turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


FAŞİZMSE, İŞTE FAŞİZM

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

09 HAZİRAN 2016

Saray ve AKP iktidarı öyle büyük hesaplar içindeki göreceksiniz bu hesaplarının altında kendileri kalacaklar. Soygun ayyuka çıkmış. Hangi taşı kaldırsanız altından yolsuzluk fışkırıyor. Bakanlar ve saray çevresi malı götürmüş ve Karun kadar zengin olmuşlar. Hak, adalet, eşitlik, özgürlük hak getire. Bunların elinde ancak ve ancak kırıntısından söz edebiliyoruz bunların. Devlet kadrolarına eleman alımı torpillerin en âlâsının işlediği uygulamaların sonucu gerçekleşmekte ve kadrolara yandaşlar alınmaktadır. Eğitim bitmiş, eğitimde bilimselliğin yerini dini safsatalar almış. Eğitimdeki her idari kadro hiçbir özelliği olmayan boş kafalı süphaneke ezbercileriyle doldurulmuş. Dini inançlarında hiçbir içtenliğe rastlamanın olanağı yok. Yürekleri kararmış, yüzleri katil surat görünümünü almış. Güvenlik kadroları yandaşlarla doldurularak bir partinin hükmüne tabi kılınmış. Her alanda keyfilik, zorbalık, her alanda baskı, şiddet ve yalan. Sonra da bu uygulamalara dört nala devam.

7 Haziran günü İstanbul'da terör eylemi gerçekleştirildi. Güvenlik güçlerinden ve sivil yurttaşlardan 11 kişi yaşamlarından oldular. Bu kaçıncı diye sormayacağım çünkü bu tür eylemler arttığı oranda AKP yandaş kazanıyor, saray gücünü artırıyor. Anlayacağınız saray ve AKP iktidarı kandan beslenen bir deve dönüşmüş durumda. Bizler terör eylemini şiddet ve nefretle kınadık. Ana muhalefet Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da bu konuda her aklı başında yurttaş gibi hem duyarlı hem de bulunduğu yer itibariyle kendisini sorumlu sayıyor. Bu yüzden de yaşamlarını yitiren asker, polis, sivil yurttaş demeksizin hem cenaze törenlerine katılıyor hem de taziye dileklerinde bulunmak için aileleri ziyaret ediyor. Yalan makinesi saray ve AKP iktidarı ise bu durumdan son derece rahatsız. Onlar istiyorlar ki, ülkenin çocukları ölsünler, AKP'nin oyu artsın, saray yerini sağlamlaştırdıkça sağlamlaştırsın.

İşte bu yüzden Kemal Kılıçdaroğlu'na karşı başlatılan saldırıların da her geçen gün biraz daha arttığını görüyoruz. İ. Melih Gökçek gibi her türlü yolsuzluğun içinde yüzen biri de durumdan vazife çıkarmış olmalı ki, harekete geçip fona Kılıçdaroğlu'nun fotoğrafını koyarak PKK'yı desteklediği imajı yaratan afişleri bilbordlara astırmış. Hani suç olan bir eylem diyeceğiz de bunun bir önemi yok. Yok, çünkü yargı bu gibi konularda sağır ve dilsizi oynamayı sürdürüyor. Ancak yeri gelmişken söyleyelim; İ. Melih Gökçek gibilerin yaptıkları asla yanlarına kalmayacaktır.

Gelelim Fatih camisinde dün yaşanan olaylara. Saray ve iktidar senaryoyu bir güzel hazırlamış. Ve zaten bu halk düşmanı, içi dışı pas tutmuş güruh uzun zamandır camileri politik amaçları için kullanmayı sürdürüyorlar. Yaşamını yitiren 2 polisin cenaze törenine CHP ve CHP milletvekilleri katıldılar. Önce kim olduklarını öğrendiğimiz sapık, hırsız, saldırgan kimseler törene cenaze yakınlarıymış gibi katılıp CHP'nin çelenginin üzerindeki CHP yazısını yırtıyorlar. Sonra da çelengi parçalayıp başlıyorlar Kılıçdaroğlu aleyhine bağırıp çağırmaya. Bu saldırganlardan biri Başbakan koltuğuna oturtulmuş olan Binali Yıldırım'la sıkı fıkı bir şeyler konuşuyor. Emniyet Müdürleri, üst düzey emniyetçiler yanlarında. Cenaze töreni başladığında ise hemen protokolün arkasında yer alan saldırganlar protestolarına devam ediyorlar. Hiçbir müdahale falan yok.

Bağırıp çağıran saldırgan yerinde ayrılıyor. Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Başbakan koltuğunda oturan Binali Yıldırım'ın önünden geçiyor ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun üzerine bir mermi atıyor.

Önce bütün bunların nasıl olabildiğine işaret etmek istiyorum sonra da gözaltına alınan bu dört kişinin durumlarına. İçlerinden biri polis tişörtü ve şapkası giymiş. Birisi Binali Yıldırım'la sıkı fıkı. Gözaltına alınırken polise direnmeye çalışıyorlar. Birisi ben polisim diye karşı koyuyor ama polis molis değil. Onları gözaltından kurtarmak isteyen yalama ve yalaka sürüsünü de bu arada sayalım. 4 kişi alınıp emniyete götürülerek sorgulanıyorlar. Görüntülere bakıyorsunuz kan dondurucu cinsten görüntüler. Emniyet'in tedbirsizliğine bakıyorsunuz tedbirsizlik daha içler acısı ve hatta yok. Düşünüyorsunuz, bu kafa ile elbette terör eylemleri önlenemez. Ve ülkenin çocukları da birer ikişer canlarından olurlar. Tepkiler büyüyor. Aslına bakarsanız tepki demek bile yetersiz kalır çünkü ne iktidarın ne de sarayın olup bitenleri önlemek şöyle dursun teşvik edici bir halleri var. Recep Tayyip Erdoğan'ın sözcüsü İbrahim Kalın'ın attığı twitt, İ. Melih Gökçek'in astırdığı afişler, Binali Yıldırım'ın saldırganla baş başa konuşmaları aklınıza ne geliyorsa tertibin içinde sarayı ve AKP iktidarını işaret ediyor.

Ha bir de 4 kişinin savcılık emriyle salıverilmesi olayı var. Böyle bir olayda savcı hangi hakla ve yasaya dayanarak saldırganları salabilir? Yoksa bu saldırganlar iyi saate olsunlardan mıdır? Ya da ne bileyim saray veya iktidarın kadrolu elamanları mıdır? Olabilir çünkü bunlara hırsız, tacizci çok yakışır çok. Artık resim karesinde saldırganla baş başa oluşlarının yanıtını da Binali vermeli değil mi?

Bu nedenle; saldırıya uğrayan Kemal Kılıçdaroğlu'na geçmiş olsun diyor, dayanışma dileklerimizi iletiyoruz.

Biliyorsunuz; Almanya'da Hitler faşizmi yığınları sindirmek için en zinde güçlerden başlamıştı ezmeye. Türkiye'de de saray ve AKP iktidarı aynı şeyleri yapıyor. Ancak biraz fark var. O dönemde Almanya'da komünistler sosyal bir olgu idi, doğal olarak Hitler faşizmi de ezmeye ve yok etmeye komünistlerden başlamıştı. Bizim ülkemizde ise komünistler özverili bir mücadele içinde olmalarına karşın sosyal bir olgu olmaktan çok uzaklar. Bu yüzden de saray ve AKP faşizmi sindirmeye CHP'den başlamış görünüyor. İşte durum bu merkezde. Faşizmse, işte faşizm. Ya gerçekleri göreceğiz bilmem neyin trene baktığı gibi bakmayıp AKP ve saraya karşı ortak bir demokratik güçbirliği sağlayacağız ya da hep birlikte boynumuzu faşizmin kılıcının önüne uzatacağız.

Seçim sizin. Seçim hepimizin.

Biz Türkiye Sosyalist İşçi Partisi ve Devrimci Halk Partisi olarak CHP ile dayanışmaya karar verdik.

Ya sizler ne yapacaksınız buyurun açıklayın…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA