turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İFTAR YEMEĞİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

30 HAZİRAN 2016

Ülke kana bulanmış kimin umrunda. Saray başta şaşalı iftar yemeklerini sürdürüyorlar. Sanki yapılan harcamalar babalarının cebinden çıkıyor. Her birimizin alın terinden kesilenlerle birileri kendi ikballeri için iftar yemeği veriyor ki, hem deve yükü sevap kazanıp cennet parselleyecekler hem de uyumaktan bir hâl olmuş yığınların biraz daha uyumaları için efsunlu sözler üfürüp duracaklar. Bizler de bu olup bitenleri kuzu kuzu seyredeceğiz öyle mi? Eğer seyredersek bilinsin ki, ülkemizde yaşanan canlı bomba saldırıları daha çok can alacak demektir. Hem, saray muhtereminin ve AKP iktidarının yaptıkları ettikleri sonrasında Türkiye büyük bedeller ödeyecek, saray ve AKP iktidarı ise attıkları adımları kendi lehlerine çevirmek için bir yandan kahramanlık, bir yandan milliyetçilik taslayıp yüz yıllık uykularından bir türlü uyanmayanların oylarını bir kez daha alarak iktidarda mı kalacaklar? Sonra da bakacağız göreceğiz ki İsrail'le masaya oturulup anlaşma yapılmış, Rusya'dan özür dilenip eski günlere dönülmesi için kapı aralanmış. Bu durumda adama sormazlar mı, madem böyle olacaktı niçin onca tantana yapıldı. Gerçi bu olayı anlatan iyi bir fıkra var da şimdi geçelim bu fıkrayı.

Gazetelere baktım hepsi benzer başlıklar kullanmış ve duygu yoğunluklu sözleri manşetlerine taşımışlar. Doğrudur, 78 milyon insanımızın her birinin öyle öyküleri var ki dinlesek içimiz sızlayacaktır. 7 Haziran 2015 tarihinden bu yana yaşamını yitiren 700'ü aşkın askerler ve diğer güvenlik görelilerinin de tek tek araştırsak içimizi yakan öyküleri öyle çoktur ki. Ya bu savaşta evleri barkları yıkılan, yaşamından olanların hiç mi öyküsü yoktur, onların öyküleri de içimizi sızlatmaz mı? 28 Haziran akşamı Atatürk Havalimanı'nı kana bulayıp yaşamları söndüren IŞİD eyleminden sonra da yaşamları bir kurşun ya da şarapnel parçası ile sönenlerin de hiç kuşku yok ki akıl almaz acıklı öyküleri vardır.

Dün akşam hastanede yaşamını yitiren 22 yaşında Merve kızımız üniversite öğrencisidir ve okul giderlerini karşılamak için satış elemanı olarak çalışmaktadır. Ya geride 4 çocuğunu bırakan anneye ne denilir? Kuşkusuz durumdan kuşkulanan ve silahını ateşleyen polis için de aynı şeyleri söyleyebiliriz. Diğerleri, hepsi hepsi içimizi acıtan öyküleriyle bu dünyadan koparılıp alınmışlardır.

Aynı gece TBMM'de Yüksek Yargı ile ilgili bir yasa nasıl ve ne diye geçirilmiştir, hiç bunlara kafa patlatıyor muyuz? Bu yasa onaylanıp yürürlüğe girdikten sonra saray ihtirasının ve varlığı yokluğu tartışılır sözde hükümetin bundan böyle ne büyük acılara kapı aralayacağı ile ilgili hiç kafa yordunuz mu? Ya da bu kafa ile bu iktidarın terörü merörü önleyemeyip daha kaç kişinin canına mal olacağını da mı aklınızdan geçirmiyorsunuz? Öyle görünüyor ki, daha çok acıklı yaşamların öyküleriyle içimiz acıyacak, sorumlu ararken burnumuzun dibini göremez vaziyette çırpınıp duracağız öyle mi?

Recep Tayyip Erdoğan bizlerin sırtından sarayda iftar yemeği verip duruyor ya, verilen sadece iftar yemeği de değil, muhterem aynı zamanda da herkese gözdağı verip veriştiriyor. Sözlerini bir araya getirseniz hepsi hem de böyle bir günde öyle yersiz kaçıyor ki, kim diyebilir ki bu konuşma cumhurbaşkanı koltuğunda oturan kişinin yapacağı konuşmadır? Neymiş efendim Salı gününden Salı gününe kendisine verilen konuşma hakkını (lütfetmiş) kullanan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kendisine hakaret eden sözler söylemişmiş. Bu yüzden de bilmem kaç yıldır partisinin başındaymış, hep yenilmiş, hesap adamı olduğuna göre istifa eder çekip gidermiş. Nasıl oluyorsa muhteremin aklına cumhurbaşkanı olduğu aklına estiği gibi konuşup davranırken gelmiyor da Kılıçdaroğlu kendisini eleştirince geliyor ve diyor ki, cumhurbaşkanına hakaret ediyor.

İsrail'le anlaşma yaptı ya, İHH'dan eleştiri gelmiş. O İHH ki, terör örgütlerine iktidarla işbirliği içinde silah dahil her türlü lojistik desteğin gönderilmesinde rol alan bir kuruluş. Şimdi muhterem İHH'ya da sırt çevirmiş olmalı ki, "gemilerle Gazze'ye giderken bize mi sordunuz" diyebiliyor. Buna anında satış derler ya varsınlar satsınlar birbirlerini. Bir de paralel yapı var. Paralel yapı cumhurbaşkanlığına bile sızmış. Muhterem bu sözlerle kimi kast ediyor dersiniz? Tabii ki de Abdullah Gül'ü. Ne güzel değil mi? Bir bir gerçekler günışığına çıkıyor. Atatürk Havalimanı'nda korkunç bir İŞID saldırısı yaşanmış 50'ye yakın kişi yaşamını yitirmiş, 300 yaralı var o yine de bildiğini okuyor. Orada bulunan haram lokma yiyip sevap kazanan toplulukta kendisini alkışlıyor.

Konuş muhterem konuş!

Haram lokma yiyip sevap kazananlar alkışlayın muhteremi alkışlayın!

Ama unutmayın ki, içimizi acıtan olaylarda yaşamını yitiren herkesin bir öyküsü var.

Sizlerinde muhakkak bir öyküsü olacak. Çünkü rüzgâr ektiniz, fırtına biçeceksiniz, yakındır…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA