turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DÖNÜŞÜ YOK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

28 HAZİRAN 2016

AKP iktidarının ve sarayın dönüşü yok. Bu yüzden de işi sonuna kadar götüreceklerdir. Dün TBMM'de Yüksek Yargı ile ilgili yasa görüşülürken yasa tasarısı üzerinde iyi hazırlanmış bir konuşma yapan Deniz Baykal'ın konuşması anlayan için iyi bir ders niteliğindeydi. Gönül isterdi ki bu konuşmayı saraya ve AKP'ye karşı olan herkes bir şekilde ne edip etsin dinlesin. Hatta AKP ve sarayı tutanlar için bu konuşmayı dinlemek bana göre daha yaşamsal bir durum arz ediyor.

Deniz Baykal, yasaya karşı okkalı bir konuşma yapmıştır tamam da, ne yazık ki bu konuşmaya kulak asacak karşıda kimseciklerin bulunmadığını da oturdukları yerden bu konuşmayı alı al, moru mor izleyen iktidardan kimsenin olmadığı da bir gerçek. Çünkü saray ve AKP iktidarı artık yanlışlarından geri adım atarak kurtulacağını asla düşünmemektedir. Bu yüzden de yargıda gerçekleştirilmek istenen girişimler aynı zamanda da iktidarın ve sarayın kendisini koruma altına almak çabasından öte bir şey değildir.

12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Anayasa referandumu ile birlikte iktidar tarafından hep oldu bittiler yaşama geçirilmiştir. Uygulamaların açıkça Anayasa aykırı olduğu biline biline HSYK'da, Danıştay'da, Yargıtay'da adımlar atılmış devreye AYM'nin girmesine bile fırsat verilmeden yaratılan fiili durum nedeniyle atı alan Üsküdarı geçmiştir. Yüksek Yargı ile ilgili olarak bu son yapılacak yasa değişikliğinin de Anayasaya aykırılığı biline biline AKP gecenin bir saatinde TBMM'ye mesai yaptırıp yasayı bir an önce geçirmek istemektedir. Durum incelendiğinde bu yasanın Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edileceği kesin gibi gözükmektedir. Ne ki AKP ve saray için bunun da hiç mi hiçbir önemi yoktur.

Yasa AYM'de görüşülüp iptal edilinceye kadar gerekli görevden almalar ve atamalar yapılacak böylece fiili bir durum yaratılarak geriye dönüş engellenecektir. Yani sizin anlayacağınız saray ve AKP iktidarının bu uygulamalarda meşruluk aradığını kimse ama kimse aklının ucundan bile geçirmemelidir. Yapılan eleştirilere de şöyle yüksek tondan laf ola beri gele cinsinden "ne yapacaktık" yönünde bir karşılık verilecek, böylece de AYM yasayı iptal bile etmiş olsa AKP ve sarayın almak istediğini aldığı görülecektir.

Madem durum bu merkezdedir yani saray ve AKP meşruluk falan gözetmemektedir, bu nedenle de saray ve AKP'nin uygulamaları da yok hükmündedir. Bu durum hukukta da böyledir, toplum katında da. Gerçek bu olunca da saray ve AKP'ye karşı daha etkin ve daha sonuç alıcı mücadele yolları mutlaka bulunmalıdır.

Bir iktidar düşünün ki terörü bitirmek bağlamında onca hataya imza atmış, PKK'nın silah yığınağına göz yummakla kalmamış bugünkü sonuçları doğuran her kapıyı aralamış sonra da son terörist kalıncaya kadar mücadeleye devam edilecektir kabilinden milliyetçi afaki bir söylem tarzına tutunarak güç kazanmaya girişmiştir. Bir iktidar düşünün ki yol açtığı sonuçların bile hesabını vermek şöyle dursun doğru şeyler yaptığına inanıp kendi toprağını ve şehirlerini yerle bir etmiş, onca asker ve güvenlik görevlilerinin ölümüne yol açmış sonra da Devlet Bahçeli'nin deyimiyle taş taş üstünde, baş baş üstünde bırakmayacak girişimlere yönelmiştir amma yine de olayların içinden kolaylıkla yakayı sıyırmaktadır.

İşte bu olanların anlaşılacak bir yanı yoktur.

Sıyırmak deyince aklıma geldi. Bu arda sıyıranların içinde bir de Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek bulunmaktadır. Doğu Perinçek'e göre Recep Tayyip Erdoğan giderek Atatürkçü çizgiye gelmektedir ki, bu sözler bile Doğu Perinçek başta olmak üzere Vatan Partililerin büyük bir kısmının ne büyük bir açmaz içinde olduklarını ve Atatürkçülüklerinin de sahte olduğunu göstermektedir. Bu konu ayrı bir yazıda ele alınabilir.

Düşünün ki, bu iktidar yakın, uzak Türkiye'ye dostane bakacak bir tek ülke bile bırakmamış, bu politikalarının yanlışlığını fark ettiği anda bile ilk iş, İsrail'le dostluk bağlarını geliştirmek için adım atmıştır. Yani sözün özü Amerika bunların kulağını çektiği için İsrail'le onca söylenen söz ve gerçekler görmezden gelinerek anlaşmaya varılmıştır. Aynı durum Rusya ile bozulan ilişkiler için de geçerlidir. Recep Tayyip Erdoğan sonuç olarak arızalı davranışlar sergileyen sanki kendileri değil de başkalarıymış gibi oturup Putin'e özür yerine geçecek bir mektup yazmak zorunda kalmıştır.

Uzatmayalım, AKP ve saray dönüşü olmayan bir yoldadır. Bunların ayakları tökezlediği andan itibaren karşılaşacakları cezalar günyüzü görmeyecek cezalardır. Bu yüzden de bunlar içsavaş dahil her şeyi göze almış bulunmaktadırlar.

Yazımı bitirirken bir şeye daha işaret etmek istiyorum.

Saray; Gezi gösterilerine benzer bir gösterinin bir kez daha patlamasından yanadır.

Bu kez göstericilerin üzerine polislerin yanında asker de sürülecek, tanklar meydanlara çıkarılarak saray ve AKP iktidarı tarafından askerin de kendileriyle birlikte olduğu gösterilecek ki, kimse AKP'nin uygulamalarına kafa tutacak yürekliliği kendinde bulamasın.

Hesap budur, ancak ne saray ne de AKP iktidarı bu hesabın içinden çıkacak ne bilgiye ne de yürekliliğe sahiptir.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA