turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NE OLACAK YARIM AKILLILARIN SONU?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

04 HAZİRAN 2016

Sosyalistler her dönem kendilerine solcuyum diyenlerin diyetini ödemiştir. Neler görüp yaşamadık neler. Bazı durumlarda solculuğun moda dönemlerinde sosyalistlerde de solculara bir yerinme olmadı değil. Malum iyi saatte olsunlar solculara ve sosyalistlere karşı tuzak üstüne tuzak kurmuşlar, onları kendi minderlerinde güreşe zorlayarak tasfiye etmeye kalkışmışlardır. Doğal olarak solcuları ve sosyalistleri hazır olmadıkları bir sokak kavgasının içine çekmek başvurdukları en göze batan yol olmuştur. Geçmişte örgütlenen Komünizmle Mücadele Derneklerinden MTTB'ye, Milliyetçi Hareket Partisi'nden Ülkü Ocaklarına kadar sermaye güçlerinin rahatlıkla kullanabilecekleri onca odak vardı ki işte bu odaklar piyasaya sürülüverdi. Sermaye için ne kendilerini dinci imancı, ne milliyetçi ne de solcu sosyalist sayanların toz kadar bir değeri bile yoktur. Sokağa sürülen Ülkücülerin ve diğer dinci kesimlerin şiddetine karşı önce savunmada olan solcu ve sosyalistler daha sonra onlarda aynı karşılığı verdi. Görünüşte verilen kavganın içeriği sınıf mücadelesiymiş gibiydi ancak olan yine de yoksul halkın çocuklarına oluyordu. Sermaye güçleri ise yoksul halkın çocuklarını birbirine kırdırarak istediğini elde etmenin hesabı içindeydi.

Solcular olup bitenlerin yeterince analizini yapmak yerine onlarda bodoslama bu kavganın içine dalarak sermaye güçlerinin sistemlerini kazasız belasız sürdürebilmeleri için ortam hazırlanmasına yardımcı oldular. Doğal olarak ortasından ikiye yarılmış gibi görünen toplumun dövüşen tarafı olarak solcular rağbet gördüler ve yığınsallaştılar. Bu durumun geçiciliğini yeterinde göremeyen sosyalistlerse oluşan bu yapılara karşı eleştirel bir tutum izlediyse de etkili olamadı ve isteyerek ya da istemeyerek sosyalistlerde kendini kavganın içinde buldu.

Sermaye güçleri kurdukları oyunla yetinecek değillerdi ya, onların dağarcığında kim bilir daha kaç çeşit oyun var bilinemezdi. Bir de baktık gördük ki, solcular ve sözüm ona sosyalistler için bayrağımız sorun edilmeye başlanmış. Yani bayrağa karşı saygısızlık anlamına gelen tutum ve davranışlar sergilenmiş. Yeter mi, yetmez, hemen arkasından da İstiklal Marşımız söylenirken oturup protestoya yönelinmiş, kimileri de Enternasyonal'i söyleyerek sözüm ona ne kadar devrimci olduklarını göstermeye çalışmışlardır. Bunlar incelendiğinde görülecektir ki işin içinde iyi saatte olsunların parmağı vardır var olmasına da solcu ve sosyalistim diyen kimi kesimler gerçeği görememişler basbayağı kendilerine kurulan tuzağa düşmüşlerdir.

Sonra gelmişiz bugüne. Değişen hiçbir şey yok. Uluslararası sermaye güçlerinin oyunu aynı şekilde devam ediyor. Emperyalist dünyanın gündemi hazır. Onlar halkları halklara düşman edecekler ki, girdikleri her yerde kendileriyle iş tutan işbirlikçiler bulabilsinler. Daha da önemlisi halklar birbirlerinin kanını içerken emperyalistler deveyi hamuduyla götürüp yarattıkları kan ve gözyaşının üstüne bir de tüy diksinler. Gerçekte bugün dünyanın, bölgenin ve ülkemizin yaşadığı gerçek budur.

Emperyalist başkentlerde sırasıyla ele alınan 1915 Ermeni tehciri yüzyıl sonra yeniden ısıtılmış ve de birer ikişer emperyalist başkentler bu tarihte yaşanan acı olayı soykırım olarak parlamentolarında tescil etmişlerdir. Bu konuda son olarak karar alan ülkelerden biri de 2 Haziran günü Alman Parlamentosu olmuştur. İşte şimdi bizler bu yeni durumu tartışmaktayız. Solcuların, sosyalistlerin bir bölümü, Kürt örgütlerinin neredeyse tamamı alınan bu kararı alkışlar ve devrimcilik olarak görürken biz sosyalistler ise bu tür oyunları emperyalizmin halklara kurduğu tuzak olarak değerlendirmekteyiz. Emperyalist dünya istiyor ki yığınlar emperyalist/kapitalist sömürüye karşı çıkmak yerine birbirleri ile boğuşup enerjilerini tüketsinler ki ortada ne verilen sınıf mücadelesi kalsın ne de SOSYAL DEVRİMLERİN adı anılsın.

Emperyalist/kapitalist dünya, üzerinden 100 yıl geçen bu acı olayı babasının hayrı için kaşıyıp duracak değildir. Kimi solcuların aksine biz sosyalistler emperyalizmin bu yeni oyununun boşa çıkarılması gerektiğini savunuyor, etnik ve inanç boyutunda politika yapanların gerçekte halkları halklara kırdırmak istediklerini söylüyoruz.

Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı ve milletvekili olan Cem Özdemir gibilerinin ise solculuğunun kalp para olmanın ötesinde bir şey olmadığının altını bir kez daha kalın çizgilerle çiziyoruz. Yarım akıllılıkla solculuk yapanların ne olur hali bilemem ama bu konuya biz sosyalistlerin damgasını vurması gerekiyor.

Türkleri Ermenilere, Kürtleri Türklere, Ermenileri Türklere, Türkleri Kürtlere düşman etme mühendisliği yapanları ise şiddet ve nefretle kınıyoruz. Çünkü Avusturya İşçi Marşında olduğu gibi;

'ANAMIZ AMELE SINIFIDIR YURDUMUZ BÜTÜN CİHANDIR BİZİM'


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA