turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DİN AL İMAN SAT

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

15 HAZİRAN 2016

Türkiye'nin Rusya ile yaşadığı uçak krizinin arkasından ekonomisinin suyu iyice ısındığı için Saray ve Kabine amiri Binali Yıldırım harekete geçti. Birisi Putin'e mektup yazdı öteki Medvedev'e. Rusların milli bayramını kutlayan ikili neredeyse aynı sözlerle bir an önce aradaki sorunların çözülmesini istediler.

Özellikle Rus uçağının düşürülmesi sonrasında ne demişti Erdoğan; "Emri ben verdim, Rus uçağı yine sınır ihlali yapsa angajman kuralları gereği yine düşürürüz." Eee peki şimdi ne oldu da işler tersine döndü? Saray ve Kabine amiri Binali Yıldırım birlikte niye böyle bir havaya girdiler dersiniz? Bu konuyu aslına bakarsanız sayısız kez yazdık, konuştuk. Bu yüzden de konuyu uzatmadan kısaca belirtelim ki, iktidar için özellikle de Türkiye için birilerinin babayiğitlik taslaması pahalıya mal oldu. Hâlâ da mal olduğu için saray ve AKP bu yükün kendileri için pahalıya mal olacağını anlamış olmalılar ki çark ettiler.

Faşist yönetimin uygulamalarına karşı da hemen her çevreden tepkiler yükselmeye başladı. Turizmciler sinek avladıkları için turist duasına çıkmışlar. Tarımla uğraşanların kolu kanadı kırılmış, malları ellerinde kaldığı için iktidara ve saraya karşı ateş püskürmeye başlamışlar. Eğitim yaşamında neredeyse eski günlere dönülmüş. Baskı, yıldırma gırla. Neredeyse her sınıfın duvarında bir falaka eksik. Eğitim bilimsel olmaktan çıkarılmış, Allahümme salli âlâ ile baş eğilip kaldırılarak yapılır hale gelmiş. Bu yüzden de liseli öğrenciler ülkenin dört bir yanında ayaktalar. Öğrencileri kim nasıl yönetiyormuş, öğrencilerin bunlara baktığı bile yok. Onlar sıkıştırıldıkları mengeneden kurtulmak istedikleri için patlayıp ayağa kalktılar. Bu gerçekler ışığında korkuya kapılan saray ise aynı hamam aynı tas tehditlerine devam etti ve öğrencilerin üzerine polisi saldı.

Ne ki, öğrenciler bu baskılardan yılmadıkları gibi giderek öğrencilerin eylemleri de Türkiye çapına yayıldı. Sorun sarmalı içinde daha da şişen iktidar ise had bildirmenin ötesinde zaten bir şey bildiği yok. Sarayın ve AKP iktidarının girdiği karanlık dehlizden ne yazık ki dönüşü de yok. İşte bu yüzden bir kez daha gerici yasalara sığınılarak ve yargı tümden kontrol altına alınarak işin içinden çıkılabileceği sanılıyor. Bu yüzden de AKP iktidarının yasa teklifleri TBMM'nin eşiğinde bekliyor. Hani şirazeden çıkmak diye bir şey vardır ya saray da, AKP de şirazeden çıkmış durumda. İktidara bağlı çevreler ise abuk subuk işlerin peşindeler. Televizyonlarda hazırlanan iftar programları bile gericiliğin cirit attığı yerler haline geldi. Birisi kalkmış namaz kılmayanların katlinin vacip olup olmadığı sorusunu yöneltiyor. Eee ne yapsınlar Kuran'da böyle bir şey varsa birileri öğrenmek istiyor, harekete geçecekler ya hiç değil bir dayanakları olsun istiyorlar.

Onca kötü şeylerin arasında bir de Başkanlık konusu var. Dün Binali Yıldırım Partisinin Grup toplantısında konuyu gündeme getirdi ve "Kılıçdaroğlu, Amerikan Tipi başkanlık istiyorsa ona da varız, hodri meydan" dedi. Arkasından da Kılıçdaroğlu'nun iki sorusu geldi. Kılıçdaroğlu; Amerikan başkanlık sistemi konuşulacaksa ülkenin eyaletlere bölünüp bölünmeyeceği, bölünecekse her eyaletin ayrı bir parlamentosunun ve yasalarının mı olacağı sorusunu Binali Yıldırım'a tekrar yöneltti ve yanıtını bekliyor. Oysa saray yağdanlığı basın çoktan harekete geçmiş bile. Kılıçdaroğlu'nun sözünden dönüp çark ettiğini yazıp duruyor. Yani sizin anlayacağınız öyle kıvraklaşmışlar öyle kıvraklaşmışlar ki, bir anda söylenmemiş sözü söylenmiş gibi savunmadığını savunmuş gibi yaparak paçavra gazeteler sayfalarına taşıyorlar.

Bir yandan da Recep Tayyip Erdoğan'ın komutanlık yanı kabarmış. Hop Mardine uçtu. Hulusi Akar'la birlikte askerlerle iftar yemeği yemişler. Tabii ki de böyle şeyler olabilir ne var bunda diyebilirsiniz. Olabilir de bu işin altında da bir mesaj olduğu apaçık. Öyle ya sarayla asker sıkı fıkı, kendi ülkemizde mehter marşı ile başlayan İstiklal marşı ile biten zaferler kazanmış olmanın hiç mi bir görüntüsü olmayacak?

Ha bu arada Suriye'de neler oluyor diye merak ediyorsanız Recep Tayyip Erdoğan ve partisinin Suriye macerası bitmiştir. Koalisyon güçleri desteğinde Suriye'nin kuzeyine yerleşmeye ve yeni yeni yerleri sözüm ona özgürleştirmeye çalışan bir PYD vardır, bir de ülkesini onca zorluğa karşın savunan Suriye'nin silahlı kuvvetleri. Bu arada Türkmen Dağı'nda konuşlandığı ileri sürülen Türkmenlerin yerini de artık PYD aldığına göre Türkiye'nin hesabı kitabı hepten Bağdat'tan dönmüştür.

Ancak bu kavganın bir adım ötesi Suriye güçlerinin kendi ülkelerini yeniden ele geçirmek ve bir an önce yaralarını sarmak olacaktır ki, işte o zaman Recep Tayyip Erdoğan sarayda, AKP ise iktidarda olur mu burası çok meçhuldür çok…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA