turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


FİNCANI TAŞTAN OYARLAR YOLLARA TOMA KOYARLAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

01 HAZİRAN 2016

Her yer polis, her TOMA. Yeni bir Gezi gösterileri başlar mı diye ödleri kopuyor dersem abartmış olmam. Ama ne demişler korkunun ecele faydası yok. Böyle giderse bu ülke daha ne Gezi gösterileri görecek, ne Gezi gösterileri. Öyle ya; sen kalk ortada ne hak, ne özgürlük bırak, ne hukuk tanı. Hem bunlar az geliyor ya, çık kışkırtıcı bir şekilde konuş ve milyonları sindirmeye çalış. Bütün bunlar kalp paradır, geçmez efendim geçmez. Bizler; daha başka geziler yaratacak, sokağa çıkıp meydanları zaptedeceğiz. Sizler de artık sonunuzun geldiğini mi düşünür ülkeyi mi terk edersiniz işte orasını bilemem ama bütün bunların olmaması için hiçbir neden yok.

Ülkemizde neler olup bitiyor neler. Recep Tayyip Erdoğan da çıkıp bizlere; "Alışacaksınız, alışacak" diyor. Öyle ya ülkemiz insanları nelere alışmıyor ki, damadınız Berat Albayrak'ı milletvekili yaptınız alıştık, Enerji Bakanı yaptınız ona da alıştık. Şimdi sıra çiçeği burnunda yeni damadınız Selçuk Bayraktar'a geldi. Çok sürmedi onun da devlet ricali ile görünmesini bir şekilde sağlamış oldunuz. Öyle ya; Bayraktar ailesi TSK'ya insansız hava aracı üretiyormuş. Aldınız damadınızı yanınıza gittiniz tatbikat izlemeye. Bu tatbikatı izleyen bazı genelkurmay başkanları da gerçekten ilginç. Yani şıracı bozacı örneği. Suudi Krallığı, Katar Emirliği gibi.

Biz birçok kez yargının içine düşürüldüğü durumu dile getirip eleştirdik. Bugün bari yazmıyalım diyoruz ya ne mümkün. Muhteremin ve çömezlerinin çam devirmediği gün yok. Bakın muhterem ne diyor: "Ben yasamamın da, cumhurbaşkanıyım, yargının da…"

Bu söylenen sözler dil sürçmesi değil, konuşma akıp giderken ağızdan mealen çıkmış hiç değil. Muhterem hesabını, kitabını iyi yapmış. Amacını da ne gizliyor ne de gizlemek gereği duyuyor. " Ama muhalefet bunu öğrenemedi" diyerek sözlerine daha bir açıklık getirmek istiyor. Hani konu muhalefetin öğrenmesi falan değil, daha çok muhalefetin yargıya yapılan operasyonu kabullenip oturmasından başka bir şey değil. Sonra da muhterem istediği gibi at oynatacak. Hani bir de yargının en tepesine Şeyhülislam hazretleri olarak Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez oturtulursa var ya tadından yenmez o zaman. Mehmet Görmez deyince aklıma geldi. Hani şeytanın işi olmazsa bilmem ne yaparmış ya; bu Diyanet Başkanı ve şürekasının boş işleri tepelerinden aşkın olduğu için çalışmışlar, çabalamışlar Hicri takvimi gündeme getirmişler. Öyle ya Ramazan'ın ve Kurban Bayramının Müslüman alemi ile çakışmıyor oluşu hiç dinimizce kabul edilecek şey miymiş? Ter döküp uzun çalışmalar sonucu işi bitirmişler. Bu işsiz güçsüz takımı sonra da geçmişler televizyon çekimlerinin önüne övüne övüne başarılarından söz ediyorlar. Sizin anlayacağınız Şu TBMM Başkanı eski MTTB Başkanı İsmail Kahraman'ın; "Laiklik anayasadan çıkarılmalıdır" sözü vardı ya işte bu söze denk bir söz etmişler.

Yok be kardeşim; muhterem bize; "Bunlar alışamadılar bugüne kadar alışacaklar" diyor ya, yeminle söylüyorum tepemin tası atıyor. Ya bizler yılların sosyalistiyiz, sizin gibi hukuk tanımaz, özgürlükleri lüks görür, emeğe gram saygısı olmayan, ülkenin bağımsızlığını hiçe sayan, iki sözünüzden biri asmak kesmek, had bildirmek olan bir muhteremin yapıp ettiklerine niye ve neden alışacakmışız? Hani dünya durdukça sizin benzerleriniz de olacak, bizim benzerlerimiz de.

Aramızda gece ile gündüz gibi, akla kara gibi fark var fark. Bu durumda "alışacaksınız" sözü bizim için sadece ve sadece tehdit anlamı taşır ki, buna da pabuç bırakacağımızı kimse aklının ucundan bile geçirmemelidir. Siz ışık bilir misiniz ışık? İşte o ışıklar gibi tüm evreni basıp aydınlatacak olanlar da sizler değil bizleriz. Celallenip köpürmenizin de, iki de bir oraya buraya tehdit savurmanızın da nedeni bu.

Bir de siz söylersiniz de tebanız durur mu? Adalet Bakanı Bekir Bozdağ yargının size bağlı olduğunu çoktan ilan etti de, bir de hükümet sözcüsü bakan Numan Kurtulmuş var, o da çıktı yargının size bağlı olduğunu söyledi. Çok sürmedi arkasından da; "bağlı" sözünün doğru olmadığını söyleyerek sözüm ona özeleştiri mi yaptı ne, birden geri adım atmak zorunda kaldı. Yani sizin anlayacağınız terazisi hiçbir şekilde doğru tartmayan hileli politikacılarla karşı karşıyayız.

Ya onlar bizi yok edecekler ya da biz kazanacağız. Bu gidişin başka yolu yok…

Saray durmuyor. Şimdi de sarayın yanına 700 milyona yakın bir harcama ile bilmem kaç kişilik opera binası yapılacakmış. Hani operadan, şundan bundan çok anlarlar da. Bunların ki opera gereksinimi falan değil, maksat harcama kalemleri çıksın ki, biri ya da birileri vurgunun dik alasını vursun dik alasını…

Eee, işler böyle giderse ne olur?

Ne olacak canım;

FİNCANI TAŞTAN OYARLAR YOLLARA TOMA KOYARLAR


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA