turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NEREYE KADAR?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

19 HAZİRAN 2016

Biri çıktı profesörümüymüş neymiş, "oruç tutmayanlar hayvandır", bir yobaz çıktı TRT'nin Avaz TV'sinde namaz kılmayanları hedef aldı ve namaz kılmayanların öldürülmesi gerektiği yolunda sapır saçma şeyler söyleyerek böyle olması düşüncesini de din alimlerine dayandırdı. Hayır, adamın fireni patlamış kamyon gibi konuşması, devamında daha da tehlikeli hal aldı. Neymiş efendim; Yeryüzü Allah'ın topraklarıymış, yeryüzünde namaz kılmayanlar gezemezmiş.

Hani bütün bunların devletin televizyonunda olması ise ayrı bir çıkışsızlık. Hepimizin vergisinden beslenen TRT tam olarak paraları har vurup harman savuran bir yer olmanın yanında bir de yaşamımıza kast edenleri programa çıkararak ve onların saçmalarını yayınlayarak ramazan programları adı altında skandallarını sürdürüyor. Bunları rastlantı olarak değerlendirirsek gerçekten de safın da safıyız demektir ki, bu olup bitenlerin hiçbiri rastlantı olmayıp saray ve AKP iktidarının varmak istediği hedefler içinde yer alan gerçekliklerdi.

Arkası kesilmiyor ki. Bu olayın devamı İstanbul Beyoğlu Firuzağa'da patlak verdi. Güney Koreli bir kişi işlettiği plak dükkanında dünyaca ünlü şarkıcıların programını canlı yayınlamaya karar verir. Bunun üzerine o şarkıcıları sevenler orada toplanırlar. Tophaneliler duracak değil ya, her türlü melanetin yuvası olan buralarda yaşayan sözde AKP ve dine bağlı olan bazı lümpen tipler dükkanı basarlar ve oradakileri içki içtikleri gerekçesiyle sıra dayağından geçirip dükkanın için tahrip etmekle kalmazlar, bir de orada bulunanları ve dükkan sahibini yakmakla tehdit ederler. Sonra da geldikleri gibi giderler. Ancak orada bulunan kameralar nedeniyle yaşanan saldırı internet ortamında canlı olarak yayınlanır. 15-20 kişi olan saldırganlara polis ulaşır, 3 kişi gözaltına alınır, biri poliste bırakılır diğer 2 kişinin de poliste sorgusu sürer. Biliyoruz ki onlar da bırakılacaktır.

Bu olay Beyoğlu'nda geçtiği için beyoğlu'nun AKP'li Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan bir açıklama yapar. Açıklamasında saldırganları eleştireceği yerde tam tersine bu saldırıyı internet ortamında yayınlayanlara verir veriştirir. Bu nasıl zihniyet diye Ahmet Misbah Demircan'ın eleştirebiliriz ancak bu tür eleştirilerin ne anlamı vardır ne de canına kast edilen kimselerin sorununa çaredir. Gerçekte olması gereken şey; Ahmet Misbah Demircan gibilerin bir an önce bulunduğu makamı demokratik bir şekilde haklarımızı kullanarak kendisine dar etmektir. Sonra da seçim geldiğinde kendisini tarihin çöp sepetine havale etmek gibi bir görevi yerine getirmek hepimiz için yaşamsaldır.

Konuya baktığımız zaman her üç olayda da adaleti yakından ilgilendiren gerçeklerden söz edebiliriz. TRT'den yurttaşlara hakaret edip yaşamlarına kast edenlerden eğer cumhuriyet savcıları görevlerini yapıp yargının hesap sorması sağlanmayacaksa bu tiplerden başka ne tür yöntemlerle hesap sorulabilir açıkça sormak istiyorum. Yani kim ya da kimler bizleri neye zorlamaktadırlar. Aynı durum plak dükkanı işleten Güney Korelinin de başına gelen ve orada yurttaşların dövülüp ölümle tehdit edilmesi ile ilgilidir ki, bu saldırganların içinde nasıl olur da 3 kişi gözaltına alınır ve 1 kişi hemen arkasından niye salıverilir? Bir de Güney Koreli'nin dükkanının tahrip edilmesi yetmiyormuş gibi dükkan sahibinin gelip dükkanı boşaltmasını istemesi de neyin nesidir? Burası dağ başı mıdır? Eğer dağ başı ise bilelim ki bizler de kendimizi ona göre korumaya alalım. Ya da şöyle diyeyim; tıpkı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yapılan saldırılarda kılını kıpırdatmayan emniyet güçlerinin tutumundan sonra "kendi güvenliğimizi kendimiz alırız" demesi gibi bizler de her yerde kendi güvenliğimizi kendimiz mi alalım? Bir yurttaş olarak savcılara olayla ilgili suç duyurusunda bulunuyorum ve üç beş tophaneli ite yurttaşın kırdırılma girişiminin altındaki kışkırtıcılar da dahil ortaya çıkarılmasını ve hesap sorulmasını istiyorum. Bir şey olmayacağını da bilmiyor değilim ama bakalım görelim ne gibi gelişme olacak diye de düşünmeden edemiyorum.

Gelelim her şeye karışan bay saray sakinine. Yine ortaya çıktı ve Gezi gösterilerine attı tuttu arkasından da o parka tarihi eseri yapacaklarını, Taksim'e bir Selahattin Camisi oturtacaklarını ve AKM'nin yerine de opera binası inşa edeceklerini söyledi. Birçok kişi konu ile ilgili şöyle düşünebilir; canım ne olacak işte Recep Tayyip Erdoğan gündem değiştiriyor, bizler de onu tartışarak zaman yitiriyoruz. Bu sırada da olanlar oluyor. Erdoğan istiyor Yüksek Yargı çil yavrusu gibi dağıtılmakla kalmıyor tam anlamıyla da kontrolleri altına alınıyor, Erdoğan istiyor bir Maarif Vakfı kurulması için yasa çıkarılıyor eğitimin de ipi çekiliyor, asıl bunlardır önemli olan diye de düşünebiliriz.

Ne düşünürsek düşünelim; ülkemizde artık Saray muhtereminin de AKP iktidarının da yaptığı ettiği ne varsa önem kazanmıştır. Bu yüzden de artık bugün BirGün Gazetesi'nde de başlıklandırıldığı gibi harekete geçmeli ve geniş çaplı bir demokrasi mücadelesi başlatmalıyız ki ancak bu gerici, dinci ve faşist taifesine gerekli dersi verebilelim. Yoksa; Gezi parkına tarihi eser inşa edeceğini söyleyen Recep Tayyip Erdoğan'la "tarihi eser inşa edilmez korunur" diye alay etsek ne olur etmesek ne olur. Adam Taksim'e Selahattin Camisi yapacakmış. Çamlıca'ya da yaptı ve oranın dokusunun içine etti. Şimdi de Taksim'de de aynı şekilde cami yaptırıp sözüm ona burayı yayalaştıracakmış. Gerçekte demokratik ülkelerde bu gibi saçmalara gülünür geçilir de bizim ülkemizde ve bizim yaşamımızda gülünüp geçilemez. Tıpkı BirGün Gazetesi'nin 9 başlıkta sıraladığı gibi davranırsak artık üzümün sapı armutun çöpü diye oyalanmaktan daha iyi sonuçlar alabiliriz.

Son söz; Sayın Recep Tayyip Erdoğan siz Kültür Bakanı mısınız ki, oraya tarihi eser inşa edilmez ya etmeye kalkıyorsunuz? Siz Çevre ve Şehircilik Bakanı mısınız ki Taksim'e cami ve opera binası kondurmaktan söz ediyorsunuz?

Sahi sizin göreviniz nedir? Diktatör suçlaması ile karşılaştığınızda hemen harekete geçiyor hakaretten davalar açtırıyorsunuz.

Buyurun söyleyin DİKTATÖR BAŞKA TÜRLÜ NASIL OLUNUR?


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA