turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


GÖSTERİŞ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

25 HAZİRAN 2016

Günlerden Cuma idi. Ankara Adliyesi'ndeydim. Ortalığın ana baba günü olduğunu gördüm. Merak ettim, gördüm ki adliyenin altında oluşturulan mescide koşuyordu herkes. Savcısı, yargıcı, personeli orada görünmek için birbirlerini eziyorlardı desem yeriydi. Bazı kendini bilir savcı, yargıç ve personeli ayırıyorum, ancak nasıl olmuştu da bu noktalara kadar gelmiştik şaşırmamak elde değildi.

Adalet dağıtan, kimliği, kişiliği ile güvenilir olması gereken bu insanlar niye böylesi vıcık vıcık bir ortama kendilerini atmışlar koridorları doldurmuşlardı bilemedim. Bu görevi inandığı için yapanların her zaman gözümde ayrı bir yerleri olmakla birlikte niye bu insanlar yakınlarda bulunan bir camiye gidip Cuma namazlarını kılmıyorlardı da ille de koridorları doldurup oralarda gözükme gayreti içindeydiler anlaşılır gibi değildi. Yaptıkları şeyin bir gösterişten ibaret olduğunu kestiremeyecek kadar mı insanlar defolu hale gelmiş, her biri birer köylü kurnazı olup çıkmışlardı sorgulamak gerekir.

Bu gibi şeyler salt adliyede yaşanıyor değil ki, bir cuma inin Ankara Kızılay'da metroya orada da aynı şeyi göreceksiniz. Yol bulup geçmeniz olanaksızdır. Ortalığı dolduran kalabalığın yaratmak istediği atmosfer öyle tedirgin edici ki, açıkça baskı desem daha iyi. Hani ortalığa serilmektense Kocatepe veya Maltepe camisine gitmek daha kolay ama niyeyse insanlar yarattıkları seremoninin coşkusuna öyle bir kaptırmışlar ki, dört bir yana hadlerini bildirir bir halleri var.

Uzun zamandır her iş merkezinin altının mescide dönüştüğü ve alahey bir görüntü ile Cuma namazlarının kılındığını cümle alem tanık da devletin kurum ve kuruluşlarının bu hallere düşürülmüş olmasını başka türlü okumak gerek herhalde. Hani şimdilerde İktidarda Saray ve AKP var ya, biliyorum sayısız insan iktidara kendini göstermek istiyor niyeyse. Ancak bizler yine de biliyoruz, ülkemizde bir iktidar değişikliği olmuş olsa aynı yerler yine dolar mı diye sorarsanız asla derim asla. İşi gücü gösteriş olan, din alıp satmayı ticaret haline getirenler yine bir anda ortalıktan sıvışırlar ki şaşar kalırsınız. Hem bu kez bu insanların dün dündü, bugün bugündür dediklerini duyduğunuz zaman içiniz bu tür insanlara daha da bir kararır hani.

Gazetelere yansıyan İstanbul Çağlayan Adliyesi'nin koridorlarını namaza kim açmıştır acaba? Hem madem her yer cami her yerde namaz kılınabiliyor bu camilere niye gerek duyuluyor ki? Bu camilere yapılan onca masrafta neyin nesidir bir bilen öne çıkıp yanıt verebilir mi?

Çok söylendi, çok yazıldı. Görev bilmez savcılar için Cumhuriyetin savcısı denilip duruldu. Demek ki kimi insanların sıfatı cumhuriyetle başlasa bile öyle olmuyormuş hani. Mevki ve rahatlık peşinde olanların nelere katlandıklarını görüyoruz, her şey gözümüzün önünde olup bitiyor. Çay toplayanı mı ararsın, Kırşehir'de muhalefete Saray muhteremi attıkça alkışlayanı mı her türlüsünü gördük hani. Çağlayan Adliyesi'nin Cumhuriyet Başsavcısı adliye koridorlarını camiye çevirmiş niye şaşalım ki?

Bir kez her şeyin çivisi çıkmış. Günde 6 asker terör ortamında canlarından oluyorlar Türkiye'de herkes işinde gücünde. İktidar derseniz; ne yapalım askerlik bu orda yatacak değiller ya ölecekler elbette demeye getiriyor attığı her adımla. Muhterem konuşacak ya, onuru, dumuru birbirine karıştırdı. Ülkedeki kırılmayı amma da güzel tarif etti değil mi? Bakın, görün bu halkın evlatları can verecek, birileri de o canların üzerinden iktidar kuleleri inşa edip canlarımıza okuyacak. Şimdi yaşanan budur. Gerçekleri görüyoruz, görüyoruz da numaradan vatanseverlik taslayanlar dayanılacak gibi değiller.

Sanki bu kimselerle bambaşka gezegenlerde yaşıyoruz. Bizim gördüğümüzü bunların görmüyor olması olası mı acaba desek bile sorumuz havada asılı kalıyor. Yitirilen her can sonrası hamasi nutuklar atılıyor, ev, sokak Türk bayrakları ile donatılıp bir de birileri "ya Allah Bismillah Allahüekber" naralarıyla yürürse vatanın bölünmeyeceğine öyle inanılıyor olmalı ki seremoni hiç değişmiyor.

Yaşar Nuri Öztürk, bu gibilerin din tüccarı olduklarını yaşamı boyunca anlatmış durmuştur. Öyle ya; bu din tüccarlarının yedi ceddini toplasanız bir Yaşar Nuri'nin tırnağı etmez tırnağı. Güle güle Naşar Nuri Öztürk! Rahat uyu!

Öyle ya biz ölelim, birileri milyonları götürsün. Biz ölelim, işimiz, aşımız, ekmeğimiz olmasın ama birileri vakıflar kurup binalar, arsalar götürerek ülkenin yazgısında rol oynasın. Biz ölelim, bizim üstümüzden birileri iktidar olsun canımızı çıkarsın. Burada ünlü ozanımız Nazım Hikmet'i anmamak olası mı?

"Dilim söylemeye varmıyor amma suçun çoğu da sende be kardeşim"

Suçun çoğu bizdeyse inanın dilim söylemeye varmıyor amma bizler daha çok al kanlara bulanırız çok daha.

Birileri "başkan olacağım" diye feleğimizi şaşırtır niye anlamıyorsun be kardeşim niye?


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA