam ediyor. Recep Tayyip Erdoğan konuşuyor Yüksek Yargı'nın başkanları tarafından alkışlanıyor. Recep Tayyip Erdoğan, Anayasal olarak başkan falan değil ama Yüksek Yargı'nın başkanları ona "Başkanım" diye hitap ediyorlar. Sizin anlayacağınız yargının en tepesindeki kişiler anayasal suç işliyorlar. Oysa bu ülkede pek çok solcu ve sosyalist anayasal suç işlediği gerekçesiyle ağır cezalara çarptırıldılar. Halen Sarp Kuray böylesi bir suçlamayla Sincan F Tipi Cezaevinde yatıyor. Birazcık hukuk bilenler için Yüksek Yargı'nın tepesindekilerle ilgili söylenecek çok söz var aslında.

Eh durum bu olunca da işler hepten sarpa sarıyor. Geçtiğimiz günlerde Yargıtay MHP'nin kongresi ile ilgili bir karar verdi. Kararında da kongre ile ilgili açık bir gerekçe yazılmış yazılmasına da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli çıkmış diyor ki; "Yargıtay'ın verdiği karar bulanık." Devamında ise bildiğini okuyacağına dair tehditvari sözler söylemeyi de elden bırakmıyor. Eğer sizler yargıyı bu denli töhmet altına sokarsanız, verilen kararları da işte böyle kimse tanımakta istemez, uymakta. Bugün Recep Tayyip Erdoğan'ın eliyle yargı öyle bir çıkışsızlığın içine itilmiş ki ne yapsanız, ne etseniz bu bozulmayı düzeltmeniz mümkün olmayacak gibi görünüyor.

Dün yazdık. Bugün, Recep Tayyip Erdoğan ve izleyenleri devletin olanaklarını da kullanarak. İstanbul'un Fethi ile ilgili şaşalı bir tören düzenleyeceklermiş. Oysa bunlar Kurtuluş Savaşı ile başlayan Cumhuriyet'in ilan ediliş günü de dahil Türkiye'nin bağımsızlığı ile ilgili günleri kutlamamak için bin bir dolap çevirmiyorlar mıydı? 23 Nisan ve 19 Mayıs kutlamaları bunların tutumu yüzünden şu ya da bu bahaneyle engellenmiş değil miydi? Şimdi kalkmışlar, İstanbul'un Fethini kutluyorlar. Hani onlar çok seviyorlar ya padişahları, Vahdettin değil miydi İstanbul'u işgal kuvvetlerine teslim eden? Madem padişahları çok seviyorlar İstanbul'un işgal kuvvetlerine teslim edilişini de kutlasalar ya? Hani bunlar halktan çekinmemiş olsalar bunu da yapacaklarından adım gibi eminim ya neyse. Biz yine de tarihsel doğrular üzerinden iz sürelim. Eğer Kurtuluş Savaşı başta Mustafa Kemal ve silah arkadaşları tarafından kazanılmasaydı ve de İşgal kuvvetleri geldikleri gibi gönderilmeseydi bugün bu dinci imancı kesimi neyi kutlayacaklardı sormak isterim.

Bugün, kendi yolunda (Şeriat ) yürüyen bir saray ve ona kul köle bağımlı bir AKP iktidarı vardır. Bu iktidar ki niçin vardır gerçekten de sormak gerekir. Madem Recep Tayyip Erdoğan fiili durum yaratarak fiilen başkanlık yetkileri kullanmaya başlamıştır, şu kukla olmaktan öte gitmeyen başbakanlık makamını da ortadan kaldırmış olsa da insanlar da kendisine nasıl yaranacaklarını göstermek için binbir kılığa girmeseler olmaz mı? Binali Yıldırım, ne yapacağını ne edeceğini bilemiyor da, başbakan kendisi olduğu halde Recep Tayyip Erdoğan'a niye başbakanım demek zorunda kalıyor? Yazık değil mi, günah değil mi, bu eziyet niyedir bu zevatlara?

Sizler bir ülkenin cumhurbaşkanı koltuğunda oturan birini düşünün, bir de onun konuşmalarını şöyle bir oturup değerlendirin. Eğer sizde yine de şafak atmıyorsa gidin kendinizi bir çaya mı, bir ırmağa mı, yoksa uçuruma mı atacaksınız atın kurtulun. Bakın muhterem kardeşlikten söz ederken sözü nereye getiriyor? İslamlık varmışta, İslamlık kardeşliği olurmuşta falan filan…eee geriye kalanlar nedir o zaman? Bunda şaşılacak ne var ki düşman!

Bizler kendisiyle kardeş miyiz, değilmiyizi tartışacak değiliz. Değiliz, çünkü sayesinde bu yolları aşıp geçeli çok oldu. Şimdi konuşmamız gereken bu anlayışla nasıl hesaplaşılacağıdır o kadar. Yok, hiçbir şey yokmuş gibi davranıp dur bakalım ne olacak moduna yatarsak işte olacaklar o zaman olacak ve hepimiz Konya'yı, Hanya'yı göreceğiz. Yani, yanisi şu; bu gerici ve faşist çevrelerle öyle bir demokrasi mücadelesi sürdüreceğiz ki, ya demokrasi kazanacak ya da faşizm…

Korkmayın, korkmayın! Biz sosyalistler bazıları gibi karamsar insanlar değiliz.

Elbette DEMOKRASİ kazanacak elbette…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA