turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


2 TEMMUZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

02 TEMMUZ 2016

Bugün 2 Temmuz.

Sivas'ta dinci yobazların güzel insanlarımızı katlinin üstünden tamı tamına 23 yıl geçti. Konu 23 yıldır tartışılır, 23 yıldır mitingler ve anmalar yapılır. İstenir ki bu acı unutulmasın, istenir ki halk düşmanları ne menem şeylermiş akıllara kazınıp kalsın. Biliyoruz her zaman olduğu gibi ateş düştüğü yeri yakıyor. Biliyoruz ki orada yaşamını yitiren güzel insanlarımızın, gençlerimizin ve çocuklarımızın acısı hâlâ ailelerinin yüreğinde. Her yıl yapılan miting ve anmalara katılanların sayısı da giderek azalıyor. Bir başka deyişle toplum her yönden o denli gerici faşist iktidar AKP ve saray tarafından sıkıştırıldı ki, ya yığınlar yılgınlığa uğradılar ya da 23 yıldır bu yollarda enerjilerini tüketerek köşelerine çekildiler. Kabul edelim ki, Sivas'ta yaşanan insanlık dışı bu katliamı protesto için sadece Alevi kökenli yurttaşlarımızın katılımıyla yapabilsek bile meydanların insan selinden geçilemeyeceği bir gerçekken ne oldu da katılımlar her geçen gün biraz daha azalarak sönükleşti? İlericiler, devrimciler ve sosyalistler bu gerçek karşısında niçin daha yüreklice konuşup iyi bir analiz yapmaktan uzak dururlar dersiniz?

Kim ne söylerse söylesin, dinci gericilik ve faşist güçlerle demokrasi güçleri zaman zaman güçlenen zaman zaman geri çekilen ama mücadeleyi hep sürdüren bir devinim içindedir. Gün gelir mücadele doruk noktasına çıkar, gün gelir mücadele iyice dibe vurmuştur. İşte tam da bu gerçekler ışığında her şeyin yüz kez düşünülmesi ve harekete geçilmesi için koşulların doğru bir şekilde analizinin yapılması gerekir. Biliyoruz deliye her gün bayram olduğu gibi kimi sol gruplar içinde her gün devrim yapılabilir görüşü ağırlıktadır.

Bu yüzden de özellikle çocukluk hastalığı ile malül solcu takımı hiçbir şeyin hesabını kitabını yapmadan yığınların ve kendilerinin enerjilerini kolaylıkla harcayıp ortalıkta dili dışarıda kalıverirler. Gezi gösterileri sözünü ettiğimiz gerçeğin en taze olanıdır. Öyle ki, gün gelmiş alanlar boşalıvermiştir ama solcu takımı yine de benzer bir hareketliliğin aynısını örgütleyip mücadeleyi yükseltebileceklerini sanırlar. Hatta 'Haziran Hareketi' bile bu anlayışın bir sonucudur amma nedense bir suda bir kez yıkanıldığı bile düşünülüp akıl edilemez. İşte bu yüzden 2 Temmuz gibi canlarımızın yakıldığı bir günde bile alanlar eşyanın doğası gereği azalıp seyrekleşmiştir.

Bazı dernek ve siyasi yapılar için 2 Temmuz bir eylem nedeni olarak kavrandığı ve olmazsa olmaz olarak düşünüldüğü için bu kesimlerin gerçeklerin analizini doğru yapacaklarını da düşünemiyorum. Bu bağlamda diyorum ki bırakalım bu yapılar kendi işlerini yapsınlar ama sosyalistler de asli görevlerini titizlikle yerine getirerek toplumsal mücadelenin kaldıracını doğru ve yerinde kullanmayı artık öğrensinler diyorum. Yoksa yığınları iki de bir sokağa çağırarak her defasında umutsuzlukla tanıştırmak bizlerin işi olmamalı. Biliyorum benim bu önerimi, cin çakmak devrimcilik ayaklarında eleştirecekler de olacaktır ancak gerçeklerin ne denli direngen olduğunu da kimseler akıllarından çıkarmamalıdır.

Başında yazdım, madem 2 Temmuz bu denli önemlidir ve de daha çok Alevi inanç grubu için duyarlılık gösterilmesi gereken bir gündür acaba ne olmaktadır da Alevilerin onda biri bile katılsa örneğin Ankara'da yüz binden aşağı olmaması gereken miting 3-5 bin arasında kalmaktadır?

Konu ile ilgili konuşulacak çok şey var aslında. Örneğin AKP ve Saray muhtereminin gayretleriyle Ortadoğu'da iyice güçlenen IŞİD, El Kaide, El Nusra ve öteki ıvır zıvır İslami terör örgütleri tartışılırken son zamanlarda bu dinci takımında İslamiyet bu değil savı adet haline getirildi. Neymiş efendim; İslamiyet'te canlı bomba, kafa kesme, bunca zalimlik şu bu yokmuş. Haydi öyle olsun diyelim, diyelim de Sivas'ta Madımak Oteli'nde canlarımızı Allahüekber bağırtıları ile yakanlar neyin nesiydi? Yoksa onlar da mı IŞİD'çı idiler? Bu olaylarda rol alanların hiç izini sürdünüz mü? Bu yobazlar Erbakan'ın daha sonra da AKP'nin içinde yer almadılar mı? Politik ikballerini kim ya da kimlerle gerçekleştirdiklerini bilmiyor muyuz?

Bugün her anlamda sıkışan dinci taifesi kendilerini her ne kadar IŞİD gibi yapılardan ayrı tutmak için "İslam bu değil" diyerek terter tepinseler de gerçekleri ne yazık ki, atla eşeğin çiftleşmesinden doğan katır kadar gözlerimizin önündedir. Yoksa AKP iktidarı bölgede İŞID dahil İslami terör örgütlerinin hemen hepsini niye desteklesinler değil mi?

Atatürk Havalimanı'nda 3 IŞİD'li canlı bombacının gerçekleştirdiği eylem sonrası 44 canımız yaşamlarını yitirdi 300'e yakın da yaralımız var. Eğer AKP ve sarayın genetiği IŞİD'le benzerlik taşımamış olsaydı kalkıp bir gün sonra Osmangazi köprüsünü bayram havasında açarlar mıydı? Binali Yıldırım'ın ikide bir "cumhurbaşkanım, cumhurbaşkanım" diye seslenip bugünü bayram ilan etmesi ve ortalığa konfetilerin saçılması nasıl olabilirdi? Bugün hepimiz biliyoruz da iktidarın her olanağı elinde olan saray ve AKP mi bilmiyor bu İslami terör örgütlerinin Türkiye içinde nasıl eğitilip, hangi kamplarda ve cami önlerinde bu örgütlere militan devşirilildiğini?

Söyledik, söylüyoruz; AKP ve saray faşizmine karşı toplumun sosyal devrim bağlamında diri ve kalıcı bir örgütlenmesi gerçekleştirilmeden ve kalıcı hale getirilmeden dinci faşist çetenin iktidardan sökülüp atılması ve ileri amaçlar için bayrağımızı daha da yükseltmenin olanağı yoktur.

Bu gerçekler ışığında 2 Temmuz gününü hiç unutmamalı fakat yığınlara yüksek moral ve bilinç kazandıracak doğru ve yerinde adımlar atmayı da asla gündemimizden çıkarmamalıyız.

Yoksa daha çok jöleli saray soytarılarına kızıp dururuz.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA