turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SARAY ZİHNİYETİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

14 HAZİRAN 2016

Her toplumun bir geçmişi var. Kimi toplumlar kendilerini geçmişinin kötü uygulamaları üzerinden değil, değişen dünyada gelinen çağdaşlık üzerinden ifade etmek ister, kimi toplumlar da geçmişlerinin karanlık dehlizlerinde debelenip durur.

Osmanlı Tarihi acılarla dolu bir tarihtir. Kazanıldığı söylenen anlı şanlı zaferler gerçekte bir talan ve yağma üzerine inşa edilmiş zaferlerdir ki, konuya bugünün gözüyle baktığımızda övünülecek, kıvanç duyulacak bir yanı da yoktur.

Yoktur çünkü olup bitenler boyun eğdirme üzerine oturtulmuş en gelişkin haliyle kulluk derekesinden öte bir şey değildir. Osmanlı kan bağı olan en yakınları için bile yağlı bir urgandan başka bir şey olmadığı gibi Türkler için de hayırhak özenecek hiç mi hiçbir yanı yoktur.

Öyleyse nasıl olmaktadır da bazı gerici ve etnisite üzerinden kendilerini topluma yutturmaya kalkanlar böylesi karanlık bir geçmişi göklere çıkartıp iki de birde topluma bir örnek olarak sunabilmektedirler?

Aslına bakarsanız konunun anlaşılmayacak bir yanı yoktur. Hem din hem de etnik köken aidiyeti ilkel bir aidiyetlik olmakla birlikte yığınlar için en kolay sahiplenilen aidiyetlerdir ki, tüm halk düşmanı yönetimler kendilerini en kolay bu iki aidiyet üzerinden ifade ederler, başarılı da olurlar. Sonuçları milyonlar için kötü olabilir olmasına da, bu denenmiş sınanmış yöntem sömürücü ve talancı yönetimler için en kolayı iktidarda kalmanın yoludur da.

14 yıldır AKP iktidarı kendisini bu anlayış üzerinden iktidarda tutmayı başardı. Aynı anlayışla cumhuriyetin kazanımları olarak toplumun elde ettiği ne varsa birer ikişer elinden alındı, alınmaya devam ediyor. Laiklik anlayışı kimsenin dini inançlarına karışılmaması ilkesi üzerinden yaşam bulmuşken bir de bakmışız ki bu anlayış tehlikeli bir şekilde terk edilmiş, bizim vergilerimizle ayakta duran TRT'de bir Profesör bozuntusu çıkmış, "namaz kılmayan hayvandır" diyebiliyor. Hayvan nitelemesi hakaret içerikli söylenmiştir söylenmesine de, haydi bunu da geçtik, bu tür davranışlar gelecek için çok büyük kitle kırımlarına ilk kapı aralayacak davranışlar olduğu için çok büyük önem arz etmektedir.

Çünkü burada açıkça dile getirilen şey namaz kılmayan ve oruç tutmayanların açıkça hedef gösterilmeleridir. Zaten birileri de çıkmış oruç tutmayanların öldürülmesi gerektiğini söylemekten kendisini alamamıştır.

Eşkıya anlayışı ile yurttaşının yasa çıkarıp yasası var diyerek hiçbir güç yurttaşının sırtına vergi yükü yükleyemez. Berat Albayrak'ın ilk icraatlarından birisi kaçak elektrik giderlerini yurttaşlarının sırtına yüklemiş olmasının gerçekte bir zorbalık olduğunu, devlet gücüne dayanılarak vergi adı altında soygunculuk yapıldığını hepimizin bilincine çıkarması gerekir. TRT'deki eşkıyalıkta kılıfına uydurulmuş ve yurttaşın sırtından kaynak elde etmekten başka bir şey değildir. Üstelikte TRT bizim vergilerimizle bizlere hakaret eden ve bizleri hedef gösteren programlara yer vererek gerici ve faşist zihniyete hizmetin ötesinde nitelikli bir tek program yapmayan, talan anlayışı ile yönetilen bir kurum haline dönüşmüştür ki, kimse ama kimse şuna buna yaslanarak böylesi suçları işleme hakkına da yetkisine de sahip değildir.

Açıktan açığa hakaret eden profesör bozuntusu şimdi çıkmış sözlerim yanlış anlaşıldı diyerek sözde zevahiri kurtarmaya çalışmaktadır. Aslına bakarsanız bu tür davranışların özrünün de olmadığı iyi bilinmelidir. Diyelim ki, bu sözlerden vazife çıkaran ülkemizde tonla serseri vardır, sokağa çıksa namaz kılmayan ve oruç tutmayanları palalarla doğrasa bu özürle atlatılacak bir şey midir ki, bu profesör bozuntusunun özrü kabul edilsin.

Ama ne söylesek önemini yitirmiş bir kez. Recep Tayyip Erdoğan AKP milletvekillerine iftar yemeği vermiş. Yemekte yaptığı konuşmada TBMM içtüzüğünün değiştirilmesinden tutun da liselilerin eylemlerine kadar aklına ne eserse onu söylüyor.

Bugün liselere yönetici olarak AKP'nin atadıkları müdür ve yöneticilerin hatta öğretmenlerin bile öğrenciler için ne büyük tehlike yarattıklarını salt öğrenciler değil, hemen her aklı başında yurttaş görüyor, biliyor. Neymiş efendim liseliler tepki gösteriyormuş. Bugüne gelinceye kadar susan ya da susturulan öğrencilerimiz tepkilerini dile getirdikleri için birden bire birileri tarafından kötü amaçlar için yönlendiriliyorlar denilerek; polislere, haydi görevinizi yapın yönünde bir konuşma yapsa yapsa Recep Tayyip Erdoğan yapardı o da oldu sonuçta. Erdoğan, liselileri hedef gösteren bir güzel konuşma yaptı ki, AKP milletvekilleri yemekle birlikte bir güzel bu konuşmayı hazmettiler. Oradan çıkınca da öğrenci avını başlatırlarsa hiç mi hiç şaşırmayalım.

Sonuç olarak her şeyden özellikle de çağdaş eğitimden ve özgürlüklerden ölümden korkar gibi korkan bir zihniyetle karşı karşıyayız. İster bu zihniyete saray zihniyeti, ister AKP zihniyeti diyelim gerçekler gün gibi ortadadır.

Gençlerimize karanlığı ve kul olmayı işaret edenlerin aksine, gençlerimiz eğer ayağa kalmışlarsa karanlık yerine aydınlığı, kul olmak yerine özgürlüğü ve eşit yurttaş olmayı savundukları için ayağa kalkmışlardır. Bu yüzden de gençlerimizin saray zihniyetiyle önünün kesilmesinin ne olanağı vardır ne de kimse bunu başarabilir.

Bu kişi her şeyi yapabileceğine inanan, ya da kendisine inanılan kişi Recep Tayyip Erdoğan bile olsa…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA